|
Demokrasiyi Türkler keşfetmiş değildir. Biz, yaptıklarımızı Avrupa’nın yaptıklarından esinlenerek yapıyoruz. İhtilalimizde de, inkılaplarımızda da Fransız ihtilalinin ve Fransız devrimlerinin izleri vardır. Anayasamızdaki “Laik” ilkeler kayıtları da, Fransız Anayasası’ndan alınmıştır. Bunların hepsinin sebepleri vardır.
Aslında, bütün Avrupa demokrasisinin yaptığı da aynı kaynaktan alınmıştır. Böylece, hem Avrupa ülkelerinde ve hem de bütün Avrupa ülkelerinde “Parlamenter demokrasi” usulleri teşekkül etmiştir. Devlet başkanları, Cumhurbaşkanı adı altında, meclisler tarafından seçilmişlerdir. General De Gaull’e kadar da, Fransa’da Cumhurbaşkanı, Fransız Meclisi tarafından seçiliyordu.
Cumhurbaşkanı seçiminde zorluk oldukça da, meclis kendisini yeniliyordu. Bunlar yine olmaktadır. Şu komşumuz Yunanistan’da bile tatbik edilen usuller bunlardır. Şimdiye kadar, bu sistemden şikayet edenlere de rastlamamışızdır. Yalnız Fransa, kendisine mahsus yeni bir sistem yaratarak, Cumhurbaşkanı’nı halka seçtirmektedir. Bundan memnun olduğu da şüphelidir.
Dedik ki, Fransa, yeni bir sisteme göre formalitesini ayarlıyarak, Cumhurbaşkanını halka seçtiriyor. Yeni bir sistem hazırlamış ve Anayasa ona göre değiştirilmiştir. Bu değişiklik te, akşamdan sabaha olmuş değildir.
Türkiye’de olan sistemimiz söylediklerimizin aynıdır. Şimdiye kadar 10 Cumhurbaşkanı bu sistem içinde seçilmiştir. Şimdiye kadar bir şikayet yaşamış da değiliz. Hatta, meclis tıkanmamış ve kendini fesh etme durumuna da gelmemiştir. Bu durumla ilk defa karşılaşıyoruz. Karşılaşmışlar ne yaptılarsa, bizim sistemimiz de aynı olduğuna göre, seçimlere gidip, Cumhurbaşkanını yeni gelecek meclise seçtirmektir.
Türkiye’de, şimdi, bu söylediklerimiz ve Avrupa’da olduğunu anlatmaya çalıştıklarımız olmuyor. Cumhurbaşkanını milletin seçmesi isteniyor. Anayasa değişikliği de, sanki bir türban kanunu gibi, birkaç gecede çıkarılıvermek isteniyor. Bunlarda içtenlik var denebilir mi? Bunları bilgi ile yorumlamak mümkün olabilir mi? Bunlarda iyi niyetin kokusu vardır denebilir mi?
Biz, Cumhuriyet kuruluşundan beri, başkanlık sisteminin de aşıkı bulunuyoruz. Avrupa ülkelerinde başkanlık sistemi yoktur. Başka ülkelerde heveslenmiş değildirler Biz, bunların çok heveslisi görünüyoruz. Amerika’daki başkanlık sistemini öğrenebileceğimiz bir kitap ta Türkçe olarak yayınlanmış değildir. O zaman, neyimize güvenerek başkanlık sisteminin peşine takılıyoruz? Hiç şüphe etmeyiniz ki, az bilgili oluşumuzun peşine takılıyoruz. “Cehaletimiz” demek en doğrudur da, insanın söylemeye dili varmıyor. Nasıl, “Bekara karı boşamak kolaydır!” demek adet olmuşsa, cahile de rejim değiştirmek kolaydır. Kulak dolgunluğu birkaç kelimeyi, cahil alimlik sanmaktadır!
Amerika’daki Başkanlık sistemi, Amerika’da başlangıçta kurulmuştur. Bunun iyi bilinmesi gerekir. Bu sistem, Amerika için alışkanlık yaratmıştır. Sistem diyoruz, sistemden bahsedince, bütün devlet anlayışının bu istikamette yönlendirilmesi ve bu yönlendirmenin kanunlarla düzenlenmesi gerekir. Bu iş kolay olsa, şimdiye kadar bazı ülkelerin de bunları benimsemiş olması gerekirdi.
Cumhurbaşkanımız, bu söylediklerimizin bilincindedir. Yaptıkları da hem yetkisi ve hem de ahlak anlayışımız içindedirler. Cumhurbaşkanımız, bir sistem değişikliğinin gerekli olmadığı fikrindedirler. Akşam geç vakit kızanlar, sabah erkenden sistem değişikliğine giderlerse, evlerinin yollarını bile şaşırabilir. Yanlış eve girenlerin tarifi, Türkçemizde anlaşılır şekilde açıklanmıştır. Bunları, söylendiği gibi yazıya naklederek, hiç yok yerden düşüncesi az insanların kinlerini üzerimize çekmek niyetinde değiliz.
Fikrimizi açıklayarak yazıyı bağlamak istiyoruz. Sistem değişikliğini biz de istemiyoruz. Avrupalılar, nasıl ki, Demokratik Parlamenter sistemi devam ettirmekte fayda görüyorlarsa, bu faydaları biz de kendi memleketimiz için düşünüyoruz. Sistem değişikliğini Mustafa Kemal yapmıştır. Mustafa Kemal’den dağlar kadar uzak bulunuyorsunuz. Bari, yaptıklarını bozmayın da, onları anlama gayreti gösterin...
|