Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow KONUŞMADIK KİM KALDI
KONUŞMADIK KİM KALDI Yazdır E-posta
29 05 2007
Ulusal televizyonları hepiniz gibi ben de izliyorum. Olaylar, bilhassa seçimler üzerinde konuşmadık kimse kalmadı gibi bir şey. Sanıyorum ki, belli başlı gazetelerin bütün köşe yazarları konuştular. Hemen hepsi de partilere, bilhassa parti liderlerine akıl veriyorlar. Bizim parti liderlerinin de hepsi yorgun durumdalar. Bu kadar aklı nasıl izleyecekler ve akıllarında bulunduracaklar bilinmez.
Bilhassa, kadın televizyon konuşmaları ilgi çekici oluyor. Nazlı Ilıcak hanımefendi içlerinde bulunuyorsa, televizyon konuşmaları ayrıca bir özellik kazanıyor. Konuşulan konular arasında, eski Demokrat Parti, türbanlı milletvekili kadınlar ve bilhassa türbanın inanç olduğu konuları mutlaka giriyor. Sayın Nazlı Ilıcak’ın Demokrat Partili bir aileden geldiğini biliyoruz. Biz bunları biliyoruz da, Demokrat Partili olmayan bizlerin, eski Demokrat Parti’den neler çektiğimizi sayın Nazlı Ilıcak hanımefendi bilmiyorlar. Eğer bunların bir kısmını olsun bilmiş olsalar, sayın hanımefendi, bu kadar nişangahsız konuşmazlar.
Biz, yeni Demokrat Parti’nin adını beğendik ama, mantalitesinin eskisine benzemiş olmasını asla istemeyiz. O devrin tarihi ilerde yazıldıkça, bir çok acı hakikat ortaya çıkacaktır. Yeni kurulan Demokrat Parti’nin, en azından sayın Cindoruk’un mantalitesini benimsemiş olmasını arzu ederiz. Sayın Cindoruk büyük anlayış değişikliğine kendisini yükseltmiştir. Ben, CHP’li bir üye olarak, sayın Hüsamettin Cindoruk’un gelecek meclise üye olmasını bütün içtenliğimle isterim.
Konuşmaları iyi takip edenler, artık çeşitlerin azaldığının da farkında olacaklardır.
Konuşmaların hepsinde Cumhuriyetçilik, laiklik, sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkeleri hep konu olarak ele alınıyor. Bunların hepsinden kimin ne anladığı ise anlaşılır değil. Rahmetli Özal, sayın Demirel’den sonra, sayın Başbakanımız da devletin laik olacağını ve ancak insanların laik olmayacağını işaret ettiler. Kendilerinin laik olmadığını da söylediler.
Dikkat edilirse, laik olmadıklarını söyleyenler hep sağ zihniyetin adamlarıdır. Siz, Atatürk, İsmet Paşa, sonra gelenler ve hele de şimdiki Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer’in, laiklik hakkında böyle bir anlatım tarzı sergilediklerini görüp geldiniz mi? Neden İsmet Paşa, devlet laik olur, insanlar laik olmaz dememiş? İsmet Paşa bu işi, bizim laik olmayanlardan daha az mı biliyordur? Ben laik değilim, diyenler, aslında bu işi bilenler değiller. Kulak dolgunluğu bir bilgi ile biliyor oyunu oynuyorlar.
Televizyonda, başı kapalı olan bir hanımefendi de türban müdafaasını yapıyor. Türbanın bir dini simge olduğunu, bunu hukuk yollarının yasakladığını söyleyen ve izah etmeye çalışan başka bir hanımefendi ise, dinlemek istenmiyor. Bir anlaşma ile sorunun aşılabileceği anlatılmaya çalışılıyor.
Din simgeleri; bizde türban, yahudilikte takke ve Hıristiyanlıkta haç için kanun yolu kapanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla da, yasaklar takviye edilmiştir. Bu din simgeleri, yalnızca Türkiye’de değil, AB ülkelerinde de yasaklanmıştır. Fransa, bunun dışında olarak, yasaklamayı yeni bir kanunla belirlemiştir.
Siz, bütün bunları bile bile, bir anlaşmayla aşmaya çalışırsanız, kanun içinde olduğunuzu nasıl söyleyebilirsiniz? Partilerin anlaşarak bu zorluğu aştıkları mümkün olsa bile, bir sulh hakimi dahi, bu kanunsuz anlaşmayı Anayasa Mahkemesi’ne götürüp işin foyasını ortaya koyabilir. Kanun yolu yasaklanmış, kapanmış olan bir simge sorunu üzerinde bu kadar ısrar etmenin bir anlamı olur mu? Kanun dışı olan bir sorun, insan hakları arasında düşünülebilir mi?
Sorunları, kanun dışı bile olsa, anlaşma, uyuşma ile aşmaya çalışan bu insanların, Cumhurbaşkanı seçerken bu yolu niçin reddettiklerini de anlamak zordur. Başörtüsü veya türban sorunu, Cumhurbaşkanı seçiminden daha büyük bir sorun mudur?
Din simgelerinin, geri kalmış, insanları eğitilmemiş memleketlerde seçim malzemesi olarak kullanılıp geldiğini bilen insanlara kızacağınıza, bu sorunu işaret eden insanlarla el ele verirseniz, daha insanca bir hareket olur. Geri kalmışlığın faydalarını bilen yoktur. AB ülkelerinin seviyesine bu akılla gelinmez. Bir millet toptan yükselmemişse, arada raslayacağınız bilgili insanların kıymeti de büyük olamaz. Bu cahiller de sizdendirler. Bunlar uyanınca, size hayır dualar yapacak değillerdir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 28 misafir ve 1 üye bağlı
  • asoruklu

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61