|
Geçmişte kalmış bazı olayları unutmanız her zaman mümkün olmuyor. Demek ki, olay zihinde silinmeyecek kadar yer etmiştir. İşte, şu bizim komşu Irak’ın eski durumları aklıma geliveriyor.
Irak’ın birinci Körfez savaşından önceki halini siz de aklınıza getiriniz. Herkes, Irak liderinin değil, yardımcılarının önünde nasıl süklüm püklüm oluyordu. Onları kim ikna etmek ve bir sıcak çatışmadan alıkoymak için, kimler öne atılmamıştı!
Son olarak, İsviçre’de bir toplantı yapılmıştı. Taha Yasin Ramazan, Birinci Başkan Yardımcısı olarak toplantıda bulunuyordu. Kendisine söylenenleri dinler durum bile göstermiyordu. Küçük dağları sanki kendisi yaratmıştı.
Erdal İnönü de, o sıralarda Irak’a bir ziyaret yapmış ve Başkan Saddam Hüseyin tarafından kabul edilmişti. Erdal bey, kendisine mahsus ince alaycı tavır içinde bu kabul olayını anlatmıştı. Yine alaycı bir tavır içinde, Saddam elini sıkarken, şöyle hafifçe titrediğini bile söylemişti. Aslında İsmet Paşa’nın oğlu, öyle kaba gürültüye pabuç bırakacak cinsinden de değildi. Gereksiz ve yakışık almayan bir yukardan bakışı ifade etmeye çalışıyordu.
İşte, o günün Irak yüksek yöneticileri bu gün yoktur. Sessiz sedasız bir kısmı asılıverdi. Taha Yasin Ramazan da, tashihi kadar neticesi olarak, boynunu ipe teslim etti. Eski yöneticiler yok, eski rejim de Irak’ta aranır durumdadır. Irak’ın toprak bütünlüğü de tehlikeye girmiş durumdadır. Bunların hepsinin sebebi, dengesiz yönetme sevdasıdır. Bunların bilgileri ve birikimleri olsa, Irak’ın başına bunlar gelir mi idi?
Bunları yazarken, Amerika’nın yaptıklarını akıl içinde kabul ediyorum intibaı alınmamalıdır. Amerika, çok büyük bir kudretin sahibi olarak, hareketlerini tamamen akıl dışı olarak tanzim etmektedir. Her söylediğinin emir telakki edilmesini istemektedir. Bu yönden, bizim iktidarla ahenk içinde de görülmektedir. Bizimkiler öyle değil mi? Madem ki millet oy vermiştir, sonuna kadar, arpa kadar yetkiyi ihmal etmeden yönetime devam edeceklerdir. Her yaptıkları doğrudur. Türkiye’nin tek çalışan iktidarı kendileridir. Her şeyi yapmak iktidarındadırlar. Hepsi de demokrasi mütehassısıdırlar.
Yalan mı söylüyoruz? Maliye Bakanı, her şeyi satacağını söylemiyor mu? Satmakla nereye varacağını kendisine hangi muhalefet anlatabilecektir? Satmanın ve her varlığınızı yabancı sermayenin emrine vermenin tehlikelerini anlatan bir çok insan her memlekette görülüyor. En çarpıcı izahları da Fransız devlet adamları yapmışlardır. Bizim Maliye Vekiline bunları kim anlatacaktır ki! Sayın Bakan anlamak istemiyorsa ne yapacaksınız? Bu son durumu, suç işlemeden, nasıl vasıflandıracaksınız? Görülüyor ki, Türkiye’deki muhalefetin işi, sırat köprüsünü geçmekten daha da zordur.
Bizim sorunlarımızı böyle bir makalenin içine sokmak mümkün olmaz. Biz, şimdi, olayların önüne kendisini kaptırmış İran için bazı şeyler söylemek istiyoruz. Yazı makinesinin başına da bunun için oturduk.
Yine şimdi de, Amerika’nın akıl içinde olduğunun müdafaacısı değiliz. Bu büyük kudretin yöneticileri de, pek akıllarını kullanmaya ihtiyaç duymuyorlar. Gözleriyle gördükleri, kendilerine daha ehemmiyetli gelmektedir. Akıllarını İran’a taktılar. İran, atom bombası yapımında kullanılan zenginleştirilmiş Uranyum işini yapmayacaktır. Kuzey Kore de böyle muamele görecektir. Kuzey Kore, daha yumuşak manevralar yapmasını biliyor. Bir defa bu yoldan döndü idi. Yine dönecektir. Fakat İran, ölmek var, dönmek yok prensipleri içine girmiş durumdadır.
Irak olaylarından sonra, Amerika’nın sataştığı her ülke, daha akıl içinde davranmalıdır. Şu 15 İngiliz askeri, İran istilası yapabilir mi? Bunları iyilikle, hatta işi görmezlikten gelerek, geri çevirmek imkan içinde iken, 15 eri içeri çekerek sorun yaratmanın alemi var mı idi?
Amerika manevralara başladı. İngiltere Başbakanı Türkiye’ye Hariciye Vekili’ni göndermiş olsa bile, işler barışçıl yoldan halledilmezse, bu işin başka yönüne de İngiltere hazırlıklıdır deyiverdi.
İran sürünmemelidir. Şergadanın eline fırsat verilmemelidir.
|