|
Pazartesi akşamı Çorumluların yemeği vardı Ankara’da. Ev sahibi Çorumlular Derneği gibi gözükse de düzenlenen yemeğin iki ev sahibi vardı.
Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok diğer ev sahibiydi.
Keçiören Belediyesinin tesisi olan Halil İbrahim Sofrası’nda verilen yemeğin çok daha görkemli olacağını düşünmüştüm. Ankara’da bir milyonun üstünde Çorumlu olduğunu söyleyenler ilden de katılımlarla bu yemeğin büyüklüğünü konuşuyorlardı.
Bu tür yemeklerde insanların kalabalığından çok vereceği mesajlar önemlidir. Özellikle de siyasilere verilecek olan mesaj şu olmalıdır:
“İşte bizim gücümüz bu”
Türkiye’nin kalbinin attığı, nabzının tutulduğu yer olan başkentimizde bu çok önemli bir mesaj olacaktır.
Bu mesajın içinde ayrıca ne kadar birlik ve beraberlik ruhu taşındığı da ön plana çıkmalıdır.
Ama yemek bana göre tipik bir düğün yemeği gibiydi.
Tek fark, düğünde ev sahipleri misafirlerini kapıda karşılar ve en iyi yerlere oturtur.
Bu yemekte kapıda karşılayan olmadığı gibi oturacak masa bulmakta bile zorluk çekmeniz yemeğin ilk olumsuz adımıydı. Masaların başlarında ikişer kişi oturmuş geri kalanı boş. Ama oturmak istediğinizde yerlerin dolu olduğu söyleniyor. Federasyon’un kendine ayırdığı masalar bunlar. Oysa ev sahibi olduklarından misafirlerini bir yere oturttuktan sonra kalan yerlere karışık olarak yerleşmeli ve faaliyetlerini anlatmalıydılar.
Yer olmadığı için istenmediğimiz halde kendimizi masaya kabul ettirdik.
Kalabalık çok fazla.
Ama Çorumluların yemeğine mi geldik yoksa yanlışlıkla başka bir yere mi diye ufak bir tereddüt geçirdik.
Sahneye arkamız dönük olduğu için kimin sunuculuk yaptığını göremedik. Derneğin yönetim kurulu tek tek tanıtıldı.
AK Parti milletvekili Agah Kafkas, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ve Çorum Belediye Başkanı Turan Atlamaz yemeğin misafiriydi.
Ben yanımda götürdüğüm misafirime Çorum yemeklerinin lezzetini anlatmaya çalışırken, başıma elinde çorba tenceresi ile dikilen garson “Tabağını ver de çorbanı vericem” deyince tabağımı uzattım ve kafamın üstünden çorbamı kazasız belasız aldım.
Çorum yemeklerinin olacağını zannediyordum. Yanılmışım.
O kadar kalabalık ne zaman yemek yedi anlamadım.
Başkan Atlamaz’ın konuşmasından sonra milletvekili Kafkas söz almıştı. Düğün yemeği bitti de sanki sıra takı merasimine geldi gibi gidenler sahnenin önünde toplanmaya başladılar. Herhalde vekilden ricaları olacaktı.
Bir taraf sahnenin önünde ayakta, diğer taraftan gençler poz poz resim çektiriyor.
Bu arada garsonlar masalara gelerek örtüleri ile beraber ne var ne yok derleyip, toplayıp tertemiz yaptılar.
Salon saat 9’da boşalmaya başlamıştı.
Ben zaten bir mesaj almaya gitmemiştim.
Ama yanımda götürdüğüm ve her fırsatta Çorum’u övdüğüm misafirim “Çorum yemeğinden çok Keçiören Belediyesi yemeği gibiydi” deyince dışarıdan bir kişinin bu görüşüne saygı duydum ve hak verdim.
Özellikle derneğin adı altında siyaset yapmak isteyenlerin biraz daha gayretli olması gerekiyor.
Çorum’u Çorumlular zaten biliyor.
ÖNCE KENDİ İÇİNDE olgunlaşmayan bir kurum ne kadar dışarı açılabilir ki?
Bence,
O yemekte dernek yönetimi misafirlerini kapıda karşılamalı…
Sofralarda “Çorum Beşlisi” olmalı…
Hatta sarı sarı leblebiler masalardan parlamalı…
Bir taraftan da “Şu uzun gecenin gecesi olsam” ve Çorum türküleri ile gurbettekilerin yüreği okşanmalıydı…
Ta Çorum’dan kalkıp da gelenlere “Çorum ile Sungurlunun arası” çok uzun gelmiştir çok.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|