|
Bazı arkadaşlarımız, Kuzey Irak’a girdiğimiz andan itibaren, memleketimizde devam eden terörün hemen biteceğini düşünüyorlar. Böyle olayları biz yaşadık. Bir ara, Türkiye’de yaşadığımız terör, Kürt ayırıcı teröründen daha az vahim değildi. Kenan Evren Paşa işe el koyduğu gün, bıçakla kesilircesine, terör durdu. Aynı gün durmuştu. Bütün ülkede terör bir günde durur mu? Olayı da yaşamadık mı?
Kürt ayırıcı terörünün destekleyicileri, para ve silah verenleri, içte rol oynayanları başkadır. Bunların hepsinin Kuzey Irak harekatıyla birden biteceğini düşünmek biraz safca bir düşünce olur. Sureti haktan görünen pek çok insan sahne dışı edilmeden bu terör bitmez. Bu terör, ne pahasına olursa olsun, önce içte bitirilmelidir. Bir terörün nasıl bitirileceği hakkında oldukça bilinçli olduğumuzu da kabul etmek gerekir.
Bir Jeep, her gün bir karakola ekmek ve erzak getiriyor. Aynı Jeep görüle görüle artık alışkanlık hasıl olmuştur. Jeep geçerken, belki geldim işareti bile vermeden, karakol içine girip ekmek ve erzakı boşaltıyor. Bundan kimin ne şüphesi olabilir ki!
Savaşta her şeyden şüphe etmeyi kendine görev edinmezsen, hiç ummadığın olayla da karşılaşabilirsin. Jeep, neden kiralanır da, ordunun kendi malı olmaz? Neden bir asker şoför kullanılmaz? Masraf düşünülmüş ise, şehit edilenler para ile kıyaslanamaz. Savaşta, biraderinizden de şüphe edeceksiniz de, ayıp olmasın diye açıklamadan çekineceksiniz.
Kuzey Irak’a girilecekse, girilmelidir. Girilince de, gaye toprak kazancı düşünülmemelidir. Türkiye’nin geleceği düşünülmeli ve geçmişte işlenmiş hataların hiç olmazsa bir kısmı düzeltilmelidir.
Geçmişte işlenen hatalar da, sadece Kuzey Irak’ta işlenmiş değillerdir. Bütün imparatorluk sahalarında bu hatalar işlenmiştir. Bu hatalar, açıkça, Birleşmiş Milletler önüne getirip serilmelidir.
Irak’ta işlenen hataların başında Musul sorunu vardır. Musul Kuzey Irak demektir. Petrol de düşünülürse, artık buraların Türk topraklarına katılmasını isteyecek kimselere rastlanamaz.
Ancak, bir hudut sorunu vardır ki, hiç kimse bunun aksini müdafaaya kalkamaz. Suriye’de, hudut demiryoludur. Demiryolunun güneyi Suriye’nin, kuzeyi Türkiye’nindir. Demiryolu bize ait bulunuyor. Şu şartlarda hudut ve demiryolunun emniyeti temin edilebilir mi?
Kuzey Irak’ta da hudutlarımız, dağların zirvelerini takip etmektedir. Zirvenin bir yanı Irak’ın, öbür yanı Türkiye’nindir. Bu hudut emniyet içinde, kontrol altında olabilir mi?
Eğer girilecekse, olaylar iyi anlatılmalı ve hudutlarımız, dağ tepelerinden 20 km ovada Güneye çekilmelidir. Bu yirmi km sorunu, hudutların emniyetini temin eder. İlerde bu düşünce, Kürtler için iç açıcı olmasa bile, Irak’ın tamamı için emniyetli olur.
Irak Türkmenleri, ilk yerleşen Türkmen topluluğudur. Kıbrıs’taki Türklerden, Batı Trakya’daki Türklerden daha da ehemmiyetsiz değillerdir. Böyle topluluklar, daha pek çok ülkede vardır. Biz bu kalan Türkleri sorun çıkarmak için kullanma niyetinde değiliz. Bu Türkler, Türk olarak kalacaklar ama, yaşadıkları memleketlerin vatandaşları olacaklardır. Bizdeki azınlıklar için aynı düşünceleri taşıyor isek, bizden olanların da aynı muameleleri görmelerini istemek hakkımızdır. Kimseyi incitmemek, şüphe uyandırmamak için sus pus olmaları, hiç bir sorunu kökten halletmez. Komşularımızla aramızda iyi ilişkilerin kurulmasına da yardımcı olmaz. Açık seçik konuşuyoruz ki, bu insanlar bizdendirler ve bu insanlarımız yaşadıkları ülkelerin sadık, namuslu vatandaşları olacaklardır. Bunları melanet için kullanma niyetimizin olmadığını da açıkça beyan etmek gerekiyor.
Irak Türkmenleri, Irak vatandaşları olarak kalacaklardır. Kürt düşünceleri ve yapmak istedikleri nüfus oyunları da herkesin bilgisi içindedir. Artık olaylara seyirci kalınamaz. Türkmen sorunları da, hudut sorunları da halledilmelidir. O zaman Irak, bizim için terörist beslenme merkezi olarak kalamaz.
|