|
Evet, saçlar yere düştü ve herkes, kendi saçının renginin cinsini görme imkanına kavuştu. İnat yüzünden, akı kara görenler için söylenecek bir şey yok. Anayasa Mahkemesi, beklenilen kararını verdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, üçte iki çoğunlukla meclis açılması esası kabul görmüş oldu.
Bir netice netleşmiş olmasına rağmen, gelecek meclislerde bu rakamın bulunmasının zorluğu karşısında, Cumhurbaşkanının seçiminin zorlaşacağı anlatılmak isteniyorsa da; ehemmiyet verilmesi gerekmiyor. Bazan, zorlukları aşma uyumunun da edinilmiş olması gerekiyor. Hele, yeni kurulmuş bir meclis üyelerinin, inat yüzünden, meclisin feshedilmesine göz yumacakları beklenemez. Hem demokrasinin gelenekleri ve hem de milletvekili emeklilik haklarının cazipliği bu engelin aşılmasında yardımcı olacaktır. Biraz akıl sahibi insanlar, ayaklarına gelmiş nimetleri iteleme yetkisine sahip değillerdir.
Anayasa Mahkemesi kararlarına gölge düşüren iki olayı da tasvip etmiyoruz. Muhalefet lideri sayın Deniz Baykal, “Mahkemeye götürdükleri esasın reddedilmesi halinde kaos olacaktır” sözlerini söylememeli idi. Demek ki, insanlar asabileşince, bazan basiretlerini kaybediyorlar. Sayın Başbakan ise, büyük asabiyet hali içinde olduğunu yüz ifadesiyle gösteriyordu. Devlet kurumlarına karşı gösterip geldiği tutumunu, Anayasa Mahkemesi’nin kararı için değiştirecek değildi. Kurşunu hep başkalarına attırıyor da, kendi attığı kurşunların mahiyetini düşünme zahmetine bile girmiş olmayı istemiyor.
İlave edelim ki, Devlet bir devamlılık hali gösterecektir. Bunun ehemmiyetini kavramak için, herkesin, Anayasal kuruluşların zayıflatılmasını gösterecek durum ve davranışlardan çekinmeye çalışmasının büyük faydaları vardır. Demokrasi böyle kuvvetlendirilecektir. Sinirlilik için ortam hazırlanmamalıdır. Sinirlilik, sadece, keskin sirkenin küpüne verdiği zararı ortaya koyabilir.
Biz, beş senelik meclis devresinin Dünyada olmadığını biliyoruz ve açıkça söyleyip yazdık ta.
Biz, 1980’de kanunlaşmış olan beş senelik meclis devresinin, 25 seneden beri, kanun emri olduğu halde, Türkiye’de de denenemediğini biliyoruz; ayrıca yazılarımıza da bunları geçirdik.
Dört yıldan sonra gelecek günlerin de, iktidar partisi için pek te kazançlı olmayacağına da işaretler koymuş idik.
Olayları göz önüne getirenler, iktidarın ne kazanç elde etmiş olduğunu da gözden geçirivermelidirler. İşi, illa olaylar içine sürüklemek mehanetini göstermek zorunluluğunda da değildiniz.
Şu anda, meclisimiz Cumhurbaşkanını seçememiştir. Meclis tıkanmış ve yine Anayasa’ya göre, yenilenmesine yol açılmıştır.
Yine Anayasa’ya göre, yeni Meclis seçilip toplanıncaya kadar, geçici divan göreve başlayıncaya kadar, eski meclis işine devam edecektir. Türkiye meclissiz kalmayacaktır. TBMM, yetkilerinin hiç birisini kaybetmiş olamaz. Gerekirse savaş bile açabilir. Barış ta yapabilir. Meclis, Anayasa değişikliği de yapabilir.
Ancak akıllı insanların içinde çokca bulunan bir meclis, kanun yetkilerine sahip olduğu halde, sırf nezaket gereği olarak, günlük işleri yapmalıdır. Günlük işlerle iktifa eden yüce meclis, esaslı işlerin halledilmesini seçilecek yeni meclise bırakır. Demokrasinin hakim olduğu bütün memleketlerde usul budur.
Şimdi, tıkanmış bir meclisle, memleketin en mühim meselelerini halletme yoluna giderseniz, insanlar size, “daha önceleri neredeydiniz?” demez mi?
Dayatmalar olduğunu hep gördük. Dayatanların düştüğü durumları da gördük. Bu görmelere rağmen, yine de dayatmalara gitmeyi bir meziyet sananlar, daha kötü durumlarla da karşılaşacaklardır. İnsanlar, beynimizde odaklanmış bu aklın da konuş sebebini bazan hatırlamalıdırlar...
|