Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow İŞLER SIRAYA KONMAMIŞSA
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
İŞLER SIRAYA KONMAMIŞSA Yazdır E-posta
22 05 2007
Bizim ülkede, sorunlar hiç bir zaman eksik olmamıştır. Sorunlar, çeşitlilik te göstermektedir. O zaman, bu sorunların altından çıkabilmek için, önce onların ele alınış sıralanmasının da yapılmış olması gerekir. Plansız, programsız, koca bir ülkenin sorunlarını halletmeye kalkan kurumlar ve partiler, hepsini birbirine karıştırırlarsa, bir arap saçı olayını ortaya koyarlar. Hiçbir şey halletmeden de ortadan silinip giderler.
Şu yaşadığımız anın iyi kıymetlendirilmesi gereklidir.
Beş sene gibi uzun bir zamanı yönetiminde tüketen bir parti, ülkede ne varsa kendisinin eseri olduğunu iddia ediyor. Bu parti, AKP iktidarının partisidir. Getirdiklerini sıralayıp edebi konuşmalar ortaya getiriyor da, bu ülkeden götürdükleri hakkında bir kelime konuşmak istemiyor.
Her şey söylendi kadar düzgün ve iç açıcı olsa idi, iktidarın bitimine yakın, milletin bir bütün olarak meydanlara yürümüş olmaması gerekirdi. Demek istiyoruz ki, büyük bir huzursuzluk içinde bulunduğumuz gizlenemez. Milyonları aşan toplulukları bir araya getiren mitingler, Türkiye’de değil, Dünya’da da görülmemiştir. Millet, aklını peynir ekmekle yemiş değildir. Bu toplulukları bir araya getiren de, bir kuruluş veya bir siyasi parti değildir. Masrafını kendi cebinden yaparak yollara dökülen insanların, yaşamaktan yaşamaktan sıkıntı içinde olmaları gerekir. Daha açık söylemek istersek; yaşam, artık kendileri için çekilmez olmuştur. Bunları normal birer gösteri olarak kıymetlendirmek; hele, bindirilmiş kıtalar olarak tavsif ederek küçümsemeye çalışmak, akılla izah edilir şeylerden değildir. Zaten akıl hakim olsa, memleket bu günkü duruma getirilmemiş olurdu.
Bu gün artık, sorunların en mühimi, saklanamaz duruma gelmiştir. Toplum, Devletin bile tehlikede olduğunu haykırıyor. Cumhuriyetin ve demokrasinin tehlike olduğu halinden şüphe eden pek kalmamış gibidir.
Durum bu olunca, buna çare bulacak kurumlar, bu arada siyasi partiler, ilk iş olarak, rejimin ve Cumhuriyetin önünde olan tehlikeleri göz önüne almaları gerekir. Bu tehlikenin de başında, irtica ve onunla birlikte bir şeriat devletinin kuruluş çabalarıdır. Bunları söylerken, dış emperyalist güçlerin memleketimiz üzerindeki hain emellerini küçümsüyor değiliz. Ancak, içteki tehlikeleri bertaraf etmeden, bu dış tehlikeleri karşılamak imkanı yoktur. Önce vatandaşlarımızın önünde ortaya serilen bu iç tehlikenin önünde kenetlenmek ve demokratik ölçüler içinde onun ortadan kaldırılmasını temin etmek gerekiyor. Bunun yolu da seçimle olacaktır.
Bu yolu gösteren de halktır. Bu halkı bilhassa kadınlar ve gençler teşkil ediyorlar. Halk, çok bilinçli şekilde yol gösterici oluyor. Direktifi de açık ve seçik. Orduyu göreve çağırın demiyor, seçimlerden önce birleşin, diyor. Bunun anlaşılmayacak bir yanı yok ki! Ordunun işe karışması, bu gerici dinci kitleyi masumlaştırıyor. Her şeyi ordudan bekleme hatasını da artık bırakmak gerekiyor. Orduyu iç işlere karıştırarak dış düşmanların önünü açacaklar da, ihanetin içinde olacaklardır. Eğer, Demokratik Cumhuriyete layık isen, gereklerini kendin yapacaksın. İnanan insanların kudreti, dinci ve gericilerin kudretinden aşağı ise, zaten bu iddiaların hiç birine gerek kalmayacaktır. Biz, bunun aksinin inancını taşıyanlardanız. Ordusuz bu mücadelenin adamı olduğumuzun gösterilmesi zamanını da yaşıyoruz. Bu iki zihniyetin bir arada yaşama aldatmacasına inananlar, bu büyük davanın adamı da, partisi de olamaz.
AKP büyüklerinin söyledikleri ile düşünceleri aynı değildir.
AB için gayret içinde oldukları iddiası doğru ise, AB ülkelerinde olanları iyi bilmeleri gerekir. Bu ülkelerde, Cumhuriyet olsun olmasın, bütün devletler laiktirler. Laiklik, her ülkede aynıdır, bir ayrıcalık göstermez. Bir ülke laik ise, orada ikili eğitim olmaz. Orada, kanun dışı olmuş simgeler, Türkiye’de de olduğu gibi, anlaşmalar yoluyla tatbikat sahasına konulmuş olmazlar.
Demokratik memleketlerde, Milli irade, bizde anlaşıldığı şekilde, çoğunluğun anlayış hakimiyeti değildir. Cumhurbaşkanı seçimlerinde, hiç birisi, bizim düştüğümüz duruma düşmemişlerdir. Bir ülkede en zor şey, rejim üzerinde oynamaktır. İkide bir Anayasa değiştirilmez. Dün, meclisten seçilmesine teşebbüs edilen Cumhurbaşkanı, bir gün sonra millet tarafından seçilmesine çalışılırsa, bu iktidarın ve bu insanların inanılmış bilgilerinin olduğuna inanılmaz. Hangisine inancınız var? Bize göre, hiç birine inancınız yok; başaramadığınızı inancınızdan çıkarıp, başka bir usulü inancınız içine sokuyorsunuz.
Sandık iyi biterse, yenilerin de, önce rejimi ve Cumhuriyeti düşünmeleri gerekir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 38 misafir ve 1 üye bağlı
  • bartelmidiaz

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55