Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow İRANLAŞSA MIYDIK?...
 
İRANLAŞSA MIYDIK?... Yazdır E-posta
01 05 2007
Küresel efendileri ABD ve AB tarafından akçalanan yalaka Medya ve yalaka köşe yazarları; sazlarını ellerine aldılar; önlerindeki AKP, ABD, AB korosuna eşlik ediyorlar;“Yüce Meclis ne isterse onu yapar...”
Seçim sisteminin azizliğinden yararlanarak, Yüce Meclis’in çoğunluğu ele geçiren AKP İktidarı ne yapıyor?
75 Milyonluk ülkeye başkanlık, Türk Silahlı Kuvvetlerine de başkomutanlık yapacak cumhurbaşkanını; temsil ettiği yüzde 25 oya karşın; partilerinin herhangi bir taşra örgütüne ilçe başkanı seçer gibi, seçmek, seçtirmek istiyor.
Bunun için de olmadık hokkabazlıklar, olmadık şaklabanlıklar yapıyor.
Hem “367 şart değil” diyor hem de “367” yi bulmak için, çocukça oyunlar oynuyor.
Koskoca Meclis Başkanı; 367’yi bulmak için, meclis kapısından boynunu uzatıp, içeri bakan CHP vekillerini, cep telefonlarıyla saptatıp, oturuma katılmışlar gibi tutanaklar düzenletiyor.
Böyle bir şey olabilir mi?
Yalaka medya korosu, şakşakçı iş dünyası, demokrasi yobazı aydınlar; “olur” diyor; “Yüce Meclis ne isterse onu yapar...”
Bu mu Yüce Meclis? Bu mu Yüce Meclis tavrı?
Ben de demokratım ama, herhalde “demokrasi yobazı” olmadığımdan olsa gerek, bu tür şarlatanlıkları içime sindiremiyorum.
* * *
Sahip olduğu yüzde 25 oya karşın, seçim sisteminin azizliğiyle, Meclisin çoğunluğunu elinde bulunduran bir partinin; Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanını; muhalefete, anayasal kurumlara, Türk Silahlı Kuvvetlerine danışmadan, onlarla asgari müştereklerde anlaşmadan belirleme ve seçme hakkı yoktur.
Ama efendim, geçmiş dönemlerde de böyle seçimler oldu.
Hayır olmadı.
Kaldı ki o dönemlerin koşulları çok farklıydı.
Ve hiçbir dönemde; devletin en önemli bu üç makamı (Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan); geçmişleri tartışmalı ve kuşkulu, şeriat öğretisiyle yoğrulmuş aynı misyonun insanları tarafından yönetilmek durumunda kalmamıştı.
Tarafsız ve siyaset üstü olarak kalması gereken bu yüce makam; ülkenin ve devletin çağdaş görüntüsünü, tümden “İran’laşmış gibi” gösterecek bir zihniyete asla ve asla teslim edilmemelidir.
Ülkenin yüzde 75’i bu durumdan rahatsızdır.
Ülkenin yüzde 75’inin çok ciddi endişeleri, çok ciddi korkuları vardır.
Ülkenin yüzde 75’i bu iktidara güvenmemektedir.
Ağızlar ne söylerse söylesin, kalemler ne yazarsa yazsın; bu ülkenin yarıdan fazlası, Askerin bu son uyarısından memnun olmuştur.
Bilimgüder (laik) demokrasiyi koruma misyonu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bu konuda son derece duyarlıdır.
Duyumlarımız kadarıyla Sayın Başbakan; Sayın Genelkurmay Başkanına, “Paşam, muhtıraya ne gerek vardı? Ordu’nun madem böyle bir rahatsızlığı vardı; bu durumu muhtıraya dökmeden de beni uyarabilirdiniz” demiş.
İnsanda biraz utanma sıkılma olur.
Bir insan, bir kurum, bir oluşum, bir zihniyet daha nasıl uyarılır!?...
Askerin, “Sözde değil, özde laik ve demokrat olmak gerekir” sözü, dillere pelesenk oldu.
YÖK uyardı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı uyardı
Giderayak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer (Harp Akademileri konuşmasında) uyardı.
14 Mayıs Tandoğan Cumhuriyet Mitinginde yüz binlerce insan uyardı.
Son uyarı da, İstanbul Çağlayan Mitinginde yapıldı.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Kimse kimseyi aldatmasın.
AKP iktidarının yaptıklarının demokrasiyle bağdaşır tarafı yoktur.
Başta Bülent Arınç ve Tayyip Erdoğan Beyler olmak üzere AKP iktidarı, “panik atak” yaşamaktadır.
Ülkeyi bu denli germe, kamplara bölme pahasına Cumhurbaşkanlığı Makamında ısrar, gizli ajandalarının beklemeye tahammülü kalmamasındandır.
Askerin bu muhtırasını, demokrasiye müdahale olarak gören demokrasi yobazlarına; darbelerle büyümüş, darbelerin çok acısını çekmiş bir kişi olarak söyleyecek bir çift sözüm var.
Bu muhtıra, önceki uyarılarıdan çok daha farklı bir uyarıdır. Bu bir reflekstir.
Bu refleks, laik demokrasinin, kendi kendini koruma refleksidir.
Tüm uyarılara karşın, AKP iktidarının olayları bu hale getirmesi nedeniyle, çaresiz kalındığından, uyarıyı bu kez, bu şekle dönüştürme zorunluluğu doğmuştur.
Eğer demokrasi sevgimiz, cumhuriyet aşkımız, sözde değil, özdeyse; Askerin bu uyarısıyla, büyük bir yanlıştan dönüldüğü için sevinmeliyiz.
Bu uyarı, Ülkemizi İran’laşmaktan; bilimgüder demokrasimizi de tümden yok olmaktan kurtarmıştır.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 6 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61