13.06.2020, 00:01 58

ÇOCUKLARIMIZI İYİ YETİŞTİRELİM-2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Evladına karşı bu görevlerini yapmayan anne baba, mahşerde Allah’ın huzurunda Allah’a ve çocuğuna hesap vermek zorunda kalacak.
Kur’an-ı Kerim manevi dertlere karşı bir şifadır. Bu durum müteaddit ayetlerle haber verilmiştir. Çocuklarımızın inançsızlığa düşmemeleri, batıl yola sapmamaları, anne-babaya, devlete ve millete asi olmamaları için bu şifa kaynağından içmelerine büyükleri yardımcı olmalıdır. Bu hususta kerim kitabımızın İsra suresinin 82. Ayetinde şöyle buyrulmuştur. “Biz Kur’andan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir. (Kâfirlerin) zalimlerin ise yalnızca, ziyanını artırır.”  Peygamberimizde hadislerinde, “  Size iki şifayı tavsiye ederim. Maddi dertleriniz için şifa olarak balı, manevi dertleriniz içinde şifa olarak Kuranı” buyurmaktadır. “Mümin, Kurandan feyiz almasını bildiği, bu maksatla okuyup dinlediği için, kuran ayetleri kendisine şifa ve rahmet vesilesidir. Buna karşılık hastanın ilaçtan yararlanmak istemeyişinin, onun hastalığını artırdığı gibi, zalimin (kâfirin) Kur’an’dan uzak durması da onun hüsranını artırır. (1)
Anne-baba çocuğunu iyi terbiye etmekle de sorumludur. Terbiye ise yetişkinlerin genç nesiller üzerindeki şuurlu ve planlı tesiridir, etkisidir. Çünkü çocuk önce şuursuzca anne-babasını ve evin diğer yetişkinlerini taklit eder, giderek bu alışkanlık haline gelir. Bu sebeple büyükler sözlerinde, hal ve hareketlerinde çok dikkatli olmak mecburiyetindedirler. O sebeple anne-baba, aile ve çevresinin; davranışları inançları, kültür seviyeleri, günlük hayatı yaşama tarzları ve hayat anlayışları çocuk için çok önemlidir. Çünkü atalarımızın dediği gibi, “ Üzüm üzüme baka-baka kararır”. Peygamberimizin buyurduğu gibi, “ Kişi refikinden (arkadaşından) azar”. Çocuk terbiyesinin ihmal edilmemesi gereken bir görev olduğunu hatırlatan bir hadiste peygamberimiz, “Çocuklarını güzel terbiye et, sen terbiye etmezsen sokak terbiye eder, oda etmezse cehennem ateşi terbiye eder” buyurmuştur. Bu görevleri yapan anne-baba; Allah’ı peygamberi, aileyi ve toplumu memnun eder. Aksi halde çocuk ailenin ve toplumun başına bela olur.
Asrımızda dünya insanını tehdit eden hastalıkların başında; depresyon, kişilik ve şahsiyet bozuklukları, psikolojik bunalımlar ve ahlaki çöküntüler gelmektedir. Bunların sebebi ise maddi tatminsizliklerden ziyade manevi boşluktandır. Çünkü iyi bir dini ve ahlaki terbiye almış, her şeyin Allah’tan olduğuna inanan, sadece Allah’a güvenen ve ondan yardım dileyen, başa gelecek kaza, bela ve musibetlere sabretmenin manevi mükâfatını öğrenen ve Allah’ın sabredenlerle beraber olduğunu bilen insanlar metanetli, cesur ve hayatla mücadele etmesini bilirler. Aksi halde işlerin biraz raydan çıkması, hayallerin suya düşmesi ve ideallerin yok olmaya yönelmesi, zayıf karakterli, her şeye dünya, madde ve menfaat açısından bakanlarda depresyona, psikolojik bunalımlara, kişilik bozukluklarına ve ahlaki çöküntüye sebep olmaktadır.
Psikoloji ve pedagoji ilimleri kişide görülen şahsiyet bozukluklarının sebebi, “ Onun küçükken gördüğü terbiye tarzından ve çocukta yersiz müdahalelerle şuur altına itilen tatminsizliklerden kaynaklanmaktadır” diyerek bunu doğruluyor. Bir Türk düşünürü ise “ Küçüklüğünde sağlam dini ve milli terbiye almayanlar, büyüdükleri zaman hangi makam ve mevkie yükselirse yükselsinler, şahsiyet zafiyetleri gösterirler” demektedir.
Sonuç olarak; Yarının gençleri, geleceğin de, ailemizi ve ülkemizi teslim edeceğimiz yetişkinleri olacak çocuklarımız bize Allan’ın en kıymetli ihsanıdır. Onların, hem cismânî hem de ruhânî yönlerini ihmal etmeden yetiştirmek, hem dünyaya ve hem de ahirete iyi hazırlamak dinen anne-babaya verilmiş kutsal bir görevdir.
