Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow AVRUPA'DAKİ TÜRK MİLLETVEKİLLERİ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
AVRUPA'DAKİ TÜRK MİLLETVEKİLLERİ Yazdır E-posta
06 04 2007
Bu bizden olan milletvekillerini televizyon ekranlarından izledim. Her biri bir Avrupa memleketinin, hem de batı Avrupa memleketlerinin parlamentolarının üyesi bulunuyorlar. Almanya, Belçika, Hollanda, Danimarka bunlar arasında. Asılları bizden olan bu milletvekilleri ve senatörler, aslında Kıbrıs’a gelmişler ve Kıbrıs Türklerini aydınlatma görevlerini yüklenmişler. Bunlar bir kısmı gelmişken Türkiye’de de Haber Türk Televizyonunda bir çık oturuma katılmışlar.
Bunlar, artık bulundukları memleketlerin vatandaşlarıdır. Almanya’nın, Belçika’nın Türk asıllı milletvekilleri ve senatörleri. Bu demektir ki, bunlar artık bu memleketlerin insanlarıdır. Yani, Alman, Belçika, Hollanda ve Danimarkalı insanlar. Sadece bunların asılları Türk.
Bizde öyle mi? Bin senedir bir milletin adamları, bir devletin vatandaşları olarak yaşayan bizim insanlarımızın sapıtmış olmaları, kendilerini etnik kökenlerinden sayıp mensup oldukları milletin ve devletin adını isimlerine kondurmak istiyorlar. Ülkeyi yöneten insan da kalkıp, milletin asıl rüknüne nasihatte bulunuyor: “Sen, ne mutlu Türküm deme; öteki de kalkar, ne mutlu Kürdüm der” diyor. Bu bizimki etnik köken dalkavukluğu değil mi?
Bizim misafirlerimiz olan ve asılları bizden olan milletvekilleri ve senatörler, bulundukları milletin içinde Türk insanı olduklarını mı, yoksa bulundukları memleketin insanı olduklarını mı söylüyorlar? Bunlar, “Ne mutlu ki Alman’ım” mı diyorlar; yoksa, “ne mutlu Türk’üm” mü diyorlar?
Yaşadıkları devletlerin Başbakanları, kendi asıl vatandaşlarına, bizim Başbakanımızın tavsiyelerini yapabilir mi? Alman Başbakanı kadın, Merkel, çıkıp ta Almanlara, Almanlığınızla öğünüp te Türklere örnek olmayınız, diyebilir mi?
Türk asıllı milletvekillerinden ve senatörlerden ekranda tanıdıklarımız, Avrupalı olarak yetişmişler. Ülkenin dillerine vakıflar. Partilere girmişler ve Başbakanlarının oyuna yakın oy almışlar. Demektir ki, o milletin adamları da bunlara oy veriyor.
Aslı bizden olan bu insanlar, medyamızın pireyi deve yaparak, Avrupalıları ve bizzat kendi milletimizin insanlarını yanlış şartlandırdığının bilincindeler.
Bu insanlarımız, Avrupalı sokaktaki insanların, Türkiye’nin haritada yerini bile bilmeyebileceklerini kabul ediyorlar. Ancak, Avrupalı yönetim kurum ve adamlarının, Türkiye’yi ve isteyeceklerini çok iyi bildiklerini de söylüyorlar.
Bu insanlar, bizim yönümüzün, Osmanlı’dan beri hep Avrupa medeniyeti olduğunu kabul ediyorlar. Avrupalının dışında bir yön aramanın mantık dışı olacağını da söylüyorlar. Ayrıca, bizim Avrupa’ya olduğundan çok, onların Türkiye’ye ihtiyaçları olduklarının da farkındalar. Türkiye’nin ana çizgiden ayrılmayacağını da biliyorlar. O zaman, bu karışıklıktan istifade etmek istiyorlar. Ne kadar taviz alırlarsa, onu kâr sayıyorlar. O zaman, pazarlıkta, bizim de iyi hesaplar içinde olmamızı tavsiye ediyorlar.
Kuzey Kıbrıs Türk devletinin var olduğunun bile, halkın bilgisi dışında olduğunu söylüyorlar.
Bunlar, bir esas sayılacak noktaya da dikkat çekiyorlar. Onlara göre, bu gün Avrupa’da çaplı sayılacak politika adamlarının yokluğunu bildiriyorlar. 30 sene önce, Yunanistan’la Türkiye AB içine davet edildiği zaman, iş başında olan politikacı ve büyük bürokratların bu gün olmadığını açıklıyorlar. Türkiye ile kısır çekişmenin bir yönünü de, bu adam eksikliğine bağlamak niyetlerini açıklıyorlar.
Daha şikayet edecek noktaları da var. Aslı bizden olan genç neslin, gerektiği kadar yetişmediğini, iyi dil öğrenmediğini söyledikten sonra; yetişmemiş insanların yetişmişlerle nasıl boy ölçüşüp de eşitlik sağlayabileceklerini ortaya getiriyorlar. Orası Türkiye değil ki, cahil kalmış beyinler, sırf oy avcılığı yüzünden, kendini yetiştirmişlerden daha kıymetli sayılmış olsunlar.
Bu son şikayetleri, beni tanıyan bütün yabancılardan işittim. Bizim insanlarımızın, dil öğrenmemekte, başlarını kapamakta, komşu yerliye iyi gözle bakmamakta ayak dirediklerinden şikayet etmişlerdi. Bizim kendi ülkemizde kıymetli sayılan bu başıbozukluğun Avrupalılar yanında makbul sayılmasını istemeye hakkımız olur mu? Orada isteyemediğiniz isteklere burada, kendi memleketinizde niçin sarılıyorsunuz? Neleri kanıtlamak istiyoruz biz?
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 18 misafir ve 1 üye bağlı
  • HASMUALLİM

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55