|
Şimdi anlaşıldı “Vehbi’nin kerrakesi”
Nabza göre şerbet. Yöreye ve duruma göre propaganda!..
Arife gününden itibaren Orta Anadolu ve Batı bölgelerimizin tamamında çarşaf çarşaf afişler…
Başbakanımız sayın Recep Tayip Erdoğan, yediden yetmişe hepimizin bayramını kutluyor…
Hoş bir durum.
Ve dolayısı ile Başbakanı tarafından hatırlanmak yurdum insanının gururunu okşuyor.
Hafif sağ profilden ufka doğru bakıyor sayın Başbakanımız afişinde.
Şağ eli sanki bizlere bir şeyler anlatıyorken, Allah’a da enflasyonu biraz daha aşağılara indirmesi için dua eder gibi!..
Sol üst köşede kocaman bir ay yıldız ve onun altında da kısa ve hepimizi derinden yaralayan o veciz söz:
KURBAN OLAM AYINA YILDIZINA…
Asırlardır biz zaten kurbanlar oluyorduk da, bunu, seçildiği günden itibaren bir kez dahi söylemediği iddia edilen sayın Başbakanımızın ağzından duymak ayrı bir keyif vermişti bizlere…
Öyle ya, millet olarak hepimizin bayramını kutluyordu Başbakanımız.
Bundan daha doğal ne olabilirdi ki…
Ve gurur verici..
Maalesef kazın ayağının öyle olmadığını öğrendik sonra.
Salı günü yapılan CHP grup toplantısında konuşan Genel Başkan Sayın Deniz Baykal diyor ki: Güneydoğu ve Doğu illerimiz hariç yapıştırdığınız ilanlarla kime neyi anlatmak istiyorsunuz?
Batıda, ay yıldızlı bayrağımızın önünde poz vererek çektirdiğiniz resimle halkın bayramını kutluyorsunuz da aynı afişleri neden Güneydoğu illerinde kullanmıyorsunuz?
Gerçi Başbakan, yine esti-gürledi, “densizlik” suçlamasında bulundu. Güya afişler bilboard olan tüm illere gönderilmişti. Ama, Güneydoğu’dan AKP’li belediye başkanları bile genel başkanlarını yalanlar nitelikte beyanatlar verdiler gazetelere. Oralarda afişleri gören-duyan olmamıştı.
Kimi yerlerden de, Baykal’ın konuşmasından sonra afişlerin asılmaya başlandığı haberleri geldi. Tabii yine gazetelere göre…
Biz de içimiz yanarak şunu düşünüyoruz: Onlar başka bir ülkenin vatandaşları mı? Yoksa ayrı bir bayram mı kutluyorlar?
Vaziyet onu gösteriyor ki, son günlerde yaşadıklarımızdan, özellikle de Irak’ta var olan kırmızı çizgilerimizin birer birer beyazlaşmasından ve kafamıza geçirilen müttefik çuvalından sonra yükselen MİLLYETÇİLİK akımı, hiç şüphesiz Başbakanımızı da etkisi altına almış.
Fakat her ne hikmetse bu akım kendisini doğuda başka, batıda başka türlü etkilemiş…
Ne diyordu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk?
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa var. O satıh bütün vatandır.”
Kendisi bölgesel savunmaları ya da bölgeye göre strateji belirlemeyi hiçbir zaman kabullenmedi. Onun politikası Misakı Milli’nin çizdiği sınırlar içerisinde yaşanlar için ya hep, ya hiçti.
Yani, doğusu, batısı ile bu memleketin insanı anca beraber, kanca beraberdi…
Atalarımızın canları pahasına çizdiği, bugünse kına yakıp uğurladığımız yavrularımızın canları- kanları pahasına korumaya çalıştığı ulusal sınırlarımız için yediden yetmişe kadınlı erkekli hepimiz kurban olmaya hazırız elbette.
Bizim için memleketin doğusu da bir, batısı da…
Doğuda yaşayan ve geçim derdine düşerek evine nevalesini helal yoldan kazandığı parayla götürmeye çalışan insan da bir, aynı amaç uğrunda gayret sarf eden batıdaki insan da bir..
Batıdaki insan hangi sıkıntı içerisinde ise, doğudaki de aynı sıkıntının içerisinde.
Bayramımız aynı, sevincimiz aynı, kederimiz, üzüntümüz, dertlerimiz aynı.
Duruma, coğrafyaya, hal ve gidişe göre siyaset yapmak ve yapılan yanlış üzerinden siyasi rant sağlamaya çalışmak bu memleketin hayrına olan bir şey değil.
Tarih, bu türlü siyasetçilerin yaptığı yanlışı düzeltmeye çalışan çilekeş insanımızın var olma mücadelesini yaza yaza bitiremedi.
Hala da yazmaya devam ediyor…
Her Gününüz Güzel Olsun…
|