13.01.2017, 01:18 294

ÇOCUKLARIMIZI İYİ YETİŞTİRELİM-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Varlık âleminin sahibi amaçsız hiçbir şey yaratmamıştır. Kâinattaki canlı ve cansız her şey,  yaratılış amacını gerçekleştirmeye çalışır. Yaratan;  her yaratılana çeşitli güzellikler, değişik özellikler, farklı meziyetler vermiştir. Kimi uçar, kimi kaçar, kimi öter, kimi de konuşur v.s.

Halikin mahlûkuna ihsanları da boldur. Her yaratık onun çeşitli nimetleri ile donatılmış, bulunduğu ortam yaşamasına elverişli hale getirilmiştir. Yaratan canlılara neslini devam ettirme kabiliyeti de vermiştir.

Mahlûkatın ortak özelliği doğması,  büyümesi ve ölmesidir.  Yaratılanlar doğum ve ölüm arasındaki, birinden diğerine uzanan ve sonu bilinmeyen ince ve uzun bir yolda yürümek mecburiyetindedirler. Bu yolculukta başarılı olup olmadıklarının bilincinde de değillerdir. Ancak yolculuğun başarılı geçmesi ve mutlu sona erişilmesi için alınması gereken tedbirlerle ilgili bilgiler ve ipuçları verilmiştir insanoğluna.

Halk edilenlerin en mükemmeli, en mükerremi, en şereflisi, en güzeli şüphesiz ki insandır.  İnsan; yeryüzünde yüce Allah’ın iradesini temsil etmek üzere halife olarak yaratılmıştır. Akıl, irade ve şuur gibi nimetlerle donatılan âdemoğluna; düşünme, düşündüğünü sözle ifade edebimle ve konuştuğunu yazabilme meziyetleri de verilmiştir.

Yüce yaratıcının insanoğluna ihsanları sayılamayacak kadar çoktur. En büyük ihsanı da evlat nimetidir.  Çocuklar kız olsun erkek olsun insan neslinin devamını sağlar. Allah (c.c)  çocuğa sevimlilik, anne babaya şefkat ve merhamet duygusu vermiştir. Çocuk; cennet güllerinin kokusu. Dünyanın süsü, gönlün nuru, gözlerin sürurudur.  Çocuk anne babadan bir parça ona iyi sahip olup yetiştirmeli hakça. Çünkü emanettir haktan, korunması emredilmiştir nardan.

Canlılar arasında beslenmesi, büyütülmesi, eğitilmesi ve olgunlaştırılması en zor olan varlık insandır. Çünkü beslenmesinde; duyarlılık, itina, bilgi, şefkat, merhamet, sabır ve dayanma ister. Yani insan yavrusunda doğmadan öncede, doğduktan sonra da meşakkat ve zorluk vardır.

Ruhi yapısı itibariyle anneden bir parça olan çocuk; annenin sütüne, sevgisine, şefkatine, merhametine ve terbiyesine muhtaçtır. Hiçbir besin anne sütünün, hiçbir sevgi anne sevgisinin, hiçbir şefkat anne şefkatinin, hiçbir merhamet anne merhametinin, hiçbir terbiyede anne terbiyesinin yerini tutmaz. Çocuğun beslenmesinde babanın rolü ise, çocuğa helal yedirmektir.

Anne-baba çocuğuna; Allah’ını, peygamberini ve dinini öğretmeli, çocuğun gönlünü; Allah, Peygamber, insanlık,  doğruluk ve fazilet duygu ve sevgiyle, doldurmalı,  vicdanını da; şefkat ve merhametle işlemelidir.  Anne baba bu sorumlulukları yerine getirdiği takdirde yaratan katında büyük ecir ve sevaba kavuşurlar, aksi halde o derece vebalde kalırlar.

