Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MUSTAFA SAATÇİ arrow ŞOFÖRSÜZ GİDEN ARABA
 
ŞOFÖRSÜZ GİDEN ARABA Yazdır E-posta
13 06 2007
ŞOFÖRSÜZ GİDEN ARABA
Bu gerçek bir olaydır ve Kayseri’nin Bünyan ilçesinde yaşanır. Olay, Alfred Hitchcock’un korku filmlerini bile geride bırakacak niteliktedir.
Gece bindiğiniz bir otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız? Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmış ve halen Kayseri’de yaşayan işadamı, Kayseri-Malatya karayolu üzerinde, bir benzin istasyonundadır. Kalabalık bir toplulukla birlikte bir ufak rakı içer. Yürüyüş mesafesindeki Bünyan’a gitmek için lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlıktır, hem de korkunç kar-tipi-fırtınadan göz gözü görmemektedir. Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki Bünyan’a dönüş yolu kenarında durur. Yoldan geçen bir arabaya binip Bünyan’a ulaşma derdindedir.
Ne var ki, fırtına giderek şiddetlenmekte, iki adım ötesi bile görülememektedir. Gelip geçen bir araba da yoktur.
Nihayet karanlıklar içerisinde hayalet gibi yavaş yavaş yaklaşan bir arabanın farlarını fark eder. Arabanın tam önünde yavaşlamasıyla birlikte arka kapıyı açar ve kendini arabaya atar. Kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder.
İçeridekilere merhaba demek ister, ama o da ne? Arabada kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yoktur. Birden paniğe kapılır, korkuyla hemen arabadan atlayıp kaçmak ister, ama hem araba hızlanmış, hem de korkudan dizlerinin bağı çözülmüş, hareket edemez hale gelmiştir.
Araba keskin bir viraja doğru yaklaşır. Adam dua etmeye başlar. Tüm günahları için tövbe eder. Arabayı durdurması için Allah’a yalvarır. Tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak sert virajdan arabanın doğru yola dönmesini sağlar. Her tehlikeli dönemece yaklaştıkça, Allah’a yalvarış ve yakarışı artmıştır. Her seferinde de bir el dışarıdan uzanıp direksiyonu çevirmektedir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır, “Ya Allah beni koru !” deyip kapıyı açmasıyla birlikte kendisini arabadan dışarı fırlatması bir olur. Birkaç takla attıktan sonra şarampolde kendisine gelir. Defalarca üç Kulhuvalla-bir Elham okuyarak yürüye yürüye Bünyan’a ulaşır.
Bir kahvehaneye girer. Üstü-başı ıslaktır, şok geçirmiş haldedir. Kendisini tanımayanlar, halini görüp hemen sobanın başına alırlar, eline de bir çay verirler. Bir müddet sonra kendine gelir, sesi titreyerek başına gelen bu doğa üstü ve korkunç olayı anlatır.
Dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik oluşur.
Bir süre sonra kahvehaneye Koyunabdal köyünden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve çay söylerler.
Birisi, çevresine bakarken irkilir ve arkadaşına seslenir:
- Ahmet baksana, şu sobanın başında oturan gerizekalı, biz yolda kalan arabayı iterken arabaya binip sonra inen öküz değil mi?
 
PRATİK BİLGİLER
* Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın.
* Çok miktarda alkollü ve alkolsüz kokteyller hazırladığınızda onlardan bir miktarını buz kaplarına yerleştirin. Kokteyllerin içerisine bunları kullanın Böylece sulanıp tatlarını kaybetmeyeceklerdir.
* Kuru soğanları kese kağıdına sardıktan sonra buzdolabının sebze bölümünde muhafaza ederseniz çürüyüp bozulmasını önlemiş olursunuz.
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın