Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow AĞABEY OLMANIN İYİ ÖRNEĞİ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
AĞABEY OLMANIN İYİ ÖRNEĞİ Yazdır E-posta
27 04 2007
Anadolu’nun kırsal, bir orman köyünde bir Ağa vardır. Şöyle konuşur:
-Bizim köyde Ağa demek, ağabeylikten gelen ağabeyliğin ta kendisidir. Dini inanışlarımıza göre, biz din kardeşiyiz. Kardeşlikte yaşı büyük olana bizde ağabey denir. Ağabey, kardeşlerine, din kardeşlerine ağabeylik yapmayı sever. Çevresindeki akrabalarına, komşularına, dışarıda olan din kardeşlerine ağabeylik yapar. Bunlarla yetinmez. Köylüsüne ve her insana öncülük eder. Daha çok köylüsünün hükümet ile ilgili işlerinin yürütülmesini sağlar. Ağa, köyün Ağasıdır ama varlığından, zenginliğinden hiç söz etmez. Ağanın evi; ilden, ilçeden, başka kentlerden gelenlere açıktır. Konuğu sever. Konuğa hizmet etmeyi kutsal sayar.
İşte Anadolu köyünde Ağa, bu demektir. Ağalığın iyi örneğini verir.
*      *      *
Anadolu köyünde yaşayan bu Ağa, son zamanlarda şöyle konuşur.
-Bana, bizim köydeki, ya da yakın köylerdeki en inatçı eşeğin kimde olduğunu haber verin. O eşeği alacağım. Onun beslenmesini anlamında yapacağım. O inatçı eşeği de, en iyi huylu eşek yapacağım, der.
Bu konuşma Ağa’nın köyünde yayılır. Şimdi de yaşlıları dinleyelim:
-Bizim Ağa galiba sapıttı! Eşek bir hayvandır. Genlerindeki birikime göre hareket eder. Açıkçası o eşektir. Eşekliğini de hatır gönül tanımadan yapar. Bizim Ağanın gönlü hoş olsun diye, huyundan vazgeçmez.
-Bizim Ağa’ya selam söyleyin. Madem ki inatçı eşek arıyor. Şu karşıki köyde Uyuşuk Recep’in bir inatçı eşeği var. Onu satın alsın, eğitsin, ağabeyliğini, Ağalığını görelim. Biz, gördüğümüze inanırız. Artık bu köyde, her konuşulana inanan saf kalmadığını iyi bilsin.
Ağa, Uyuşuk Recep’in köyüne, yakın olduğu için yürüyerek gider. Cepleri de dolguncadır. Uyuşuk Recep’i bulur. Selamdan sonra inatçı eşek hakkında sorular sorar. Uyuşuk Recep, söz alır:
-Ağam, bu köyler arasında, sizi, herkes en iyi Ağa olarak bilir. Ta buraya kadar gelmişsiniz. Sağ olun, var olun. Evet benim eşek, en inatçı eşektir. İşte o karşınızda, bize doğru bakmaktadır. İnatçının kellesi, kulağı yerindedir. Hin oğlu hin bir erkek eşektir. Eşekliğin, inatçılığın daniskasını yapar. Bu eşek, önüne konulan samana razı olmaz. Ek yem ister. Ben, adım üstümde Uyuşuk Recep’im. Bu köyün en yoksuluyum. Ona vereceğim yeme, ondan çok buğday, yulaf katarım. Bu karıklıyı, değirmende üğütürüm. O undan, mis gibi kepekli köy ekmeği yaparım. Çoluk çocuk onu biz yeriz. Karşıdaki inatçıya da uyuz uyuz düşünmek düşer. Onu aklıma bile getirmem! der.
Ağa, Uyuşuk Recep’e istediğinden de fazla para öder. Eşeği yedeğina alır. Köyün yanındaki tepeye çıkınca eşeğin önüne cebinden çıkardığı iki hapaz yemi koyar. Eşeğe döner:
-Ey inatçı, Uyuşuk Recep’in veremediği yemi ben sana arpa olarak verdim, der. Eşek, arpa sözünü duyunca, köye doğru yönelir. Var kuvvetiyle aaaaa...iiii, aaa...iii diye anırmaya başlar.
Ağa, eşeğin anırmasını şöyle yorumlar:
-Bu eşek, samandan başka bir şey yemediği için inatçılık yapıyormuş. Şimdi benim ağzımdan arpa adını duydu, verdiğim arpayı, afiyetle yedi. Kendine geldi. Anırarak, köydeki yoksul sahibi Uyuşuk Recep’e seslendi. Belki de ona akılsızlığınla bin yaşa! İnatçılığı senin köyünde bıraktım. Amanı bilmez misin? Sakın ha, beni görmeye gelme. Keçileri başıma üşüştürme. Bakarsın inatçı damarım kabarır. Beni bir Ağa’dan edersin!
