|
Size göre yemek yemek keyif demek mi? Yaşamak demek mi?
Su içmek ihtiyaç…
Çikolata alışkanlık…
Ya yemek?
Yemek yemenin karşılığı ne anlama geliyor peki? Onun cevabı da ihtiyaç olmasın. Evet beslenmek için yemek zorundayız ama yerken keyif te alabiliyor muyuz?
Ben pek keyif alabildiğimizi sanmıyorum bu şartlarda.
Çünkü,
Lüks yemekler yemek zenginlik…
Karınca kararınca yemek yemek de karın doyurmak olunca keyif alındığı söylenemez zaten.
Belli hesap- cetvellerin arasından mutfağa ayrılan para zaten eziyet ile başlıyor işe. Bu hesabın içinden çıkan yemeğin tadı kalır mı hiç? Yenilen lokmalardan ne hayır gelecek ki o zaman?
Bir de çok parası olup da aklını kalori ile bozan cenah var aramızda;
“Bu yediğim kaç kaloridir acaba?
Şimdi ben bunu yiyorum ama düşen yağ oranıma bir yüzde daha eklendi mi?
Fazla kaçırdım, akşam çok az yemeliyim.
Çok yedim, üç gün aç durmam lazım…
Bu gün üç kayısı yeter…” diyen bir cenah. Sıhhatlerinden çok zayıf görünmenin vereceği mutluluk için aklını kalori ile- doymamış yağ oranları ile bozan insanlar var.
Elbette “Can boğazdan gelir” diye düşünüp olan biteni silip süpürenleri de hoş karşılamıyoruz. Ama her iki kesim de yapacakları işi “fiziki güzellikten” öte sıhhat için düşünmeli öncelikle.
Aman…lokma saymaya mı geldik dünyaya? Yemek keyif olmalı keyif.
HESAP YAPARKEN YEMEĞİN TADI ALINIR MI HİÇ?
Yenen iki lokmadan ne hayır gelir o zaman?
Hep bunlar başımıza ekranlardan bol bol seyrettiğimiz mankenlerin ve ünlülerin yüzünden geliyor.
Onları öyle incecik görünce “acaba nasıl böyle ince kalıyor” diye özel hayatını öğrenmeye kalkıyoruz.
Onlar gibi karides, havyar, ananas, kivi gibi çoğunluğumuzun değil tadını bilmek resmini bile görmediği yiyeceklerle beslenenle,
Günde 10 ekmeği, yanına kuru soğanı katık ederek iştahla yiyen bir olur mu hiç?
Karnı zor doyan diyeti mi düşünür, yemeğin tadını mı?
Yaz da geldi ya…şimdi herkes bir rejim telaşı ve incelme peşinde.
Hele hele son günlerde moda olan “sıfır” beden ünlülerin, mankenlerin gözdesi iken, onların her yaptığını doğru zanneden bizler de zayıflayacağız diye yemeğin tadını bile alamıyoruz.
Magazin programlarında, hatta haberlerin içinde bile dedikodularını dinlemekten midemizin bulandığı “böööö” dediğimiz yetmedi bir de özel programlarla hatta yazdıkları kitaplarla,
“Doğumdan sora kilolarımı nasıl verdim?
Nasıl ince kalabilirsiniz?
Güzelliğimin sırları…
Nasıl bu kadar genç kalabildim?
Öğütleri ile evimizin içine kadar giriyorlar.
Ondan sonra ne iştah kalıyor ne de yemeklerde tat…
Kalan tadımızı da bozmayalım.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|