Çocuk; anne-babaya Allah’ın en kıymetli ihsanı ve en büyük emanetidir. İslam fıtratı ile yaratılan bu emanetin dünya ve ahiret fitnelerine ve zararlarına karşı korunması yüce Allah’ın ebeveyne emridir.  Nitekim Yüce Allah (c.c)  tegabun suresinin ikinci ayetinde mealen “Rabbiniz hepinizi İslam yaratılışı ile yaratmıştır. Sonra bazılarınız kâfir, bazılarımız mümin olur. Herkes yaptığını bulur.”, Kef suresinin yirmi dokuzuncu ayetinde de “ Ve de ki; Hak Rabbimizdendir.  Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin… “  buyurmaktadır. Demek ki yaratan insanı inanma ve inkâr etme konusunda aklı ve iradesi ile baş başa bırakmıştır.  Dileyen Hakka inanır mümin olur., dileyen inanmaz kafir olur.  İnsan aklı bu seçimin arka planındaki düşünme boyutunda, irade-i cüziyyesi de uygulamadaki kararlılıkta rol alır. İşte sorumlulukta bundandır.  Merhum Necip Fazıl Kısakürek bir beytinde ifade ettiği gibi “Her şey akar insan tarih yıldız ve fikir, oluklar çift akar birinden nur birinden kir.”  İnananlar nur, inkâr edenlerde kir oluğundan içerler.  İnananlar cenneti, inanmayanlarda cehennemi kendi akıl ve iradeleri ile seçerler. Ancak çocuğa bu seçimde anne ve baba yardımcı olmalı, çocuğunu hakkı ve hakikati seçecek kıvamda eğitip yetiştirmelidir. Çünkü Allah’ın son elçisi Peygamberimiz Muhammet Mustafa (s.a.v) sahihi buharide yer alan bir hadisi şeriflerinde “Bütün çocuklar fıtrat üzere dünyaya gelirler. Bunlar, sonradan anne ve babaları, Hıristiyan, Yahudi ve Mecusi  (dinsiz) yapar.” buyurmuştur.(bilindiği gibi Fıtrat; cibilliyet, hilkat, İslamiyet’e elverişli yaratılış demektir.)

Bu hadisi şeriften de anlaşılıyor ki, çocuğun inanıp inanmamasında, hakkı ve batılı seçmesinde, iyi veya kötü insan olmasında, faydalı veya zararlı birey olmasında ve iyi Müslüman olmasında anne ve babanın rolü çok büyüktür ve mesuliyeti de o derece ağırdır.

Yüce yaratan insana; hem kendini hem de aile efradını (çocuklarını) dünyevi ve uhrevi kötülüklerden, tehlikelerden, fitnelerden, yanlışlardan ve zararlardan koruma görevi de vermiştir. Nitekim tahrim suresinin altıncı ayetinde “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v) de anne ve babaların; çocuklarının iyi yetişmelerinden, güzel eğitilmelerinden, bir meslek, sanat ve iş sahibi olmalarından, kendilerine, ailelerine, çevrelerine, dinine, devletine ve milletine faydalı birer insan olmalarından, hakkı seçmelerinden, batıldan uzak durmalarından kısaca müspet bir insan olarak yetişmelerinden mesul olduğunu beyan ediyor. Nitekim bir buhari hadisinde “Hepiniz çobansınız (muhafızsınız) maiyetinizde bulunanların iyi yetişmesinden (hukukundan) mesulsünüz. Erkek aile fertlerinin;  geleceğinden, huzurundan, refahından,  öz kültürünü, gelenek ve göreneklerini, milli ve manevi değerlerini öğrenip bilmesinden sorumludur.  Kadın kocasının evinin, çoluk çocuk ve çocuğunun çobanıdır. Oda hem kocasına ve hem de Allah’a karşı bu konularda sorumludur.” Bir başka hadisinde “Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun, onları güzel terbiye edin.” Ve bir diğer hadislerinde de “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve ahlaktan daha üstün bir miras (hediye) bırakamaz (veremez)” buyurmuştur. Anne ve babalar çocuklarını; evde iyi örnek olarak, Sokakta kötü arkadaş ve çevreden koruyarak, okulda da iyi eğitim almasını sağlayarak bu görevleri yaparlar. Keza; Hakkı öğreterek batılı seçmesine, sevabı öğreterek günaha düşmesine, imanı öğreterek küfre saplanmasına, dinini iyi öğreterek başka dinlere veya dinsizliğe özenmesine engel olarak ta bu görevi ifa etmiş olurlar.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
açık
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Ekim 2020
İmsak 05:31
Güneş 06:55
Öğle 12:29
İkindi 15:25
Akşam 17:53
Yatsı 19:13

Gelişmelerden Haberdar Olun

@