Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Günay ERTUĞ arrow YAŞAM, GERİYE BAKARAK ANLAŞILIR... İLERİYE BAKARAK, YAŞANIR...
 
YAŞAM, GERİYE BAKARAK ANLAŞILIR... İLERİYE BAKARAK, YAŞANIR... Yazdır E-posta
05 06 2007
Hani, içinde bulunduğu olayları yaşamayı denemek yerine ev, şehir hatta ülke değiştirenlere rastlamışızdır çoğu kez.
Rastlamış ve bir anlam verememişimdir bir türlü.
Çünkü, her şey insanın “kafasında biter” diye düşünmüşümdür.
Yani isterseniz uzaydaki en uzak yıldıza kaçın, beyninizde dolaşan kırk tilkiden kurtulamadıkça, bir faydası olmayacaktır nasılsa…
Bu kırk tilkileri her ne kadar bırakmak isteseniz de sizinle beraber taşınır gittiğiniz yere.
Yeni yaşam senaryoları yazsan da hayatın için, sen yine aynı sensin nereye kaçarsan kaç.
Ev, şehir hatta değiştirdiğin ülkede bile yine kendini düşünmeye başlarsın.
O yüzden bir şeylerden kurtulmak için kaçmak anlamsız.
İster hayatımızdan memnun olalım, ister olmayalım…
YAŞAMI GERİYE BAKARAK ANLAYIP, İLERİYE BAKARAK YAŞAMAYA DEVAM EDELİM.
Manavdan sebze-meyve alırken ne kadar çok inceleriz.
Kıyafet alırken de dolaşmadığımız mağaza kalmaz.
Oysa kendimizle ilgili kararlar alırken, bu kadar dikkat etmeyiz.
Memleketimizi yönetmeye kalkanları seçerken de aynı titizliği göstermeyiz nedense.
Yönetmeye talip olanlar ise bir boy aynasında önceden bakmaz kendisine.
“Neyi ne kadar becerebilirim? Kapasitem ne kadardır?” diye sormaz içinden.
Sadece,
“Ben yönetenlerden olacağım. Sizin adınıza kararlar vereceğim” diyerek çıkarlar ortaya.
İşte, bir başkadır benim memleketimin insanı. Öyle durumlar yaratır herkesi öylesine şaşırtırlar ki, kızsanız olmaz… gülseniz hiç olmaz.
Hayatımız heyecanlı bir film gibi aynen.
Her tarafta; kahvede, lokalde, lokantada, otobüste, yolda derin siyaset yapanlardan geçilmiyor.
Yoklama çekiyorlar, kamuoyu ya kendileri.
Onlar mı az buçuk kırık, biz mi?
Yoksa onları işaret eden PARMAKLAR MI?
Fıkra bu ya;
“Temel bir gün doktora gitmiş;
-Çok hastayım doktor, vücudumun neresine dokunsam camım çok yanıyor.
Doktor Temel’i bir güzel muayene ettikten sonra,
-Ben bir hastalık bulamadım. Hatta sapasağlamsınız, demiş.
Temel;
-Hayır doktor bey, nereme dokunsam acıdan ölüyorum, demiş ve parmağı ile kafasına değmiş.
-Of… Of….
Sonra parmağını göğsüne bastırmış.
-Ah…Ah…
Daha sonra beline ve bacağına dokunmuş.
-Vay… Vay…
Temel parmağını nereye bastırsa acıdan kıvranıyor.
Doktor daha fazla dayanamayıp:
-Ver şu elini deyip, Temel’in elini muayene etmiş ve
-SENİN PARMAĞIN KIRIK BE TEMEL, demiş.”
Hayat bu işte. Kaçsan da kurtulmazsın bazen, kovalasan da…
Karşımıza ne zaman, ne çıkacağı hiç belli değil ki…
Her an,
“Başımıza daş da düşebülü,
karşımıza ayu da çıkabülü!..”
Her Gününüz Güzel Olsun.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)
SATILIK-KİRALIK
Satmak Istiyorum (16.08.2008)
MUHASEBE ELEMANI
İş Verenler (16.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 41 misafir ve 2 üye bağlı
  • daglarhas
  • selek

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61