|
Her türlü ilişkinin, iletişimin mutlak ve büyük gücüyle şekillendiği günümüzde, seçtiğimiz kelimelerin, kullandığımız ifadelerin, hatta vücut dilimizin karşımızdaki insanla aramızda en sağlam köprüyü kurduğu hepimizin bildiği gibi reddedilemez bir gerçek.
Ancak insan ilişkilerinin ilk adımının ve eğitimin ailede başladığını bilmemize rağmen yine de evlerde “SESSİZ DUVARLAR” hükümdarlığını sürdürmeye devam etmekte…
Şöyle bir açarsak;
“Çocuklar okuldan gelmiş…Günün sınavlarını ve not kaygısını üzerinden onu atamadan ertesi günün dershane ödevlerini hazırlamak için yine odasına kapanmış…Yeni kaygılara hazırlanıyor…
Evin babası eve dönmüş… İş stresini daha askıya asmadan koltuğuna oturup gazetesine gömülmüş…
Anneye gelince…O ise her günün rutin işlerinden ve artık sorumluluktan çok birer zorunluluk haline gelen ev işlerinden bunalmış…televizyonda en sevdiği diziyi bulduğu için ondan mutlusu yok…”
Sınavlar…
Faturalar…
Yoğun ve yorucu çalışmalar…
İşlerin kötü gitmesi…
Ev işleri…
İŞTE AYNI ÇATI ALTINDA GEÇİRİLEN İLETİŞİM VE SESSİZ DUVARLAR…
Kabul etmek ne kadar zor geliyor değil mi?
Ne kadar kabul etmesek de her gün yaşanan ve göze hoş gelmeyen tablonun renkleri böyle gri.
Geleceğe yönelik umutlar…
Kaygılar…Herkesin zihnini o kadar meşgul ediyor ki…
Sanki hepimiz bir yarış psikolojisine bürünüyoruz;
Çocuklar en mükemmel okulu kazansa…
En mükemmel evde oturabilsem…
En mükemmel araba benim olsa…
En mükemmel eşyaları alabilsem…
En mükemmel tatili biz yapsak…
“En mükemmel” aranırken mükemmellik karmaşasının içine düşüyoruz.ve beraberinde mutsuzluk, umutsuzluk da geliyor.
Her zaman daha fazlasını isteme…
Daha iyisi için sürekli sorgulama…
Çevremizdekileri sürekli eleştirme…
Her zaman en iyisini, en güzelini “kendimizi iyi hissetmek” için istiyoruz biraz da galiba.
“Ben çocukken bütün bu imkanlar yoktu…
Biz ne zor şartlarda okul okuduk…O yüzden size bütün imkanlarımı açacağım” diyen anne babalarız bir çoğumuz. Kendimizi iyi hissetmek adına veya kendimizin yapmadıklarını yaptırmak adına “en mükemmeli” bulma yarışında değil miyiz?
Mükemmeli ararken de birbirimizden uzaklaşıyoruz.
Önce aile içinde sessiz duvarlar örülüyor, sonra komşularla, sonra da akrabalarla. Ve toplum olarak birbirimizden uzaklaşıp gidiyoruz.
Bütün bunların anahtarı da, nitelikli iletişim için doğru sözcüklerle birbirimizle konuşmak olmalı.
Her Gününüz Güzel olsun.
|