|
Henüz 6-7 yaşlarındayken babaannemin anlattığı bir masal vardı. O yaşlarda her çocuk gibi ben de evde bir hayvan beslemeyi çok istiyordum. Sürekli eve baskı yapıyordum. Belki de bu yüzden anlatıyordu babaannem bu masalı bana.
Nedense en çok hoşuma giden ve aklımda kalan bu masal olmuştu.
Bugünkü ortama o kadar güzel uyuyor ki…
O yüzden soruyorum “Herkes hak ettiği yerde mi?” diye size.
Soruyu, şu anda gündemde seçim olduğu için şu şekilde değiştirelim;
“Herkes hak ettiği sırada mı?”
Neyse, ben masalımı anlatayım da herkes ister uyusun dinleyince, ister uyansın!
Yavru deve, anne deveye, sırtlarında niçin iri iri yumrular (hörgüç) olduğunu sorar. Anne deve: “Biz çöl hayvanıyız. Günlerce, aylarca su bulamadığımız olur. Oraya depoladığımız suyu kullanırız” der.
Yavru deve bu defa, ayaklarının diğer hayvanlardan niçin daha enli olduğunu sorar. Anne deve: “Biz çöl hayvanıyız, kuma batmamak için ayaklarımız enli ve geniş yaratılmıştır.” der.
Yavru deve tekrar, kirpiklerinin niçin iki katlı olduğunu sorar anne deveye.
Anne deve: “Biz çöl hayvanıyız. Kum bulutlarının ve tozlarının gözümüze girmemesi için kirpiklerimiz iki katlıdır.” der.
Bu cevaplara dayanamayan yavru deve: “Peki anne, o zaman biz niçin HAYVANAT BAHÇESİNDEYİZ?” demekten kendini alamaz.
Ne bilsin yavru, herkes hak ettiği yerde olmuyor ki?
Peki hayrete düşen sadece yavru deve mi?
Biz insanlar da aynı haksızlıklara düştüğümüzde, “Peki o zaman ben neden buradayım” demiyor muyuz?
Herkes layık olduğu, daha doğrusu hak ettiği yerde olsa, isyanları oynamazdı zaten.
Yavru deve belki de kendi fizyolojik ve biyolojik yapısındaki farklılıktan dolayı hak etmediği yerde olduğunu düşünmüştür.
İnsanları da hak ettikleri yere gelmediklerinde hayrete düşüren “Acaba benim fizyolojik, biyolojik, ırk, cins, renk yapılarındaki özelliğim diğerlerinden faklı mı?” düşünceleri oluyor.
Oysa farklılıklar yapı özelliklerinden değil kişisel özelliklerden kaynaklanmaktadır.
Sırtı kalın olan…
Amcası olan…
Dayısı olan…muhteşem bir ahenkle yol alır.
Hele de ellerine fırsat geçmesin.
“Tırtıl iki diş bulsa eğer, ormanı yerdi…
Şayet kediler haftada bir gün uçabilse, dünyada bütün serçelerin nesli biterdi” demiş Bekir Sıtkı Erdoğan.
Bunların da eline bir fırsat geçmesin, tırtıl ile kediden beter olurlardı alimallah…
İşte dünyayı acımasızlığı ile kasıp kavuran Hitler. Hitler’in güzel sanatlar okuluna gidemediği için asker olduğunu biliyor muydunuz?
Kendi yeteneği doğrultusunda eğitim alsaydı belki de çok iyi bir ressam olacaktı.
O zaman da böylesi bir canavar ve insanlığın başına bela da olmayacaktı.
“Ben niçin olmam gerektiği yerde değilim” diyen insanların sayısı gittikçe artmakta.
Olmaması gereken yerde bulunan yavru deve haklı olarak: “Anne, öyleyse biz niçin hayvanat bahçesindeyiz?”diyor.
Peki, siz ne diyorsunuz?
Her Gününüz Güzel Olsun.
|