|
Elimizin altında dünyanın görünen ve görünmeyen, sınırsız olan o kadar çok güzelliği var ki?
Dünyanın bu güzellikleri yerine, içinden cımbızla olumsuzlukları çekip çıkaranlar da yok değil tabii.
İşte bunlar, güzellikleri ve iyilikleri yok etmek için ellerinden geleni yapmakta olan kendini bilmezlerden başkaları değildir.
Kendisi için istediklerini başkaları için de asla istemezler.
Toplumdan aldıkları, kendi verdiklerinden çok daha fazladır.
Bazı tip insanlar vardır. Bilirsiniz hepiniz…
İşine geleni duyar, işine gelmeyeni duymaz.
İşine geleni söyler, işine gelmeyeni söylemez.
İşine geleni görür, işine gelmeyeni görmez.
Kör noktalar, karanlıklar onların beyinlerindeki kameralardır. Sadece bunları kayıt eder.
Kurallar, ahlak ilkeleri, özellikle siyasal ve ekonomik anlamda onları hiç bağlamaz. Bu konularda kendilerine sınır koymadıkları için en uygun ve en verimli tarafa doğru akıp giderler.
Güzel insan, uygun insan, ekonomik insan, dürüst insan onlar için önemli değildir.
Siyasi görüşü, yaşı, düşüncesi, cinsiyeti de önemli değildir.
Çünkü;
Kötü insanlar güçlerini, herkesi kötü bilmelerinden ve kötü görmelerinden alırlar. Heybelerinde insanlara dağıtmak için her şeyin eskisi ve kötüsü bulunur.
Doğru nedir?
Yanlış nedir?
Mantık nedir?
Yaşam sürecinde tüketemeyeceğimiz kavramlar değil midir bunlar?
İnsanı insan yapan duygular nerde?
Öfkenin, intikamın, nefretin, kinin, hasedin yerine,
Muhabbet, neşe, sevinç gibi insanı insan yapan duyguları anlayıp tanımaya çalışsalar biraz da…
Nasıl ki, dilbilgisi kurallarını bilmeden kurulan cümleler anlamsız ve noksan geliyorsa kulağımıza, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeden yaşanan hayat da anlamsız ve boş olur.
Biz dürüstlük ilkesinden uzaklaşmayan, temel ve genel ahlak ilkelerine uyulmasının zorunluluğu bilen üç- beş kişi;
AYAK OYUNLARININ PARMAK ISIRTAN VE HATTA ALKIŞLANAN BİR BECERİ SAYILDIĞI, ÇİFTE STANDARTIN KOL GEZDİĞİ bir ortamda inadına daha dürüst, daha doğru, daha inançlı ve dimdik durarak, cadı kazanına döndürülmek istenen hayatımıza sahip çıkıyoruz.
Tehditkar konuşmaları, cevap vermemizi istemeleri, kendi ellerine yapışan çamurlarıyla;
Eğer onların bakmamızı ısrarla istedikleri o yöne bir an bile kafamızı çevirsek amaçlarına ulaşmış olacaklar.
Özellikle de seçim zamanı, sandık milletin önüne gelmeye hazırlanırken sağlam, ayakta, dimdik, kimsenin önünde eğilip bükülmeden duranlar amaçlarına ulaşıp sandıktan çıkmış olacaklar.
İşte benim güzel memleketimin güzel insanları siz ne yapacağınızı, nereye bakacağınızı çok iyi bilirsiniz.
Geri kalan ise,
FALAN… FİLAN…
Her Gününüz Güzel Olsun.
|