|
Az kazanandan çok…
Çok kazanandan az…
Başka bir deyişle;
Zengine az…
Yoksula çok vergi.
Vergilerle ilgili hazırlanan rapor, yardımla yaşayanlarda dahil olmak üzere işsizlerin ve belirli bir geliri olmayanların bile tüketim yoluyla vergi ödemeye mahkum(!) edildiklerini açıklıyor.
Tüketim vergilerinin vatandaşın gelirine göre oranı ise çok daha şaşırtıcı;
En yoksul grupta yüzde 23…
En zengin grupta yüzde 16…
BUYRUN BURDAN YİYİN bakalım.
Yoksul kesim boynunu kurbanlık koyun gibi bükmüş ödüyor.
Peki zengin kesim ne yapıyor?
Fazla söze gerek yok. İşte en güzel örnek, en yetkili ağızdan… Maliye Bakanımız sayın Unakıtan bile şaşırıyor bu örneğe ve “biz vergiyi kimden alacağız” dedirttiriyor kendisine.
Ticaret ve serbest meslek sahiplerinin % 82’si asgari ücretliden daha az gelir beyan ediyormuş.
Yani sayın Bakan diyor ki, “Zarar gösterip, az vergi veriyorlar”
Bunu hepimiz biliyorduk.
Vergi kaçıranların, yurt dışında kaçırdıkları vergilerle krallar gibi nasıl yaşadıklarını biliyorduk…
Vergi kaçıramayan yoksul kesimin de, ödeyemediği vergi borcundan cezaevlerinde nasıl yaşadıklarını biliyorduk….
Görünen köy kılavuz istemezdi ki…
Yılların getirdiği, adil olmayan vergi yasalarının birikimiydi bu. İşte bu yüzden zamanında yapılması gerekenler yapılmadığı için Maliye Bakanı şimdi “kaygılarını” açıklıyor.
Unakıtan iş adamlarına, “Size düşen tek şey yamuk yapmamak. Topladığımız vergiler benim cebime girmiyor, evlatlarımızın geleceğine hizmet etmeliyiz” diyerek, ufak yollu birde onları uyarıyor;
“Tüm vergiciler akıllarını başlarına toplasınlar!”
Vatandaşın cebinden çıkan her 100 yeni Türk lirasının, 25 YTL’si devletin kasasına vergi olarak giriyor.
Bu durumda Türkiye genelinde tüketim üzerinden verilen verginin gelire oranına baktığımızda, en çok fedakarlığı yapanlar yüzde 25’le orta gelirliler. İkinci sırayı Yüzde 20’lik dilimde en fakirler alıyor.
En zenginler ise yüzde 5’lik dilimde.
Yoksul kesim, “vergi borcu vatan borcu” dediği için kaçmadan ödüyor. Zenginler ise bu topraklar üzerinden kazandıklarını, Avrupa’da çocuklarını okutarak, Amerika’da villa alarak, yabancı markalı kıyafetler giyerek ödüyorlar. Avrupalı olmayı, lüks hayat sendromu sandıkları için hayatlarını bu şekilde sürdürüyorlar.
Zaten yasalarda onlardan yana olunca gel keyfim gel.
Dünyanın en zenginleri sıralamasına Türkiye’den de yirmi altı kişi dolar milyarderi olarak girmiş. Ne kadar övünsek azdır. Peki ülkemizde büyük bir çoğunluğu temsil eden üreten emekçiler hangi sıralamada?
Onlar şimdilik namus ve şeref zenginliği ile yetiniyorlar.
O zaman, “zengin olmanın kuralı vergi kaçırmak” tır gibi bir terimi aççık-seççik ifade edebilir miyiz?
Belki!..
Gerçi salt kaçırılan vergi ile zengin olunmuyor ama bir memleketin yaşayanlarının zenginliği de kazandıkları paranın üzerinden ödedikleri vergi miktarı ile ölçülüyor…
Ne kadar kazanç, o kadar vergi…
Hal böyle olunca vergi ödemekten kaçan sermaye sahipleri, asgari ücret miktarının insan yaşamını idame ettirmesine yetmeyen minicik artırımına bile çok üzüldüklerini duyuyoruz. Az paraya çok insan çalıştırmaya alıştıkları için, zarara girdiklerini düşünerek, birkaç ücretlinin işine son verip dengeyi kurarlar nasılsa yine.
Yıllardır yakalarına yapışan yok.
Yırtılan hep tüfekçi Bekir’in yakası.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|