Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow HAKKINI DA VERMELİYİZ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
HAKKINI DA VERMELİYİZ Yazdır E-posta
06 04 2007
Biz, bu günün Fransası ile geçinmiyoruz. Fransız son Cumhurbaşkanı sayın Chirac’ın memleketimiz hakkındaki beyanatları bizim asabımızı bozuyor. Daha önce, bu Fransız Devlet adamları hakkımızda güzel sözler ederlerdi. Ben size, sayın De Gaulle’ün, ülkemiz devlet adamları için söylediği güzel nutukları tercüme etmiştim. Chirac’ın hareketlerinde bizim için incelik yok. Öbürleri de ona benzemekten zevk alıyorlar.
Bunları yazarken, Fransa’da herkesin bize düşman olduğunu da açıklamak istiyor değiliz. Pek çok ilim adamı bizi sever ve hakkımızda güzel kitaplar da yazmışlardır. Fransa, Chirac’tan ibaret te değildir.
Fransa’da güzel olan pek çok şey de var. Bu gün, benimseyip dört elle sarıldığımızı sandığımız Demokrasi anlayışını, Dünya ile birlikte bize hediye eden Fransa’dır. Siyasi demokrasi, soyut, liberal, şekilcidir. İnsanların eşitliğini, (hukuk önünde eşitliği anlamına söylüyoruz) insanların özgürlüklerini ihtiva eder. Genel oy sistemi ile gerçekleşen halk hakimiyeti esas prensiplerindendir. İşte Fransız ihtilali, birçok kan akıtma pahasına, bu prensipleri, siyasi demokrasi adı altında insanlığa hediye etmiştir.
Sosyal Demokrasi tabiri nereden çıktı? Türkiye’den değil, yine Fransa’da düşünüldü. Siyasi demokrasinin insan mutluluğunu tam temin etmediği anlaşılınca, insanlar başka şeyler aramaya devam ediyor ve Sosyal Demokrasi tabirini buluyor. Başlangıçta tamamen teorik durum mevcut. 19. asrın ikinci yarısında ortaya atılan bu düşünceler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra daha da kuvvetleniyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ivedilik kazanıyor. Bu gün ise, bir çok ülkede tatbik sahası bulmuştur. Türkiye’de ise, bu günkü iktidarımızca edebiyatı yapılsa da, aslının anlaşılmış olduğu sanılmaz.
Sosyal Demokrasi, siyasi demokrasinin esaslarını aynen kabul eder. Fazla olarak, siyasi demokrasiye yeni esaslar da eklenmiştir. Kişinin ekonomik ve sosyal durumu garanti altına alınmıştır. İnsanların ekonomik olarak zayıf olanları, ekonomik gücü kuvvetli olanların baskısından korunmuştur. Sömürü yolu bu suretle önlenmiştir. Bu görevleri Devlet üslenmiş durumdadır. Böylece, siyasi eşitlik, nispi bir ekonomik eşitlikle dengelenmiştir.
Böylece, Sosyal Demokrasi fikri sonradan çıkmış olmasına rağmen, Siyasi Demokrasiyi de kapsar duruma gelmiştir. Sosyal demokrasiden bahsedince, aynı zamanda siyasi demokrasi de kastedilmiş olunur.
Bizim Terzi Alben rahmetli çok namuslu bir CHP’li idi. Hep çalışır ve her verilen parti görevini, hiç itiraz etmeden ve hiç bir şey istemeden yapardı. Bir seçim günü, bir sandıkta görevlendirilmiş ve fakat kendisine yiyecek götürülmek unutulmuştu. Yemek için görev yerini terketmeden çalışmıştı. Bu açlık içine işlemiş ki, sık sık hatırlatır ve serzenişte bulunurdu.
Rahmetli Seydi Alben, hep bu Sosyal Demokrasi üzerinde durur; her fırsat buldukça “Şu Sosyal Demokrasiyi bana iyi anlayacağım şekilde anlat” derdi. Sanki bizim anlatacak kadar bilgimiz var da, kendisinden esirgiyormuş gibi bir ortam yaratırdı. Rahmetliye biz bu Sosyal Demokrasiyi anlayacağı şekilde hiç anlatamadık. Hatta ve hatta, ölümünden, hastalığından bile haberimiz olmadı. Çok sonraları hakkın rahmetine yürüdüğünü öğrenmiştik. Demek ki, aziz ruhu şad olmak istedi ki, şu yazıyı kaleme alırken vesile oldu ve kendisini hatırladık. Nur içinde yatsın, diyoruz.
Yukarıda söyledik ki, Sosyal Demokrasi sözcüğü bizde en çok kullandığı halde, tatbikatta bir şey görmüyoruz. Amerika’da, eline her fırsat geçen başkan, sosyal demokrasi babından hissesine düşeni yapıyor. Ben, ücretli tatilin ne kadar zor kabul gördüğünü iyi bilirim. Clinton, ücretli tatili, kişinin yakın akrabalarına bile yaygınlaştırmıştı. Bu hareketiyle, sosyal bir görev yapmaktan kendisini mutlu hissetmiştir. Aile yanında yakın akrabalar da olunca, demek ki, insanlar kendilerini daha mutlu hissediyorlar. İlerde, belki de yakın dostlar ve komşular da bu mutluluğu iştirak ettirilecektir. Bu iş para işidir. Para olunca yapılmaz diye bir şey yoktur.
Türkiye bu parayı hiç bir zaman bulamaz ve sosyal demokrasiye eklerde bulunamaz. Türkiye’nin o kadar çok hırsızları ve suistimal yolları vardır ki, zenginlik bunları aşıp ta yoksulları düşünmeye vakit bulamaz.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 46 misafir ve 1 üye bağlı
  • sadikkorkut_19

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55