Çocuklarımıza dini, imanı, ibadeti, helâlı, haramı, günahı sevabı, dünyada yapılanların ahirette hesabının verileceğini, kul hakkını, devleti, milleti, vatanı ve bayrağı sevmeyi, güzel ahlakı ve fazileti iyi öğretelim. O zaman hem aile hem birey hem devlet ve hem de millet kazanır. Bilindiği gibi geçmişte yaşanan Arjantin krizinde yakıldı, yıkıldı, yağmalandı sonuçta fert başına düşen milli gelir dağılımı 15-16 bin dolardan 7-8 bin dolara düştü. Bizdeki yaşanan krizde yakma-yıkma ve yağmalama olmadı. Sebebi ise; insanımızın inancı, helal-haram duygusu, ahirette hesap verme bilinci, kul hakkından korkması, ahlak ve fazilet anlayışındandır. Burada kazanan hem birey, hem aile, hem millet ve hem de devlet değil midir?
İnsan bir yönüyle kuşa benzer. Kuş ayaklarıyla karada yürür, kanatlarıyla havada uçar. İnsanoğlu da bedeni ile dünyaya, ruhu ile de ahirete aittir. Kuşun kanadını kırarsanız onu karada yaşamaya mahkûm edersiniz O artık mavi göklerin enginliğinde uçma zevkinden (uçma nimetlerinden) mahrum olmuştur. Tıpkı bunun gibi; Çocuğun ruhi yönü de ihmal edilirse onu dünyaya hapsetmiş olursunuz. Artık O, ahiretin cennetinden ve ebedi hayatın zevk ve nimetlerinden mahrum edilmiş olur. Bu ise; evlada yapılacak en büyük kötülüktür. Evlat mahşerde böyle anne-babayı Allah’a şikâyet eder ve hesap sorar.
Onun için Peygamberimizin tavsiyesine uyarak çocuğa, 7-10 yaş arasında dini, imanı, ahlakı, ibadeti ve fazileti, iyi öğretilmelidir. Kız ve erkek çocuklarının 10 yaşına geldikleri zaman, odaları ve yatakları ayrılmalı ve dini görevlerini fiilen yapmaları sağlanmalıdır.  Hem de çocuğa hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahit için çalışma bilinci verilmelidir.
Anne-baba çocuğuna karşı bu dini, milli ve ahlaki vazifelerini, evde iyi örnek olarak, sokakta çocuğu kontrol altında tutarak, okulda da iyi bir eğitim almasını sağlayarak mükemmel bir şekilde yapabilir. Çocuğa evde öğretilen bilgilerle, okulda öğrendiği bilgilerin çelişmemesi de çok çok-  önemlidir. Bu konuda okul ve aile işbirliği, büyük önem kazanmaktadır. Veliler çocuklarına okulda nelerin nasıl öğretildiğini iyi takip etmeli zaman zaman çocuğun öğretmeni ve okul idarecileri ile bu konuları görüşüp konuşmalıdır. Sen evde çocuğa insan neslinin Adem (a.s.) ile Havva validemizden türediğini anlatıp öğretirken, okulda insanın maymunun evriminden meydana geldiği anlatılırsa, bu çelişki çocuğu inançsızlığa sürükleyebilir.
Yazımı Peygamber Efendimizin bir hadisi ve Filozof Sokrat’ın bir te,spiti ve bir ata sözü ile bitirmek istiyorum.
Peygamberimiz, “Dini, milli ve ahlakı yönden iyi yetiştirilmiş on beş yaşındaki bir genç, anne-babasının dostudur, eğer iyi yetiştirilmemişse düşmanıdır” buyurmuştur.
Sokrat ise, “On beş yaşındaki iyi eğitilmiş bir genç, şahlanmış bir ata, iyi eğitilmemiş bir genç ise, kudurmuş bir köpeğe benzer” diyor.
Atalarımız da, “İyi yetiştirilmiş evladın varsa malı ne yapacaksın, kötü yetiştirilmiş evladın varsa yine malı ne yapacaksın” demişler.
Allah bizleri, evlat emanetinin kıymetini bilen ve evladını Allah’a gerçek kul, Peygambere lâyık-  ümmet olarak yetiştirmeyi başaran kullarından eylesin.
Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.     

(1) Kur’an-ı Kerim ve Türkçe açıklamalı meali. İsra suresi 82. Ayetin açıklayıcı notu.
 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 21 Eylül 2020
İmsak 04:55
Güneş 06:20
Öğle 12:38
İkindi 16:04
Akşam 18:47
Yatsı 20:06

Gelişmelerden Haberdar Olun

@