|
Anlaşma, uzlaşma ve birlikte bir noktada buluşma işleminin yolu; işinize geleni hep öne sürmekle elde edilecek bir şey değildir. Bunlar bir dayatma olur ve sizi düşüncelerinizle başbaşa bırakır. Bunun adı yalnızlaşmadır.
Cumhurbaşkanımızı seçme zamanlarını yaşıyoruz. Cumhurbaşkanının şimdiye kadar yazılan vasıfları ve Anayasamızda kayıtlı olanlarını iyice öğrenmiş bulunuyoruz. Bunları topluca göz önüne getirirsek, Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiği fikri hakim çıkar. Siz, parlamentoda çokluktasınız diye, Cumhurbaşkanını kendi aranızdan birisi veya Başbakan olarak seçerseniz, kanun önünde belki bir sakıncaya rastlamazsınız ama; yukarda yazdıklarımızın topuna ters düşersiniz. Vasıfları partili, yani AKP’li olacak bir cumhurbaşkanının milletin topunu kucaklaması düşünülebilir mi? Ayrıca, sizin dinci vasıflarınız ortaya çıkmıştır. Demokrasiyi bir araç olarak kullanmak istediğinizi kendiniz en yetkili ağızdan itiraf etmişsinizdir. Demokrasiyi araç olarak kullandığınız takdirde, ortaya koyacağınız rejim şeriat rejimi olacaktır. Hakikat böyledir ve biz böyle düşünüyoruz. Bu sözü sayın Başbakan’ın söylemesinden tam bir sene sonra, demokrasiyi insanların saadeti için bir araç olarak kullanacağınızı söylemeniz, inandırıcı bir örtü olarak kabul edilemez. Bu iddia, akıl kokusundan yoksun bir iddiadır ve öyle kalmıştır da.
Türkiye’nin en yüce makamına getirilecek şahsiyetin seçiminde uzlaşma işini bu derece hafife alan, bu fikirde olanları açıktan açığa istiskal etme yolunu seçen bir zihniyetin; her yönüyle kanun dışı bir din simgesi olarak vasıflandırılmış “türban” olayı için, başka düşüncelerden anlaşma bekleyen bir zihniyetin karşısında bulunuyoruz. Bu zihniyetten korkulur. Bu zihniyetten korkulur dedimse, onların, onun karşısından sıvışılır anlamını ortaya koymak istemedim. O zihniyetin karşısına çıkmayı bir korku sebebi sayanlar, ilerde daha büyük ve akıl dışı sayılacak korkularla karşı karşıya kalacaklarını iyi bilirler. Bunları tarihleri içinde görüp gelmektedirler.
Cumhuriyet dönemini bilen insanlardan sayılırım. Benim düşünceme göre, bizim insanlarımız, inançlarını en serbest olarak Cumhuriyet döneminde yaşamışlardır. Cumhurbaşkanımız sayın Süleyman Demirel’in, “Bir millet göğsünü gere gere müslümanım demeli, diyebilmelidir.” sözlerinin hakikatla bir ilgisi yoktur. Cumhurbaşkanlığı yapmış bir zatın sözleri için “Tamamen yalandır” sözlerini kullanmak istemiyorum. Bunlar bana ıstırap veriyorlar. Ancak, en çok İmam Hatip okulunun kendi zamanında, bizzat kendisi tarafından açıldığını söylemiş bir insana, gayen ne idi de dememeliyiz? Şu yaşadığımız olaylarda, sayın Demirel’in hiç mi ağırlığı olmamıştır?
Camiler, mescitler CHP iktidarında yıkıldı veya içlerine eşek bağlandı sözlerini hep işitmişimdir. Bu iftiraları yapan insanlarda insanlık vasıfları aranır mı? Saltanat Devrinde yapılanlara eşit cami yapımı, Cumhuriyet devrinde yapılmıştır. Bir şey söyleyen olmuş mudur? İslamiyette “İsraf haramdır” denmez mi? İslamiyetin getirdiği bu kaide bizzat kendisi için geçerli değil midir? İnsanların gülmesinin günah olduğu hangi din esas kitabında yazılmıştır?
Tarikatlar kanun dışı sayılmıştırlar. Kanun yasakları olmasına rağmen, tarikatcılık alabildiğine icrayı saltanat yapmaktadır. Tarikatcılık bir geçim vasıtasıdır. Şeyhe bağımlılık insan yaratılmışlar için ayıp sayılmaz mı? Dinde tariat işaretleri var mıdır? Tarikatcılığı ve hatta mezhepciliği yaratanlar insanlar değil midir? Bunların hangisinden insanlar saadet görmüşlerdir? Mezhep ve tarikatlar için insanlar öldürülüp gelmekte değil midirler?
Size bir soru daha yöneltmek istiyorum: Laik olan insanların, inançlarından dolayı başkalarını öldürdüklerini gördünüz mü? Bunları görüp bilip te, mezhep veya tarikatından ayrılana rastladınız mı? Uyuşalım, uyuşalım diyorsunuz. Aynı kıymetleri fikren paylaşan insanlar uyuşur, anlaşırlar.
Bu günkü durumu görenlerin hayret ifadeleri bir işe yaramaz. Öldürme fiili yalnız Hıristiyan insanlar için değildir. Öldürülen Müslüman Türkleri niçin unutur görünüyorsunuz? Sivas’ta yakılan insanlar Türk değiller mi idi? Onlar Müslüman değiller mi idi. Rahmetli Kışlalı Türk ve Müslüman değil mi idi? Düşünce yoksunu insanlar, ancak ektiklerini biçeceklerdir.
|