Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow AVRUPALILARI ŞAŞIRTAN TUTKULARIMIZ
AVRUPALILARI ŞAŞIRTAN TUTKULARIMIZ Yazdır E-posta
06 06 2007
Bazı tutkularımız, yalnızca Avrupalıları şaşırtıyor değil, bizim Türkler arasında da bir çok insanımızı şaşırtmaktadır. Bayrak tutkumuz bunlardan başta gelenidir. Avrupalılar, “Bu kadar bayrak tutkusuna gerek var mı?” diyorlar! Bizim insanlarımız bunu söylemiyorlar mı? örnek mi istiyorsunuz? Cumhuriyet mitinglerinde gördüğünüz bayrak tutkusu, sağ partilerin, bilhassa AKP’nin parti toplantılarındaki gibi midir? Birincide, meydan bayrak kırmızısına boyanmış gibi idi. İkincilerde, yani, AKP’nin parti toplantılarında da bayraklar vardı da, biraz da dedikodu olmasın diye taşınıyor intibaını taşıyorlardı. Erkekçe, korkusuzca toplanılsa, bu bayrak miktarı belki de biraz daha azalmış olacaktı.
Avrupalı da bu tutkumuzu eleştiriyor. Bizim bayrak tutkumuzun kime ne zararı var ki! Fransızlarda da bayrak tutkusu vardır. Benim ve bizim aklımıza, bu yönüyle, Fransızları eleştirmek gelmemiştir.
Mustafa Kemal Atatürk sevgisi de, hem Avrupa’da ve hem de kendi memleketimizde yadırganmaktadır. Milli Eğitim Bakanımızın kitabında yazdıklarında Cumhuriyet gazetesinde verilen kısımları okuduğum zaman, biliniz ki ben de kendi düşüncelerini garipsedim. Bir tanesini hariç tutuyorum: Atatürk’ü koruma kanunu çıkarılmamalı idi. Atatürk’e hakaret edenleri, Atatürk sevenleri susturacak çareler bulmalı idiler. Bu yol, daha etkili olabilirdi. Fransa’da Napolyon koruma kanunu yoktur. Fakat, Fransızlar Napolyon’u eleştirmenize de pek izin vermezler. Sizi susturma çarelerini bulurlar.
Avrupa’da iken, benim bulunduğum her gece toplantısında Atatürk’ten mutlak söz açılır ve gece de onunla biterdi. Fransızların Atatürk hakkında bilgileri de vardır. Bir gece, Atatürk’ün büyüklüğünden şüphelerinin olmadığını söyledikten sonra, insan olarak kendisinin hiç hatası olmadığına mı inandığımı sordular. Ben açık cevap verdim. Atatürk bir insandır, insanların yapabildikleri şahsi hataları o da yapmıştır, dedim. Örnek olarak ta, bir baloda, dayanılmaz olarak vasıflandırılan bir binbaşı doktorun karısını, danstan sonra öpmüş olduğunu işittiğimi anlattım. Sofrada kocasıyla birlikte bulunan yine güzel bir Fransız kadının, bunun güzel bir suç olduğunu ve keşke, kendisini de böyle öperek bir suçu olsaydı, dediğini işittim. Herkes gülme ile karşıladı.
Bu olayı, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Çorum merkezinde yapılan bir toplantısında anlattığımda, bizimkiler de, kadın-erkek gülüştülerdi, keşke beni de öpseydi diyene rastlanmadı. Rastlanmadı demek, istenmedi demek değildir. Mesele, duygularını açıklama cesareti meselesidir.
Çeşitli defalar açıklamış bulunuyoruz ki, sevgili Atatürk’ün makamının kudretini şahsi zevkleri için kullandığı görülmemiştir.
Bizim Atatürk, şahsi kaprisleri için eleştiriliyor değildir. Atatürk, karşıt devrimin adamları, şeriatçılar ve saltanat taraftarları tarafından eleştirilmektedir. Saltanat ailemiz, Mustafa Kemal için saygılıdır. Hiç bir fedi yabancı fikirlere alet olmamış ve Atatürk düşmanı da görülmemiştir. Bizim, kadın erkek saltanat ailesi mensuplarımız, kaderlerine razı olmasını namusluca bilmişlerdir.
Yukarıya yazdığımız Atatürk düşmanları ise, gizli çalışmalardan ve gizli melanetten hiç geri durmamışlardır.
“Atatürk’ten başka, bizim okullarda okutulacak, anlatılacak başka kimse yok mudur?” sorusunu soranlardan bazıları Çorumludur ve aramızda yaşamaktadırlar. Atatürk’ten daha büyük insanlar da var da, biz mi gizleme yolunu seçtik? Bu ülkedeki sistem değişikliğinin düşünürü, tatbikçisi Atatürk’tür. Cumhuriyet ve essaları onun eseridir. Tarihimizi bir noktada durdurup, başka bir tarih sayfasını milletimiz için aşan odur. Onun yaptıklarıdır ki, bizi geri olarak vasıflandırdıklarımızdan ayırmıştır. Böyle bir insana saygı duymayacaksınız, sonra da size layık görülen vasıflardan şikayetçi olacaksınız! Kötü düşüncelilerden hoşlanmayanların fikirlerini açıkça söyleyecek cesaretleri görülünce, Atatürk’ü koruma kanununa da ihtiyaç kalmayacaktır.
Atatürk ölmüştür. Arkasında bir çocuğu da yaşıyor değil. Bu, elbette ki, bizim bilgimiz içindedir. Biz millet olarak, ismine de, geçmişine de minnettar bulunuyoruz. Topumuzun bunları tanımamız imkan içinde olmamışsa, düşüncelerimizin yanlışlığına hükmedilemez. Yürünen yolların yanlış seçildiği düşünülebilir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 27 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61