Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow BUNUN NERESİ AKIL İÇİ
 
BUNUN NERESİ AKIL İÇİ Yazdır E-posta
18 06 2007
Türkçesini araştırmış olmama rağmen, “hurafe”ye yakışacak bir sözcük bulamadım. Ben bulamadım diye, bu acayip sözcüğün Türkçesinin olmayacağını iddia ediyor değilim. Bir gün bulunacaktır; eğer bulunamazsa, bir sözcük uydurulacaktır. Belirli kaideler içinde, olmayan sözcüklerin uydurulması her dilde vardır.
Allah’ın yarattığı bu insanların bir kısmı, hurafelere inanma temayülü gösterirler. Akılları bunu kabul eder. Akıl kabul edince de, insanlar, bu hurafelere içten inanırlar. Hele, bazan bazan tesadüfler de olursa, artık ermiş insan tavırlarına bürünerek, o hurafeleri kitaplarına yazmaktan, etraflarına anlatmaktan da geri durmazlar. Hem bunları yaparlar, hem de sizleri inanmaya davet ederler. Eğer, siz inanılmayacağını belirtirseniz, size inançsız gözüyle bakarlar. Siz ona akılsız gözüyle bakamazsınız. Toleransınızı, yani hoşgörünüzü seve seve onun için kullanırsınız. Şimdi size, mezarlık korkusu ve mezarlık sevgisinden bahsedeceğim. İnşallah anlaşır, bir noktada bir akıl noktasında birleşiriz.
Benim çocukluğumda, ölü ve mezarlık korkularım vardı. Köyümüzde bir insan öldü mü, anam bizi erken kaldırır ve ölü ağırlığının üzerimize çökmemesini isterdi. Kendi bilgisine göre de, bunları bize izah ederdi. Bir gün, arabada götürülen ölünün sallanan ayaklarını görmüştüm. Gece karanlığı bastığı anlarda, hep o sallanan ölü ayağı gözümün önünde canlanırdı.
Kalınkaya altında iki tarlamız vardı. Bu tarlalara herhangi bir gidişimizde, geri dönerken, yolun iki tarafında bulunan mezarlığı geçmek için, başımı diğer tarafa çevirir ve kendime göre bir türkü tuttururdum. Mezarlığın sağdakinin bittiği noktada soldaki başlardı. Geceleri bu yoldan geçişim düşünülemezdi bile. Sonraları, tıbbiyeye gidip te ölü üzerinde anatomi çalışmaları yapacağımı da hiç düşünmemiştim.
Bill Clinton da mezarlıktan zevk alma, mezarlık sevme zevki varmış. Kendisi bunu kitabında, bin sayfalık kitabında pek açık olarak izah ediyor. Memleketine her gidişinde, sık sık mezarlık gezintisi yapar, dolaşır ve aile mezarlarının yanına oturur, akrabalarının mezarlarını büyük bir huşu içinde seyredermiş. Mezarların üzerine uzanıp ta boyunu ölçtüğü hakkında bir bilgiye rastlamadım. Aşağıda okuyacağınız gibi, mezarlıkta yatan, mezarlarda boyunu ölçen, hayallerini yaşıyan insanlar da vardır.
Clinton’un mezar sevgisi kadar, mezar korkusu vardır. Akrabalarının hepsi erken, 65 yaş civarında ölmüşlerdir. Batılı ve Amerikalı için, bu 65 yaş pek erken. Demek ki, sıranın kendisine de gelmek üzere olduğu düşüncesinin altında kalmakta ve bana göre de ıstırap çekmektedir. Karısının, mezar hakkında tek sözcük kullanmış olduğuna onun kitabında rastlamadım.
Clinton önce de olsa, mezarlıkta boyunu ölçen başka insanların hikayeleri de var. Büyük Türk dostu kabul edilen Pierre Loti, bir defasında İstanbul’dan ayrılacağı günün sabahı, erkenden Eyüp mezarlığının yeni kurulan kısmına gider ve sevgiliye göz yaşları içinde içini döker. Bununla yetinmeyen Loti, Azide’nin mezarı üzerine boylu boyunca uzanır ve ona kalbinin atışlarını duyurmaya çalışır. Öyle ifadeler kullanır ki, siz Loti’yi okurken, Aziade yaşarken, bu boy ölçmenin çeşitleri yapılmıştır. Çünkü Loti, Aziade’nin mezarına boylu boyuna uzandığı zaman, ölçülerin durumlarını pek acıklı olarak ifade etmektedir. Bu kadar sevdiği bir kadına ihanet ettiği anların aklına gelip gelmediği hakkında romanda bilgi bulunmuyor.
Son örnek te mevcut. Meşhur siyaset adamlarımızdan sayın Erkan Mumcu da mezarlık ziyaretlerinden zevk alırmış. Zaman zaman tek başına gidip mezarlıkta oturur, yakınlarının mezarlarını görür, fatiha okuyarak dini görevini yerine getirir ve mezarlıkta uzun vakit geçirirmiş.
Biz, inançların başkasına zararlı olmadığı müddetçe, saygıdeğer olduğuna inanırız. Sizin, sabaha kadar nafile namazı kılmanızın bize ve başkalarına zararı yoktur. İşiniz olmadığı zaman, gündüzleri de bu nafile namaz kılmaya devam edebilirsiniz. Bizi de bu nafile namaz kılmaya davete kalkarsanız, işte o zaman takkeleri değiştiririz. O zaman, sizin inancınız simge olur. Bu simgeyle bizi etkilemeye kalkmanıza izin vermeyiz.
Sayın Erkan Mumcu’nun, tıpkı Pierre Loti’ninki gii bir hatırası kendisini oraya çekiyorsa, biz ona da saygı duyarız. Bill Clinton’u mezarlığa çeken endişeleridir. Ona da saygı duymuşuzdur.
Yok, bir sebep yok ta, sırf karanlık inanç, ölülerden bir keramet beklemek için bunlar yapılıyorsa; saygı da duymayız, tasvip te etmeyiz. Ölülerden medet umanların hizmetlerine ihtiyacımız olmayacaktır.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 5 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61