|
“Evlat aziz, terbiye daha azizdir,” deriz,
“Allah rızkını verir”, hem sever, hem döveriz,
Biz cahil, onlar cahil, eğitim şarttır desek de,
Hala, cehalet bağında yaşayan gölgeleriz… (Mehmet Özata)
Nasıl olsa “Allah rızkını verir” diyerek, durmadan çoğalıyoruz. Çoğaldıkça sorunlar dağ gibi büyüyor, altından kalkamıyoruz. Çocuklarımız Hüdai nabit gibi gelişiyor, aç kalıyor, sefil kalıyor, tiner çekiyor, gasp yapıyor, “Allah’ın takdiri “ diyor, sorumluluktan kaçıyoruz. Sonra “batsın bu dünya” diyerek, arabesk takılıp hayatı kendimize, çocuklarımıza ve çevremizdeki insanlara zehir ediyoruz.
“Tanrı fındık verir, ama kırmaz.”
Bir sosyolog değilim, Tarih öğretmeniyim. Bizim gibi az gelişmiş bütün ülkelerin en büyük sorunu çokluktur.Yıllardır siyasiler bu sorunu gözardı ederek iktidarda kaldılar.Sürekli çoğalarak, cahil kalan insanları kandırmak çok daha kolay olduğu için aile planlamasına önem vermediler. Her şeyi Allah’ın hikmetiyle açıklayan insanlar da gece çocuk, gündüz konut yaparak yaşadıklarını sandılar. 21. yüzyılda, “Yetmiş beş milyonluk Türkiye’yi düşünebiliyor musunuz arkadaşlar” diyen bir Devlet Başkanımız oldu, şimdi de, “biz artık üreme sağlığını geliştirmeye çalışıyoruz” diyen çok çocuklu, Prof. Dr. unvanlı bir Sağlık Bakanımız var.
Devletimizin imkanları kısıtlı olduğu için çoğalan nufusa yeteri kadar okul açarak çocuklarımızı okutamadık.
Gelişmiş ülkelerde eğitime genel bütçeden en az yüzde on, yüzde on beş pay ayrılıken, biz yüzde üçlük bir bütçeyle idare etmeye çalışıyoruz. Bugün gelinen noktada parası olan özel okullarda çocuklarını okutuyor, parasız olan inadına çoğalarak sefaletine yeni ortaklar katıyor. Kısır döngü burada başlıyor sevgili okurlar. Allah akıl vermiş, fikir vermiş, düşünün, doğruyu bulun diye. Neden bakamayacağın, karnını doyuramayacağın, eğitemeyeceğin, yavrularını açlığa, sefalete ve cahilliğe mahkum edersin ? Yazıktır, günahtır bu çocuklara.
Huzuru mahşerde çocuklarını açlığa, sefalete ve cahilliğe mahkum eden bu anne ve babaların maruz kalacakları azapları düşünmek bile istemiyorum.
Yaklaşık on üç yıldır İstanbul Göztepe’de oturuyorum. Göztepe Özgürlük parkına cumartesi ve Pazar günleri yüzlerce insan ardına binlerce çocuğu takarak koloniler halinde oluk oluk akıyor. Gelenlerin çoğu dar gelirli, çoğu da varoşlarda kapıcılık yapan insanlar. Çocukların çoğu şişman, bakımsız, kızgın ve öfkeliler. Galiba, tek eğlenceleri de çekirdek yemek. Çekirdek kabuklarını da yere tükürmekte mahzur görmüyorlar. Parka girince her biri mutlaka, ama mutlaka ağaçlardan bir dal veya bir yaprak koparıyor. Lisanı münasiple yapılan ikazlara kızarak, “sana ne ulan moruk ” diyerek, insanı tersliyorlar. Ağzında sakız, kulağında cep telefonu, kılık kıyafet berbat, konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor çocuklar. Amaç yok, umut yok, gelecek yok, çıkar yol yok ama, cehalet çok. Çocuklar aç, çocuklar perişan, çocuklar cahil, çocuklar sahipsiz. Basında ve medyada onlarca haber. “Çocuk pornosunda Türkiye birinci sırada.” Şaşmamak lazım ama, ben bir Türk vatandaşı olarak utanıyorum.
|