25.05.2018, 00:10 505

CENNETE GİTMENİN YOLLARI

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yüce Allah (c.c.) alemlerin rabbidir. Yüce Allah yer aleminin, gök aleminin, hayvanlar aleminin, bitkiler aleminin, canlılar ve cansızlar aleminin tek yaratanıdır.

Allah insanları eşref-i mahlukat (yaratılanların en şereflisi) olarak yaratmıştır. O insanı ahsen-i takvim üzere halk etmiş ve bizleri de iman şerefi ile müşerref kılmıştır.

Yüce rabbimiz; Yer altında yer üstünde, denizlerde ve göklerde canlı ve cansız ne varsa insanın istifadesi için, insanın emrine amade olarak yaratılmıştır.

Dünyanın bu güzelim nimetlerini insan için yaratan yüce Mevla, inanan kulları için ahirette de sayısız ve çok güzel nimetler halk etmiştir. Ahiret aleminin bu güzel ve sonsuz nimetleri cennettedir. Cennet ise müminler için yaratılmıştır. Müminlerin cennete girmeleri de Salih amel sahibi ve müttaki kul olmalarına bağlıdır. Nitekim Allah (c.c) hazretleri Kuran-ı Kerimde bütün inananları cennete girmek için koşmaya, yani tevbekar, salih amel sahibi ve muttaki kullar oymaya gayret etmeye çağırmaktadır.

Gerçekten de ali imran süresinin 133. ayeti kerimesinde mealen; “Rabbiniz tarafından bir mağfirete (Bağışlanmaya) ve genişliği göklerle yer kadar olan ve muttakiler için hazırlanmış bulunan bir cennete doğru, yarışırcasına koşuşun” buyurmaktadır. Bu sebepledir ki kerim kitabımız müminlere, hem dünya ve hem de ahiretin iyilik ve güzelliklerini istemelerini telkin ve tavsiye etmektedir. Öte yandan kendisinden yalnız dünya nimetlerini isteyenlerin ahiret nimetlerinden mahrum kalacağını da haber vermektedir Nitekim bakara süresinde mealen;

Bazı kimseler; Ey yüce rabbimiz bize vereceğini dünyada ver derler, bunların ahirette nasipleri yoktur. Bazıları da “Ey bizim kerim rabbimiz bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver. ahirette de iyilik ve güzellikler ver ve bizi cehennem ateşinden koru “ derler, işte bunlar kazandıkları şeylerin hayır ve bereketlerini (Ahirette-Cennette) fazlasıyla görürler” buyurmaktadır. (ayet 200-201)

Allah Teala mümin kullarının hem dünya ve hem de ahirette mutlu olmalarını ister. Dinin gayesi de budur. Ancak bu mutluluğa ulaşmak insanın kendi çalışmasına bağlıdır.. Bilindiği gibi ayette insan emek ve gayretinin neticesinden başka bir şey elde edemez. Bu çalışmasının semeresi (meyvesi) de ileride (ahirette) ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına verilecektir” buyrulmaktadır. (Necm süresi a. 39-40-41) demek ki, her insan çalışmasının karşılığını görecektir. Kimse yapmadığı işin karşılığını alamayacaktır. Yani emeksiz yemek olmaz. Her nimet bir külfetin karşılığıdır.

Yaratanımız mümin kullarının kendisinden hem dünyasının hem de ahiretinin iyilik ve güzelliklerini istemelerini hatırlatıyor. İnsanların mağfiretine ve cennetine doğru yarışırcasına koşmalarını emrediyor. Kurtuluşun yollarını da öğretiyor. Bu öğretilere kulak veren ve onlara inanarak ihlasla yapanlar dünyevi ve uhrevi felaha ve kurtuluşa erenler, yapmayanlar ise bu nimetlerden mahrum kalanlardır diyor.

Nitekim Kur’an-ı Kerimin Hac süresinin 77. Ayetinde, “Ey iman edenler; ruku edin, secde edin, hasılı yalnız rabbinize itaat edin, hayırlar işleyin ki felaha ve kurtuluşa eresiniz “ buyrulmuştur. Nesei, Tirmizi ve diğerlerinin rivayetine göre Hz. Ömer, “Bir gün biz yanındayken Resülullah efendimize vahiy gelmişti. Vahiy hali bitince Peygamberimiz, kıbleye dönerek ellerini kaldırdı, “Ya rabbi bizi çoğalt eksiltme, değerimizi artır, bizi hakir kılma, bize ver mahrum etme, bizi tercih et başkasını bizim üzerimize tercih etme, bizden razı ol ve bizi razı eyle” diye dua etti. Sonra da bize hitaben,“ Bana on ayet indirildi ki, kim bunları yerine getirirse cennete girer “dediğini ifade ediyor.

İşte Hac süresinin 77. ayetinde ifade edilen felaha ermenin hangi şartlara ve umutlara bağlı olduğunu da, Müminun suresinin Peygamber efendimizin işaret buyurduğu bu on ayetidir.

Bu ayetlerde buyruluyor ki:

1-Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler.

2-Onlar namazlarında tam bir saygı içindedirler.

3-Onlar boş şeylerden uzak dururlar.

4-Onlar zekatı ifa ederler.(verirler)

5-Onlar ki, iffetlerini korurlar.

6-Ancak eşler ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç.(Bunlarla ilişkilerinden dolay) kınanmış değillerdir.

7-Şu halde kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

8-O müminler üzerindeki emanetleri gözetirler. Gerek kendi aralarındaki akitler, gerekse Allah Tealaya karşı verdikleri sözleri tam tamına tutarlar.

9-Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar.

10-İşte onlardır (cennete) varis olanlar.

11-Ki Firdevs cennetine varis olan bu kişiler, orada ebediyen kalırlar.

O halde, Allah’ın emaneti olan ömrümüzün ve yaşadığımız her günün kıymetini bilelim. Geçmiş günahlarımıza dönülmeyen bir tövbe ile tövbe edelim.

Sonra da felaha ve kurtuluşa vesile olacak bu on emri yerine getirmeye gayret edelim. Yaratanımızla; nefsimizle, aile bireylerimizle, akrabalarımızla, yakın çevremizdeki insanlarla ve içinde yaşadığımız toplumun bütün fertleriyle barışık olmaya çalışalım.

Yaşadığımız toplumun fakir, fukara, yoksul, dul, yetim ve muhtaçlarına elimizden geldiğince yardımcı olmaya gayret edelim.

Neticede cennete girmenin yolunu bularak, ahiretin iyilik ve güzelliklerine kavuşmaya hak kazanmış olalım.

selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@