|
Aman sakın yanlış anlamayın!
Bahsettiğim “Ordu”, Türk Silahlı Kuvvetleri değil. Ordumuza sonsuz saygımız var.
Karadeniz bölgemizin, yemyeşil ormanlar, dağlar içindeki şirin mi şirin bir ili.
İl olarak bu şirinliğinden elbette ki şüphemiz yok.
Hatta türkülerimizde bile yerini almış;
“Ordu’nun dereleri, aksa yukarı aksa…
Vermem seni ellere Ordu üstüme kalsa”
18 Mayıs tarihindeki Çorum gezimden (!) sonra, her nedense bu türkü dilime dolandı.
Belki de Ordu’nun derelerini yukarı değil de, benim üstüme üstüme akıtmaya çalıştıkları içindir...
Ama yapmayın ya…
Bizim mert insanlarımızın yaşadığı, TOPRAKLARIM diye övündüğüm, İskilip’ten, Osmancık’tan geçen Kızılırmak’ım var benim de.
O yüzden Ordu’nun derelerini üstüme akıtsanız da;
“Güzel Çorum’um vermem seni ellere, Ordu üstüme gelse…”
Zıırrrr…
Kırmızı telefonlar çalıyor.
Yüksek makamların arasında tehlikeli durumlar belirdiğinde, bunları bertaraf etmek amacıyla kurulan sistem çalıyor hemen…
Zıırrrrr…
İletişim kuruluyor.
Rengi kırmızı olup olmaması önemli değil. Siyah renkli olandan da aynı kırmızı gibi ses çıkıyor.
“Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiç birini istemez.”
Ama misafir misafirliğini anlamış değil daha.
Kim anlatacak?
Biz Çorumlular iyi ev sahibiyizdir. Misafirimizi baş tacı etmeyi ve ağırlamayı çok iyi biliriz. Ama misafir haddini bildiği sürece!
Belli ki, makamının tadını sonuna kadar çıkaracak.
Ben yine de onun için dua edeceğim.
İnsan kendi evinde yabancı olur mu?
Ben bu güne kadar kendi evimde hiç yabancı olmadım.
Ey Ahali, Cuma gününden itibaren bana “Yabancı” muamelesi yapmaya kalkanlara duyurulur.
Keser döner dolaşır, sap döner dolaşır, eeeee bir gün gelir artık hesap döner dolaşır ayaklarınıza.
Canım Çorum’um;
“Seni vermem ellere,
Beni vursunlar…
Sana bütün güzelliğin yolları,
Bana kurşunlar…”
Canım mı acıyor?
Hayır.
Çünkü ben çok şanslıyım.
İnsanlara bir şeyler verebilmenin ve insanları sevmenin ne anlama geldiğini herkesten daha fazla bildiğim için.
Çünkü ben çok şanslıyım.
İnandığım konuları açıklama -söyleme- savunma cesaretini gösteren ender kişilerden birisi olduğum için…
Ummadık taş ne yaparmış?
Baş yararken, aynı zamanda da
Şeklen rahatsızlık…
Fiilen baskı… yaparmış, derler Atalarımız.
Eeee bu kültürden de bu kadar.
“Başarılı insanlar başarısızların yapamadıklarını yapma alışkanlığına ve cesaretine sahiptirler.”
Her Gününüz Güzel Olsun.
|