|
Cumhurbaşkanımız sayın Ahmet Necdet Sezer’in son nutkunu Dünya’da kime okutsanız, çok mükemmel bir veda nutku olarak niteleyecektir. Bir Cumhurbaşkanı, görevini tamamlayıp ayrılırken, geçmiş zaman içinde yaptıklarının hikayesini anlatacak olamaz ki! Cumhurbaşkanı, bütününü temsil ettiği milletinin ve devletinin geleceği için düşüncelerini ortaya koyacaktır. Bu ortaya koyma, bir cins tavsiyedir. Saddam Hüseyin bile, ipi boynuna geçirirken, kendisinin geçmiş icraatından değil, Irak milletinin geleceğinden bahsetmiş; “Ümit ederim ki ayrılık göstermezsiniz” demiştir.
Cumhurbaşkanımızın nutkunu söylemek için seçtiği yer de yadırganmıştır. Asker karşısında böyle bir nutuk söylenmezmiş. Bizim Cumhurbaşkanı ordunun başkumandanı değil midir? Bu görevini, barışta, Genelkurmay Başkanı eliyle yürütmez mi? Bu söylediklerimizin Anayasal olduğunu siz bilmez misiniz? O zaman düşünmeniz neyin ifadesi olur?..
Cumhurbaşkanımızın uzunca olan nutuklarını ağır ağır okudum. Tekrar okuduğum cümleleri de olmuştur. Yadırganacak hiç bir noktanın olmadığını da gördüm. Hele, Cumhurbaşkanına tahrik etmek gibi bir suçun yüklenmesi, tam anlamıyla bir ahlak düşkünlüğüdür. Mutabık olmadığınız noktalar olabilir de, bunları tahrik olarak ifadeye kalkmanız, size söylediklerimi yapmaya hak kazandırır. Cumhurbaşkanımız Çankaya Köşkü’ne yetişmiş olarak gelmiş bir Türk’tür. Yedi seneden beri de Cumhurbaşkanı olarak görev yapma birikimi vardır. Cumhurbaşkanımızın yaptıkları da, kanun içinde yazılı olan görevleridir. O görevler Anayasa’da yazılı dururken, Cumhurbaşkanının taraftarlarından bahsetmeniz, sizin anlayışsızlığınızın bir ifadesi olabilir.
Cumhuriyet tehlikede değil midir?
Cumhuriyeti sayın Cumhurbaşkanımız tehlikede görüyor. Yalnız da değildir. Ben de, biz de Cumhuriyeti tehlikede görüyoruz. 14 Nisan’da, Ankara’da yapılan Cumhuriyet mitingine iştirak edenler de tehlikede görüyorlar ki, kendiliklerinden oraya koşup geldiler. Tarikatçılığın alıp yürüdüğü bir ülkede laik Cumhuriyet tehlikede sayılmaz mı? Gerici kıyafetin, tesettürün alıp yürüdüğü bir ülkede, laik cumhuriyet için tehlike var denmez mi? Bütün kanun yollarının kullanılmasını yasakladığı türban için, siz bir anlaşma yolu aramaya kalkarsanız, gericilik için yeşil ışık yakmış olmaz mısınız? İmam Hatip okullarını, CHP, aydın din adamı yetiştirmek için açmıştır. Siz, bu okulları sınırsız çoğaltır ve oradan çıkanlarla devleti yö9etmek isterseniz, sizden şüphe edenleri haklılandırmaz mısınız? Bir makaleyi yalnız bunlarla doldurmaya kalkamayız ki!
Dünyanın her ülkesinde, ABD dahil, Fransa dahil, stratejik ehemmiyeti olan kurumların devlet elinde bulundurulması kaide iken, bunları satmanın serbest ekonominin kaideleri olduğunu söylemeniz, sizin uzak görüşlü olmadığınızı göstermez mi?
Avrupa medeniyetine girmiş olmayı bizim padişahlardan Selim III başlatmıştır denebilir. İki yüz senelik bir gayretin içinde bulunuyoruz. En ileri adımı Mustafa Kemal atmıştır. Bu AB devletlerinin hepsi ulusalcı ve laiktir. Bunlar bizim ılımlı İslam kalarak öteki İslam devletlerine öncülük etmemizi istiyorlarsa, bundan iyilik beklenebilir mi? Böyle olunca, AB bizi alır mı? Cumhurbaşkanımız bunları hatırlatmışsa, kendisinden beklenenleri yapmış olmaz mı?
Kuzey Kıbrıs sorununda, PKK sorununda, genel olarak ayırımcılık sorunlarında, Cumhurbaşkanımızın söylediklerini nasıl akıl dışı ve maksatlı kabul edebilirsiniz? Cumhurbaşkanımız, AB içine girmeyelim mi diyor; yoksa, haysiyetimizi ve bütünlüğümüzü koruyarak mı girelim diyor? Cumhurbaşkanı sizin gibi vücut dili ile değil, akıl dili ile konuşuyor.
Dış tehlikeden bahsetmiş olması, yadırganacak bir şey midir? Biz, devlet olarak, hep barış içinde yaşadık. Şimdi, etrafımıza şöyle bir bakalım. Dostu olduğumuz bir memleket var mıdır? Hangi sorun halledilmiştir? Beş senelik iktidarın başarısı ndir? Sorunları anlamak istemeyen iktidarlar için, daha gelecek çok şey vardır. Akıllı insanlar sorun yaratmayan, sorunlara çare bulanlardır. Bu gün konuştuklarınıza hakkınız yoktur. Ancak, seçimden sonra yine böyle gelebilirseniz, bunları konuşmaya hakkınız olabilir. Gider ayak hala çoğunluktan bahsetmeye kimsenin hakkı olamaz.
|