|
“Ana muhalefet partisi söylenmesi gereken her şeyi söylüyor, daha ne yapsın” diyenler kendilerine şöyle birkaç soru sorsunlar:
Ana muhalefet partisi genel başkanı, sanki “laik cumhuriyet” yıkılıyormuş gibi konuşurken, kurulalı 84 yıl olan koskoca “Cumhuriyet”in kimden, neden korktuğunu açıklayabilir mi?
Ayrıca, 60 yıllık demokrasinin ömrü, sadece birkaç kişinin iki dudağının arasında mı?
Belirli kesimlerin sürekli aşağılanması, cumhuriyetin ha yıkıldı, ha yıkılacak gibi gösterilmesi, demokratik hukuk devletinin dışarıya yıpranmış gösterilmesinden başka ne işe yarıyor?
Ve böyle bir şeye hoşgörüyle bakılabilir mi? İzin verilebilir mi?
Tıpkı geçmişte izin verilmediği gibi!
Ben HAYRETLE İZLİYORUM konuşulanları. Ve Baykal’ın konuşmalarının kendi partisinin içindekiler tarafından da sadece SESSİZ kalınarak izlenmesine de hayret ediyorum.
Belki de seçim arifesinde kızdırmak istemiyorlardır genel başkanlarını. Çünkü, Baykal’ın hiç bir şeyi unutmadığını ve bir hayli kinci olduğunu partiden uzaklaştıranlardan öğrenmişlerdir ve konuştuklarında bir daha partinin kapısından giremeyeceklerini bildiklerinden suskun kalmayı seçmiş olmalılar diye teselli ediyorum kendimi.
Sayın Baykal, memnun değil misiniz?
Şu Siyasi Partiler Kanunu’nun değiştirilmesi için girişimde bulunun.
Memnun değil misiniz?
İttifak yapın diğer sol partilerle…
Memnun değil misiniz?
Birleşin DSP ve SHP ile…
Memnun değil misiniz?
Parti içi muhalefet yapan mı var sanki size?
Öyle olsa hemen değiştirir, hatta ihraç eder.
“Çevre”de yenilik yapmaz…
İttifak yapmaz….
Birleşmez…
Yalnızca parti içi muhalefet yapanı dışlar…
Kendi istemediği adayların seçilmemesi ve söz sahibi olmaması için bütün engelleri ortaya koymadı mı şimdiye kadar?
Bu nasıl demokrasi anlayışı Sayın Baykal? Demokrasi sizin partinizin içinde sizin sayenizde yok olunca, dışarıda nasıl demokrasi arayacaksınız?
Türkiye’de demokrasinin sağlıklı işlemediği yönünde bir örnek yakaladığınızda, kürsülerde coşuyor, ekranlarda aslan kesiliyorsunuz.
Cumhuriyet Halk Partisi gibi cumhuriyeti kuran ve ülkeye demokrasiyi getiren bir partinin genel başkanı olarak, önce kendi partinizin içinde “Herkes benim düşündüğüm gibi düşünecek, genel başkanlığa benden başka aday çıkmayacak, milletvekili adaylarını ben seçeceğim…” mantığının demokrasiyle ne kadar bağdaştığını değerlendiriyor musunuz?
“Ben…ben…ben…” demeyi bıraksanız, küstürdüklerinizi yanınıza çağırsanız, sosyal demokratları bir araya toplasanız, laik cumhuriyetle ilgili belirttiğiniz kaygılar da ortadan kalkmaz mı?
Aksi halde, “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” özdeyişini hatırlatıyorsunuz. CHP de büyüyemiyor, yara almaya devam ediyor.
Siyaseti gol atmak değil de orta sahada top çevirmek sanıyor galiba Sayın Baykal. Yani, iktidar olmayı istemiyor, ana muhalefette kalmayı tercih ediyor gibi…
Oysa futbolda orta sahada çok çevirene puan vermiyorlar.
Ne yazık ki Sayın Baykal’ın görüntüsü böyle.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|