|
Hayatın içinden anlam aramak için atılacak ilk adım, kritik ve can alıcı soruları hem kendine hem bilenlere sorabilmektir.
Sorular doğru sorulmadığı zaman cevabı bulmakta mümkün değildir.
Bir atasözümüz der ki,
“Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi…
Bilmez ki sorsun, bilse sorardı…”
Soru soran insan, sürekli arayış içinde olan ve öğrenmek isteyen insandır.
Zaman zaman insanlar iç sıkıntısı yaşarlar.
Hayat anlamsızlaşır…
Hiçbir şeyden zevk alınmaz…
Hayatın anlamı nedir? diye bir soru sorsak kendimize, verilecek cevaplar hayat ve şartlarına göre değişiklik gösterecektir.
Ben kimim?
Sen kimsin?
Gittiğim yol gitmem gereken yol mu?
Bu sorular böylece uzar gider…
Asgari ücretle çalışan bir ailenin küçük çocuğuna “Sen kimsin?” diye sorduğumuzda,
“Ben babamın oğluyum, yada annemin kızıyım” şeklinde cevap verir hemen.
Büyüdükçe soruların cevabı da şekil almaya başlar.
Okula başladığında,
“Ben 1/A sınıfının öğrencisiyim…”
Mahallede sorulduğunda;
“Ben Mehmet’in arkadaşıyım”
Akraba içinde sorulduğunda,
“Ben Ayşe’nin amcasının kızıyım” gibi cevaplar verir.
Hepimizde bu sorularla karşılaştığımız zaman, kendimizi en sevdiğimiz, en güvendiğimiz insanlarla tanıtmaya çalışırız.
Böylece hayatla daha geniş boyutlarda tanışma sürecide adım adım ilerler.
“Ben Türküm,
Ben Müslüman’ım,
Ben Çorumluyum” demek de milliyetçiliği, memleket ve vatan sevgisini en güzel anlatan kelimelerdir.
Hayatta her istediğini elde etmiş insanlar bir boşlukta olduğu için bu soruları onlara sormak yersiz olur. Makam, mevki, zenginlik, şöhret, kariyer ve bunlara benzer ne kadar çok şey varsa elde edilene kadar çok değerlidir. Elde ettiklerinde de boşlukta kalırlar.
Halbuki insan olarak varlığımız ve hayatımız için ne kadarı gerekliyse onunla yetinsek?
Onların arayışları farklılaşmıştır. Ve cevapları bile çok farklıdır.
“Eeee, efendim global dünyanın içinde yaşamak için Amerika’dan başladık biz. Venedik çarpıcı olmakla beraber şanzaluzenin tadını alamazsınız. Hele Eyfel kulesinde yapacağınız kahvaltının adını koyamazsınız mirim”
Onlara “Sen” deme şansınızda yoktur. Hatta onların çocukları bile farklı cevaplar verecektir.
“Siz kimsiniz?”
“Ben milletvekili Hasan’ın oğluyum,
Özel Ayşe abla okulunun öğrencisiyim,
Genel müdür Zehra hanımında akrabasıyım” der…
Elimizde bir yol haritanız var mı?
Yada bir kılavuzunuz var mı?
Kılavuzunuz varsa kimdir?
Bir kargamı? Yoksa gerçek bir yol kılavuz mu?
“Ben dürüstüm, ben çalışkanım, ben insanlara faydalı olma düşüncesiyle dolu insanım” şeklinde cevap vereni de çok fazla duymayız zaten.
Kimimizin düşleri gerçek olmuş, kimimizin gerçekleri düş…
“ İnsan aklı kalp olmuş, kalbinde fikri bozuk”
Bizler hayatımızın yüklediği anlamı kurda, kuşa, ata, arıya yem ediyorsak eğer vay bize…Vaylar bize…
Ve hayatımızın içeriğini onlar alıp götürmeden kendimize gelelim.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|