Ağa, eşeğe biner. Köyünün yolunu tutar. Evine döner. Köylü meraktadır. Ağa’yı karşılar. İnatçı eşeğin Uyuşuk Recep’te olduğunu haber veren köylü söz alır:
-Ağa’m inatçı eşeğin hayırlı ve uğurlu olsun. Ama şunu unutma. Bu hayvanın aslı eşektir. O eşekliğini yapabilir. Eğer bu eşeği eğitebilirsen, ben senin alnından şap diye öperim. Sana da bir teneke arpayı helalinden veririm, dedi.
Nasıl olduysa, eşek arpa sözcüğünü duydu. Yüksek perdeden anırdı. Kimse bir şey anlamadı. Ağa:
-Dostlarım, benim aşı tuttu. Bir teneke arpa yolda. Eşek yine arpa sözünü duydu. Anırdı da anırdı. Yeri göğü inletti. Böylece, oradakiler inatçı eşeğin ne zaman anıracağını öğrenmiş oldular.
Çok zaman geçmedi. Ağa, eşeği karşısına aldı:
-Uzun kulaklı, sen sürmeli gözlüsün. Ama ne de olsa hayvansın. Sözünde duramadığın olabilir. Oysa, benim, bu köylüye bir sözüm var. Bir inatçı eşeği bulup eğiteceğim dedim. Ben sözümdeyim. Ama seninle anlaşma yapacağım. Sözleşmeyi şu kartona yazdım. Kartonun üzerine de senin istediğini koydum. Gel onu ye! Sözleşmeyi de oku, dedi.
İnatçı eşek, uzaktan sözleşme kartonu üzerindeki taneleri gördü. Onlara yaklaştı. Onları, bir tane bile ziyan etmeden ağzına aldı. Çiğnedi, yuttu. Şöyle bir gerindi. Var kuvvetiyle; aaa...iii, aaa....iii diye yeri göğü inletti.
Ağa, hayatından memnundu. İnatçı sözleşmeyi okumuştu. Kendi diliyle de onaylamıştı. Eşeğin de neşesine diyecek yoktu. Böylece, inatçı eşek, Ağanın kapısında görkemli uysal bir eşek oluvermişti.
Ağa, iddiayı kazandı. Bir teneke de arpa geldi.
Ağanın eşeği, öyle bir üne kazandı ki, herkesin dikkatini üzerinde toplamaya başladı. Köyün ünlü hırsızı Topal, harekete geçti. Bir gece yarısı, Ağanın damına, gübre atılan, daima açık duran peneğinden dama girdi. Eşeği yedeğine aldı. Kapıya dayandı. Kapı kilitliydi. Şaşırıp kaldı. Eşek ise, tepinmeye başladı. Ağa uyandı. Yatağından fırlayarak dama indi. Kapıyı açtı, karanlıkta hırsız Topal ile karşılaştı. Topal ise, hemen peneğe yöneldi. Penekten bedeninin yarısını çıkardı. Diğer yarısı ahırdaydı. Ağa yetişti. Var kuvvetiyle hırsız Topal’ın pantolonunu çekti. Topalın pantolonu ile donu da Ağanın elinde kaldı. Hırsız Topal, aşağısı çırılçıplak kendini dışarı attı. Ağa seslendi:
-Topal, şallak durumdasın. Adını şallak diye yayarsam insan içine bile çıkamazsın. Kapıya gel, dedi.
Topal, ayıp yerlerini eliyle kapatarak kapıya dayandı. Şöyle yalvardı:
-Ağam, adım bir kez çıktı hırsıza, hırsızlık mesleğim oldu. Fakat, şimdi bu olay duyulursa adım Şallak’a çıkar. Ne olur? Emret onu yapayım, dedi.
Ağa söz aldı:
-Topal, bir değil iki şartım var:
1. Kesinlikle hırsızlığı bırakacaksın!
2. Şimdiye dek çaldıklarını da ödeyeceksin!
Topal:
Ağam çekilmiş kılıç gibi hazırım. Hırsızlığı bırakıyorum. Anımsadığım çaldıklarımı da sahiplerine ödüyorum. Ver şu donum ile pantalonumu. Onları giyeyim der. Ağa söz alır:
-Topal, sözünün eri olursan evet, der.
Topal:
-Ağam göreceksin, yerdeki karıncayı bile incitmeyeceğim, der.
Bu olaydan sonra Ağa, köylülerini toplar:
-Köylülerim, önce inatçı eşeği yola getirdim.
-Şimdi de Topal’ın hırsızlığını önledim.
İşte buna akıl denir! Ağabeylik de budur!
ATASÖZÜ: Akıl, akıldan üstündür.
NOT: Orijinaldir. İlk kez yayımlanıyor. Salim Savcı’nın kitaplarını Afacan Kitabevi’nde bulabilirsiniz.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 28 misafir ve 2 üye bağlı
  • leyro1
  • serefkaratas

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55