Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow BİR SÜRGÜNDEN ANILAR (9)
 
BİR SÜRGÜNDEN ANILAR (9) Yazdır E-posta
14 04 2007
Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi viyolonsel sanatçılarından Doğan Cangal’ın eşi, en iyi şeflerinden de Gürer Aykal’ın kardeşi Gülören Cangal, aynı hafta Ankara’da “Genç Yorumcular” yarışmasının ikincisini düzenlemişti. İlkinde Basın Müşaviriydim ve Bilkent Otel’deki final gecesi yemeğine katılmıştım. Yemekte Gürer Aykal, Victor Pikayzen, Ayla Erduran, Gülören Cangal, Saim Akçıl ve daha bir çok ünlü vardı. Saim Akçıl inanılmaz bir adamdı. Orkestra Şefliği yanında bir yığın dili de ayaküstü konuşuyordu. Ben Rusça biliyordum aklım sıra, ama Saim Akçıl benden daha iyi Rusça konuşuyordu. Ayla Erduran’la Fransızca konuşuyordu.
Başka bir özelliği de vardı: Şiir denmez, belki uyak düzeniyle ayaküstü dizeler sıralayabiliyordu. Hepimiz için bir şiir yazmıştı ve benim için de şu dizeleri sıralamıştı:
Kültür Bakanlığı’na gittim Mümtaz İdil’i tanıdım yemeyeni nasıl bakanlığa almışlar şaşırdım.
Yemekteydik ve ben bir şey yemiyordum. Ama onun kast ettiği başka türlü yemekti!
İşte bu yarışmanın ikincisi yapılıyordu ve “Genç Yorumcular”ın ödül töreninin Çorum’da yapılması istedim.
Gülören Cangal, “Olabilir mi?” diye sordu.
“Tabii ki, dedim, hemen size bir araba gönderelim. Doluşup gelin.”
Ali’ye, Mehmet Yolyapar’a, Erdal Eralp’e kısacası tanıdığım dostlara güveniyordum.
Ertesi gün de konuyu açtım zaten.
“Buyursunlar,” dendi.
Aynı gün festivalin kapanış kokteyli vardı.
Otobüs Büyük Otel’in önüne yanaştığında bir yığın insan indi arabadan. Çoğunu tanımıyordum bu kez. Jüri değişmişti. Ufuk Dağlı yanıma yanaşıp, “Biz Lena ile kalabilir miyiz?” diye sordu.
Ayarlandı.
Festivalin kapanış kokteyline geçtik oradan. Çimento Fabrikası’nın bahçesinde yapılıyordu. İçki yasaktı, çünkü kokteyli belediye veriyordu. Arif Ersoy, Saadet Partisi kimliğini korumak zorundaydı, ama yine de zuladan içki dağıtılıyordu isteyene.
Vali Atıl Üzelgün gelip de bir masaya sıralandığımızı görünce yanaştı:
“Aman Tanrım,” dedi. “Hocalarım gelmiş buraya.”
Oysa ödül törenine gelmemişti ve jüri üyeleri ona kızgındı.
Yine de ortam sandığımdan yumuşak geçti. Ben ise ikide bir zulaya kaçıyordum! Ali Alakoç ile Çorum Haber’e gittiğimde kapıda karşılaştığımız iri yarı delikanlı elindeki viski bardağı ile bana yanaşıp, “Hocam, bütün bunları sen mi getirdin?” diye sordu.
Başımla onaylayarak, “Bir kısmı,” dedim.
“Benim adım Tugay,” dedi. “Çorum Haber’de çalışıyorum.”
“Biliyorum,” dedim. “Daha önce de karşılaştık.”
“Ben de sizi biliyorum,” dedi.
Bu kez ben şaşırdım.
“Sizle söyleşi yapmaya gelmiştim, kitap fuarı açılmadan kısa süre önce. Ama siz…”
“Ah, evet şimdi hatırladım,” dedim. Ama yalan söylüyordum.
Çimento’dan çıktığımızda saat on bire geliyordu. Büyük Otel’e kendimizi attık ve yemeğe oturduk. Artık kimsenin bir şey yiyecek hali kalmamıştı.
Sabah vedalaşırken Amerikalı jüri üyesi ağlıyordu. Belediyenin fotoğrafçısı da anı görüntülüyordu.
Ertesi gün artık festival falan kalmamıştı. Pazartesi gününün inanılmaz somurtkanlığı Büyük Otel’in camlarından üzerime sızıyordu. Herkes gitmişti ve ben yine oteldeki odamda yalnız başıma kalmıştım.
Daha sonraki günler kat arkadaşım Mehmet Kayılı, Mehmet Yüce ve diğer mesai arkadaşlarımla geçti. Hafta sonu Ankara, hafta başı Çorum.
Artık Temmuz ayına geliyorduk ve tatil zamanı başlamıştı. Bir pazartesi Ankara’yı, ailemi terk edemediğim için salı sabahı Çorum’a gitmeye karar verdim.
Pazartesi akşamı saat altı sularında Adem aradı. “Müdürüm, biraz önce vali yardımcısı (artık ismini bile anmak istemiyorum) geldi. Sizin burada olmadığınıza ilişkin bir tutanak tutturdu ve beni de imza atmaya zorladı,” dedi.
Telaşlandım. Artık o akşam gitmemin bir yararı yoktu. Ertesi sabah Çorum’daydım. İner inmez Adem’e son gelişmeleri sordum. “Bir şey olmadı,” dedi.
Ertesi gün bekledim, yine bir şey olmadı.
Sonradan Ümit Uzel’in anlattığıyla sanırım, Vali Atıl Üzelgün’ün vali yardımcısını çağırıp, bana kendisinin izin verdiğini söylediğini ve soruşturmanın kaldırılmasını istediğini öğrendim.
