Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow VELİDEDEOĞLU'NUN ŞİKAYETLERİ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
VELİDEDEOĞLU'NUN ŞİKAYETLERİ Yazdır E-posta
05 04 2007
Rahmetli hemşehrimizin bu şikayetleri çok eski. Türkiye’nin nüfusu 34 milyonmuş, o zaman. Bu şikayetlerini dile getirip yazıya geçirdiği zaman, kendisi 38 senelik üniversite öğretim üyeliği mensubu imiş. Tam 25 senedir de, Cumhuriyet gazetesinin yazarı bulunuyormuş. Ben, sonraları, kendi yazısından, kendisinin tam elli senelik Cumhuriyet yazarı olduğu hakkındaki yazısını da okumuştum. Hocamız, Cumhuriyet gazetesi yazarı olmaktan büyük zevk duyardı. Birazcık ta öğünür gibi bir tavır alırdı. Hocalığı ile öğünür gibi hareket ettiğine dair bir yazısını okumadım. Ben, Hocanın bütün yazılarını okumuşumdur. Ben, hoca Cumhuriyette yazarlığa başlamadan önce de, Cumhuriyet gazetesi okuru idim.
Velidedeoğlu’nun şikayeti iki olaya dayanıyor. Bunlardan biri, Kayseri’de, galiba, sanatkâr bir kadının ırzına geçilmiş. Polis ve diğer yetkililer tarafından, bu sanatkâr kadın hafif meşrep olarak tavsif ediliyor.
İkinci olay ise, başka illerimizde olaysız seyredilen bir tiyatro eserinin doğu illerimizden birinde, Tunceli’nde sahnelenişi sırasında olaylar çıkıyor olmalı ki, tiyatro ekibi komiserliğe davet edilip, veya götürülüp, kanuna sığmayacak muamelelere tabi tutuluyor. Galiba sanatkarlar dövülüyor da.
İşte, Çorum doğumlu ve hep kendisinin şehri olarak zikrettiği sayın hoca, şikayetlerinde düşünemeyeceğiniz kadar ileride gidiyor. Hukukun, adaletin, kanun ve Anayasa saygısının ne olduğu üzerinde duruyor. En son, hocası bulunduğu bütün hakim ve savcılara sesleniyor ve onlara cesur ve dürüst olmalarını tavsiye ediyor. Hoca, bu tavsiyelerinin namusluluk olduğu üzerinde de duruyor.
Hoca şikayetlerini hakimlerde ve savcılarda da bitirmiyor. Fransız düşününü ve Fransız ihtilalinin öncülerinden olan Voltaire’den hatırlatmalar yapıyor. Voltaire’in o zaman yazdığı bir yazıyı söz konusu ediyor. Voltaire, bu yazısında, Osmanlı imparatorluğunun Kanuni Süleyman Devrini hatırlatarak, ne kadar adil ir devlet olduğumuzu ve kendi devleti Fransa’nın da, ne kadar bataklıkta sürünen bir hanedanın memleketi olduğunu bildiriyor. Voltaire’in Osmanlı imparatorluğu için sevgileri varmış.
Aynı Voltaire, aynı yazısının altında, her şeye rağmen Türkleri sevmediğini de beyan etmiş. Çünki, diyor Voltaire, Türkler güzel sanatlara ve kadına ehemmiyet vermezler.
Voltaire hangi devirde yaşıyor ve biz tarihin neresindeyiz. Fransız düşünürünün biz Türkler için düşünüp yazdıklarında ilerleme olmuştur denebilir mi? Güzel sanatlara alışkanlığımız artmış mıdır? Kadınlara verdiğimiz kıymet, bir Atatürk’e rağmen, bir Cumhuriyet kurmamıza rağmen değişmiş midir? Değişti diyenlerimiz olabilir de, bu hareket dürüstlüğün ifadesi olmaz.
Benim dikkatimi bir şey daha çekti. Bizim hocanın kullandığı, hem de çok sık kullandığı kelimeler arasında “Türk, Türklük ve Çorum” kelimeleri var. Hoca bu üç kelimeden de gurur duyar. Adalet, kanun, hakim ve savcılar için kullandığı anlamlar onun mesleği gereği olduğu için, ben tamamen normal karşılamışımdır. Hoca, her fırsat düştükçe Çorum’da doğduğunu, Çorum’un baba memleketi olduğunu söyler ve Çorum hatıralarını unutmuş olmamak için sık sık tekrar etmeyi adet edinmiştir.
Çorum’u şimdilik bir kenara bırakalım diyorum. Şu günde yaşayan insanlarımızın yönetim yetkilileri, Türk ve Türklük kelimesini kullanmaktan çekiniyorlar. “Sen, ne mutlu Türküm, dersen; öteki de, ne mutlu Kürdüm der” iddiasında ve düşüncesinde olanlar da var. Bu topraklara Devlet taşıyan insanların teşkil ettiği milletin adı “Türk”tür. Devlete sahiplik gösteriyorsanız, Türk ve Türklük anlamlarına da sahip çıkmak zorundasınız. Eğer namuslu insanlarsanız, buna mecbursunuz da...
Bunları da şimdilik bir kenara bırakalım. Ebediyen demek de istemiyorum.
Velidedeoğlu’nun memleketi olan Çorum’da, kimler kimleri anmak için toplantılar yapıyor. Acaba, ben mi şaşalıyorum; Velidedeoğlu anılıyor da, ben bi bir haber almak yeteneğinde değilim. Bu anılanlarla Velidedeoğlu’nu kıyaslıyacak hukuk adamı bizim Çorum’da bulunmuyor mu? 1962 Anayasasının redaksiyon başkanı bu aziz hocanın ülkemize yaptığı hizmetlerin bu kadar kıymetsiz olduğunu düşünenler yanında; hiç mi doğruyu ve dürüstlüğü görenlerimiz yok? Öğrenciliklerini yaptığı avukatlar ve hakim-savcılar hiç mi Çorum’da yaşıyor değiller? Hiç olmazsa, bunları düşünmeye davet etsem, ayıp mı olur dersiniz? Yoksa, kadirşinaslık sözcüğü mü diksiyonerlerden kaldırıldı!
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 22 misafir ve 3 üye bağlı
  • idiaminsamuel
  • leyro1
  • sevmek

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55