|
Seçim zamanı ya, Ankara’da oldukça sıkça ve her yerde anlatılan bir Karadeniz fıkrası dilden dile dolaşmakta…
Sözümüz meclisten dışarı diyelim, ne olur ne olmaz insanlar alıngan oldular bu sıralar.
Karadenizli yaşlıca bir teyze köyün girişindeki çeşmeden bakraçlarına su doldurmuş evine doğru ilerliyormuş.
Seçim zamanı olduğu için köy köy gezen siyasi bir partiye mensup milletvekili adayı da oradan geçmekteymiş.
Yaşlı teyzeyi su dolu bakraçları taşırken görünce yanına koşmuş. “Ver ben taşıyayım bakraçlarını” diyerek teyzeye yardımcı olmuş.
Hal hatır sorarak, evin önüne kadar bakraçları taşıyan aday, evin önüne geldiklerinde “Teyze beni tanıdın mı?” diye sormuş. Tanımadığını söyleyen teyzeye kendini tanıtmaya başlamış. “Ben bir partinin milletvekili adayıyım.” diye başlamış konuşmaya…
Anlattıkça coşmuş…coştukça anlatmış…
Ben…şunu yapacağım…
Ben…bunu yapacağım…
Aday konuşurken, yaşlı teyze bir taraftan adayı dinlerken, diğer taraftan bakraçtaki suları yere dökmeye başlamış.
Milletvekili adayı;
“Ne diye döküyorsun bu suları? O kadar da taşımaya uğraştık.”
Teyze;
“Uy uşağım. Ben aha bu su ile abdest alacaidum” demiş.
Siyasi partilerin önlerinde, taleplilerin sayısı oldukça artmış bu sıralar.
Sözü geçen birinin adamıdır, ihale talep eder…
Okulu yeni bitirmiştir, iş talep eder…
Evinde yiyeceği yoktur, aş talep eder…
Evinde yakacağı yoktur, kömür talep eder…
Gecekondusu vardır, tapu talep eder…
Mahallesinde bozuk yol vardır, asfalt talep eder…
Cenazesi vardır, mezar talep eder…
Düğünü vardır, salon talep eder…
Okuyan çocuğu vardır, burs talep eder…
Canınız çok sıkıldığında bir gezin buraları.
İnsanlara “Bit pazarında nasıl nur arattıklarına” bakın.
Oradan da çıkın mezarlığa gidin. Mezar taşlarının üstündeki isimler ile tarihleri okuyun. Kimisi çok kısa hayat sürmüştür, kimisi de çok uzun.
İçiniz burkulur.
Ama kimsenin kalıcı olmadığını ve mezarlıkların vazgeçilmezlerle dolu olduğunu görürsünüz.
LAFA GELİNCE AYRI…
UYGULAMADA AYRI…
Konuşanlar mı?
Valla ben onlara bir yer bulamadım.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|