Atıl Üzelgün beni sevmeye başlamıştı anlaşılan…
En azından öyle sanıyordum.
Tatile çıkmadan önce, Hakan Erdoğan Çorum’a geldi. 11 Ağustos’ta yüzyılın en büyük güneş tutulmalarından biri olacaktı ve o da Viyana Filarmoni’yi Çorum’a çağırmayı düşünüyordu. Çok uğraştım, ama Çorumlular hiç ilgilenmedi. Mehmet Yolyapar da çok uğraştı. Olmadı. Hakan sonunda Bartın ile Amasya arasında bir yerde Viyana Filarmoni’nin yedeklerini getirip konseri gerçekleştirdi ve bu da gazetelerde büyük yer aldı.
Çorum Haber de başlık attı: “İşte Mümtaz İdil farkı…”
Tatil için iznimi aldım, ailemle birlikte Bodrum’a gittim.
Öylesine güzel günlerdi ki, 15 gün de rapor almaya karar verdim.
Terslik bu ya, yolda arabam, tam Milas’tan çıkışta bozuldu. Debriyaj kiti tamamen arızalanmış. Çay ocağı gibi bir yere zorlukla park ettim. Oradakiler ellerinden geleni yaptılar, ama araba çalışmadı. Sonunda, “En iyisi buradan Milas’a yokuş aşağı sürün, orada tamirciler var yardım ederler,” dediler.
Eşimle birlikte küçük oğlumu orada bırakıp, Muğla’dan “debriyaj kiti” aldım. İşleri olmadığı halde (Ford bayisiydi) arabamı tamir ettiler ve ben Muğla’dan hem 15 günlük raporumu hem de debriyaj kitini alıp döndüm. O sırada Muğla Kültür Müdürü Hikmet Öz’dü. Çok önceden tanışıyorduk.
Çorum’a 11 Ağustos günü döndüm.
17 Ağustos sabahı deprem oldu.
Hiç adetim olmadığı halde erken uyandım. Haberlerde Başbakan Bülent Ecevit, gece deprem olduğunu, Yalova’da bir diskoteğin çökmesi sonucu bir vatandaşımızın öldüğünü söylüyordu.
Ankara’yı aradım hemen. Ev telefonu cevap vermiyordu. Komşuları aradım. Hayır, hiç cevap yoktu. Ankara’dan herhangi bir numarayı aradım, çıt yok.
Deprem büyük olmalıydı.
Mehmet Kayılı ile birlikte Orman Bakanlığı’nın Samsun yolu üzerindeki misafirhane benzeri yerine gittik. Oradan Tuncay Özkan’ı aradım. O sıralarda Kanal D yayın yönetmeniydi.
“Kızılay yok Tuncay,” dedim. “Hiçbir yerde Kızılay yok. Üstelik dünya kadar insan ölmüş durumda, Akut devrede ama Kızılay yok.”
“İlgileneceğim Mümtaz,” dedi.
Ağlamaklı durumdaydım. Hala Ankara’dan, ailemden haber alamamıştım.
Atıl Üzelgün’ü aradım. “Büyük bir deprem oldu sayın valim,” dedim. “Ankara’dan, ailemden haber alamıyorum. Bana izin verir misiniz?”
“Mümtaz bey,” dedi kalın sesiyle. “Siz izninizi kullandınız ve ardından rapor aldınız. Ben 30 yıldır bu devlete hizmet ediyorum ve daha bir kez rapor almadım.”
“Ama sayın valim…” diyecek oldum.
“Hayır,” dedi. “Size izin yok.”
Akşamüzeri Ankara’dan eşim aradı. Çocuklarla birlikte sokağa fırladıklarını, çok da önemli bir trafik kazası atlattıklarını anlattı ve ekledi: “Keşke burada olsaydın, çocukların sana çok ihtiyacı vardı.”
Bir kez daha devlet memurluğundan istifa etmeye karar verdim.
Bu kadar acımasızlık da fazlaydı.
Ama deprem öylesine büyük ve korkunçtu ki, o hafta haberleri izlemekten ve dehşeti yaşamaktan başka bir şey yapamadım.
Hafta sonu Ankara’daydım. Eşimle konuştum. Şoku atlattıklarını ama hala geceleri dehşet içinde uyandıklarını söyledi. “İşinin başında olmalısın,” dedi.
Çaresiz yine pazartesi sabahı Çorum’a döndüm. Bu kez bir gün gecikmeye hakkım yoktu. Vali bey bizzat soruşturma açabilirdi. Benim de 18 yaş delikanlı tavırlarım beni ve ailemi kurtarmazdı. Sonuçta maddi olarak bütün bunlara katlanıyorduk.
Berbat bir kış geçirdim. Yılbaşı yaklaşırken bile heyecanım sıfır düzeyindeydi. Zaten büyük bir felaket geçirmiş olan Türkiye’nin de yılbaşı kutlamak gibi bir derdi yoktu.
Yeğenimin (4 yaşındaydı) Çınarcık’ta yıkıntı altında kalıp öldüğünü öğrendiğimde Büyük Otel’in büyük odasında zırıl zırıl ağladım.
Yaşam devam ediyordu.
Borusan Kültür Sanat Danışmanı Ömer Umar sık sık telefonla arıyordu. Saatlerce konuşuyorduk. Her telefonunda da mutlaka bir fıkra anlatıyordu.
Ben de öğrendiğim fıkraları ya Çorum Haber’de yazıyordum ya da çevremdekilere anlatıyordum.
Hala bir bilgisayarım yoktu ve daktilo ile yazmaya devam ediyordum.
Yeni bir yıl başlamıştı ve yeni bir festival bizi bekliyordu…
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 4 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61