|
Amerikan meclislerindeki konuşmalar sırasında, bizim ve birçok Türk’ün konuştukları ve yazdıkları tahakkuk etmiştir. Sunulan tasarılar yumuşatılmış ve şimdilik sözde Soykırım ifade eden cümleler metinden çıkarılarak, tasarı daha az zararlı duruma getirilmiştir. Böylece, daha bir müddet, Türkiye’nin baskı altında tutulması da temin edilmiştir.
Bu durum hep devam edecektir. Amerika’nın isteklerine karşı gelmediğiniz müddetçe, sözde Ermeni Soykırım kanunu da Amerikan meclislerinden geçmeyecektir. Düşünce ve ondan çıkan metot ise, asla sahneden kaybolacak değildir. Bunlar, bile bile lades olaylarıdır. Amerika’yla elini verince, öyle kolunu kolayca geri çekecek durumda olamazsın.
Öbür devletlerin ve hatta Fransa’nın böyle çıkardığı kanunların kıymeti yoktur. En son yapacakları, sayın Doğu Perinçek için yapılanlar olacaktır. Bu devletler uzaktan gürültü koparsalar bile, pek yakından geçmeye cesaret edemezler. Bunları endişelendiren bizim devletin ince politikaları değil, bizim Ordu’nun yerinde arslan gibi oturuşudur. Görülüyor ki, bütün medeniyet ve demokrasi iddialarına rağmen, geçerli olan silahlı kudretli ordudur. Onun yerini hala alacak bir imkan bulunmamıştır.
Bunları hep göz önünde tutarak, devletimizin banisi, vatana tecavüz olmadan, açılacak savaşları, herkesin anlayacağı şekilde cinayet olarak vasıflandırmıştır. Bu söylenenler, Cumhuriyet kurulalı 84 yıl geçmesine rağmen, kıymetlerini korumuşlardır. Bizim tarihimizde 84 sene savaşsız geçen bir devre yoktur. Avrupalıları da gördük ve ikinci bir cihan savaşında neler yaşadıklarını da iyi biliyoruz. Yetmiş milyona çoğalmamızın sebebi de bu sözlerin anlamında gizlidir.
Yazın icat edilmesinden beri tanıdığımız medeniyetlerin eli kılıçlı insanlarını tanıyoruz. Büyük İskender’in elinde kılıç ve altında attan başka ne vardı? Bunlarla Dünyayı işgal etmeye kalkmıştır. Yaşı izin verse, belki de başarısız olmuş olacaktı.
Osmanlı padişahları ve hatta Napolyon’u da düşünün. Hitler’e inananlar olmamış mı idi? Herkes elinde toparladığı kudreti, kendi milletinin mutluluğu edebiyatı altında, Dünya hakimiyetini temin için kullanmıştır. Kimse de başarılı olamamıştır.
Bu gün, bu imkanları ABD kullanma yolundadır. Şuna işaret edelim ki, ABD’nin elinde korkunç bir kuvvet bulunmaktadır. Amerika’yı yönetenler de, başka ülkelerin yöneticilerinden daha akıllı, daha birikimli gözükmüyorlar. Aldıkları kararlardan bunları anlıyor ve görüyoruz. Amerikalıların, tek bir Dünya kitabını yazanın da kendilerinden olmasına rağmen, Dünyayı tekleştirecek fikir kudretlerinin sahibi olduklarını görmüyoruz. Korkunç kudreti yanlış ta kullanabilirler. O zaman, Dünya, telafisi imkanı olmayan durumlara düşebilir.
Göstermek istediğimiz tehlikelerden hem kendimizi ve hem de Dünyayı korumak için, yöneten insanların hem akıllı ve hem de bilgili olmalarına ihtiyacımız vardır. Gereksiz tahriklerle, bu yeteneği bizimkilerin ve bizzat bizlerinki gibi kısıtlı olan insanların yanlış hareketlerine imkan verilmemelidir. İşi alt perdeden almanın kimseye zararı olmayacaktır. Şöyle yaparsanız, böyle yapmamıza yol açarsanız, gibi tehditlerden çekinilmelidir. Yukarıdan bombalar bırakılınca, aşağıda canlıların her cinsi ölüyor. Bunlar içinde kadınların ve masum çocukların da olduğunu düşünmek zorundayız. Vatanlar, içinde, üstünde yaşayan insanlarla güzeldirler. Şu Irak’ı bir daha gözden geçirmelisinizdir. Amerikan asker ölüsü 3300 iken, Irak’lı arap ölüsü 700 bin olarak hesap ediliyor. Arap çölü Arap doğurmaya devam edecek değildir.
Bütün bu yazdıklarım, Amerika ne isterse yapılsın anlamına değildir. Biz, tahrikten kaçınılmasını istiyoruz. Her şeye rağmen, Amerikan taarruzuna uğranırsak biz de, taarruza uğrayan ötekiler de, son insanına kadar savaşmalıdır. Taarruz karşısında, her tedbir ve hareket meşru olacaktır.
Başa çıkılmazsa, tarih bunun da yolunu göstermiştir. Başa çıkamayan milletler sona da erişmişler, tarih sahnelerine intikal de etmişlerdir. Bütün mesele, müstevliye hareketi pahalıya mal edilmesidir.
Benim ümidim son bulmuş değildir. Amerika’nın daha akıllı insanlarının olacağına inanıyorum. Bu insanların çabuk gelmelerini de, insanlık adına temenni etmemiz gerekiyor. Kapasiteli, namuslu ve insanları eşit sayacak bir insanın Dünya’yı insanca tekleştirme niyetleri, belki de insanlığın ve medeniyetin hayrına olacaktır.
|