Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow İKİSİ BİR ARADA OLMAZ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
İKİSİ BİR ARADA OLMAZ Yazdır E-posta
20 04 2007
Cehaletle akılılık bir arada olmaz. Biz olmaz diyoruz, ama bunu bir arada götürmek isteyenleri de hep görüyoruz. Bir insan akıllı ise, bu aklını bilgi edinmekte kullanması gerekir. Aklının olduğuna kani olanların hepsi bilgili nasıl olacaklar? Bu akıl bilgi edinme yolunda kullanılırsa, istenilen mümkün olur. Akıl kullanılmadan da bilgi edinilemez.
Şu bizim laiklik tartışmasını hep yadırgamışımdır. Laiklik, öğrenilmeyecek kadar zor bir konu değildir. Ben de oldukça kitap vardır. Bunları okudum ve bir bilgi sahibi olduğumu da sanıyorum. Onun için, insanların hem laik ve hem de dindar olabileceklerine inanmıyorum. Bunun aksini söyleyenleri de, bilgili kabul etmek içimden gelmiyor.
İstanbul’a gitti idim. Benim çocuklar, onlardan gelenler ve onlardan da gelecekler hep İstanbul’lu oldular. Ben İstanbul’lu olamadım. Dönüp dolaşıp Çorum’a geliyorum. Ben, burada kendimi rahat hissediyorum. Hayatımı yaşama hakkım benim de var.
Bu defaki gidişimde, hem Beyoğlu’ndaki ve hem de Beyazıt’ta bulunan Sahaflar çarşısındaki kitapçıları birer birer dolaştım. Genellikle Sahaflarda eski ve yeni din kitapları satılır. Hepsinde bulunan laiklik kitaplarını sordum ve bulduklarımı aldım. Kitap laiklik üzerine olsun ve fakat, kitabı yazan kim olursa olsun. Tam 16 adet buldum. Bunların hepsini aldım. Benim kitaplığımda eskiden aldıklarım da var. Bunların hepsini okuyacağım. Ondan sonra da, ben bu işi biliyorum diyeceğim. Siz de demek istiyorsanız, bu kitapları benim aldığım yerlerden temin edip okumanız gerekir. Okumadan bilmeye ve laiklik uzmanı gibi konuşmaya hakkınız olmamalıdır. Yani, bu hakkı kendinizde bulmamalısınız.
Bu hakkı kendisinde bulanlar çok. Televizyondan izlediklerimiz arasında da çok bulunuyor. Kendi bilgisizliğini, bilgi olarak sergilemekten de çekinmiyor. Mesela, diyor ki, Devlet laik olur ama, insanlar laik olmaz. Kendisinin de çağdaş bir insan olduğunu ve fakat laik olmadığını rahatlık içinde söyleyebiliyor. Rahmetli bizim Özal, ömrü uzun olsun dediğimiz sayın Demirel de böyle konuşmuşlardı. Televizyonda izlediğim başı açık bir kadınımız da böyle konuştu. Eski demokratımız bizim sayın Hüsamettin Cindoruk ta, “olur olur, dünki mitingde toplananların hepsi laiktiler” deyiverdi. Müslümandılar demeye de gerek görmedi Cindoruk. Yarım milyon insan içinde Müslüman değilim diyen çıkmadı ki.
Cumhurbaşkanımızın son söylediği veda nutkunda da laiklik sorununa dokunulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız çok güzel bir laiklik tarifi yapmışlardır. Laiklik nosyonunun, devletin hangi nosyonları içine girdiğini söylemişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın unuttuğu da olmuştur. Ahlakımızın da laik olması gerektiğini ithal etmemiştir nutkuna. Bunu kabul etmediğinden değil, o anda aklına gelmemiş olduğundan yapmıştır. Laikliğin din ve vicdan hürriyeti olarak tarif edilemiyeceğini de pek güzel işaretlemiştir. Bunları anlamak için, bilhassa laiklik hakkında az bilgi sahibi olanlarımızın, Cumhurbaşkanımızın son nutkunu iyi okumaları gerekir. Sayın Cindoruk’tan daha demokratik olabilir misiniz? O bunları okuyup demokrat kalabiliyor, siz okursanız dinden çıkacağınızı sanıyorsunuz. Okumaya çok ihtiyacınızın olduğuna ben de inanıyorum. Okumadan kalanlarla anlaşma imkanlarımız olmayacağından, ben de kendimi hep tehlike içinde hissedeceğimdir. Yahudi hikayesini bilmez misiniz siz? Hikaye Yahudi ile Yeniçeri neferi arasında geçmiştir. Türkçesiyle anlatılmasının büyük anlamı da vardır.
Laiklik, ya tam olarak bilinir veya hep eksik olarak tanınır. Bunun ikisini bir arada bulundurmak ta mümkün olamaz. Bu nosyonun Avrupa ülkelerinde tartışıldığı bizdeki olduğu gibi de değildir. Oralarda laiklik doğru olarak biliniyor. Herkes doğru olarak bilince de, tartışma tarif üzerinde olmuyor.
Bu içine girmek istediğimiz AB ülkelerinin hepsi hem laiktirler ve hem de ulusal devlettirler. Laiklik kelimesinin Anayasalarında olmaması bir şey değiştirmez. Anayasaları laik olarak hazırlanmıştır. Hiç bir Avrupa Birliği ülkesinde, ılımlı Hıristiyan nosyonu yoktur. Hıristiyan ülkelerinde olmayan bir nosyon, bizim ülke için nasıl düşünülebilir? Onlar ılımlı Hıristiyan ülkeleri olmuyorlarsa, biz, nasıl ılımlı İslam olabiliriz? Ilımlı İslam’ın, radikal kısmı olmaz mı? Şu anda insanları mezarlara dolduran din bezirganlarının adı ılımlı mı yoksa radikal mıdır? İşte bu sorunlara, aldığım kitapları okudukça cevap bulmaya çalışacağız. Ömrümüz izin verirse, bunları bir araya getirmeyi de düşünebiliriz...
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 30 misafir ve 2 üye bağlı
  • leyro1
  • serefkaratas

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55