24.10.2013, 01:33 180

CENNET SATIN ALINABİLİR Mİ?

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Hani bir şarkı var ya: “ Çaresi olsaydı ömür alırdım” diye, onun gibi, yazımızın başlığını gören öyle bir imkân var mı, olsa her şeyimi verir cenneti satın alırdım der içinden. Evet! Ömür satın alınamaz amma, istenirse, sebebine tevessül edilerek cennet satın alınabilir. Aslında maddeten cennet satın alınamazmış gibi görünse bile, cenneti almaya talip olanların şartlarını taşımaları halinde, gerçekte cenneti satın almak pek ala mümkündür. Biz de bu yazımızda bunu, ayet ve hadislerle anlatmaya çalışacağız. 
Yüce Allah, “ Eşrefi Mahlûkat” olarak yarattığı insanlardan bir kısmını, iman şerefiyle de şereflendirmiştir. Allah(c.c.); Rahman sıfatıyla dünyada iman yönünden; ister mümin, ister kafir, ister münafık, ister fasık olsun, herkese emeğinin karşılığı olarak, hak ettiği nimetleri vermektedir. Rahim sıfatı ile de, ahirette sadece müminlere nimetlerini ihsan ve ikram edecek, diğerleri uhrevi nimetlerden mahrum kalacaklardır.
Ahiret nimetleri çok ve çeşitlidir. Bu nimetlerin hepsine ancak cennete gitmekle erişilir. Onun için her müminin ahiret için en büyük ideali, cennete gitmektir. Zaten cenneti Allah (c.c.) müminler için yaratmıştır. Cennetliklere dünya nimetlerinin hepsi ihsan edilmekle beraber, insanın aklına hayaline gelmeyen ahiret nimetleri de ihsan edilecektir.
Âlemlerin Rabbi; dünyada iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğu müjdesini vermektedir. Cennetteki bir meyveden cennetliklere rızık olarak yedirilince, onlar:  “Bundan önce dünyada bize verilendendir bu,” diyecekler. Çünkü onlara cennette verilen rızıkların birçoğu, bazı yönleri ile bu dünyadakilere benzeyecektir. Cennetlilere orada tertemiz eşler de verilecektir. En güzeli de cennette sonsuz kalınacak ve bu nimetler de ebedi olacaktır. (Bakınız, bakara 25. ayet)
Kur’an’da; “Allah’tan O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak müminler olarak ölün” buyruluyor.(Al-i İmran 102). Dünyada daima Allah’ı hatırlayarak, O’na asi olmayıp itaat ederek, nankör olmayıp şükrederek yaşadıktan sonra, ahirete gerçekten mümin olarak göçenlere verilen bu nimetlerin dünyadakilerin aynısı olduğu söylenemez. Bununla beraber orada müminlere çok çeşitli ve dünyada bir eşine rastlanmayan nimetler de verilecektir. Nitekim Buhari’nin “Bedü’l halk” bahsinde rivayet ettiği bir hadis-i şerifte; cennet ehline gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kalplerden bile geçmeyen nimetler verilecektir.” buyrulmaktadır.      
Ahirette insanlar; sağdakiler, soldakiler ve öncüller olarak üçe ayrılacaklar. Bunlardan soldakiler, İlahi hesaptan sonra, kitapları sollarından verilerek cehenneme gönderilen ve ahiret nimetlerinden nasibi olmayan inkârcılardır. Bu guruptan olanlar; bu dünyada varlık içinde sefahete dalmış, büyük günahları işlemekte inatçı olmuş, önceki atalarının ve kendilerinin öldükten sonra dirileceğine inanmayan kişiler olarak, serin ve hiç hoş olmayan kapkara dumanlardan bir gölge altında, içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde olacaklardır. Hâl bu ki; Öncekileri de, sonrakileri de, bütün ölüleri tekrar dirilterek huzurunda toplayacak olan Allah (c.c.); bu gerçekleri inkar edenlere, sapık ve yalancılara, zakkum ağacından yedirecek, karınla doyunca susayıp, susuz develer gibi suya saldırdıkları zaman, onlara ceza gününde ziyafet olarak, kaynayan sudan ve içildiği zaman yüzleri buruş buruş eden kaynamış yağ tortusundan içirecektir.( bkz.vakia s. a 7-56 ve kehf s. a 29)
Sağdakiler ise, amel defterleri sağdan verilen bahtiyar müminlerdir. Birçoğu önceki ümmetlerden, birçoğu da sonraki ümmetlerden olan sağdakiler denilen bu gurup; nehir kenarındaki uzun gölgeliklerde, kabartılmış döşekler üzerinde oturacaklar. Düzgün kiraz ağaçlarının ve meyveleri salkım salkım olan muz ağaçlarının meyvelerinden yiyecekler. Onlara, 30 veya 33 yaşlarında olan, temiz hurilerden veya bu yaşlardaki dünya hatunlarından tertemiz, bakire, eşlerine düşkün ve yaşıt eşler de verilecektir.  
Öncüller de; inanç ve amelleriyle hayır yarışında önde olanlardır. Bu kimseler Allah’a en yakın, ruhi tekâmülde en ileri seviyeye ulaşan kimselerdir. Kur’an’ın bildirdiğine göre çoğu önceki ümmetlerden birazı da sonraki ümmetlerden olan bunlar, Hak katında en makbul zümreyi teşkil ederler. Öncüller; Naim Cenneti’nde Allah’a en yakın olanlardır. Bunlar mücevherlerle işlenmiş tahtlara oturup karşılıklı sohbet edecekler. Bunların çevrelerinde ölümsüz gençlerden (gılmanlardan) oluşan hizmetçileri olacak. Main çeşmesinden doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle başlarını ağrıtmayan ve akıllarını gidermeyen şaraplar içecekler, canlarının çektiği kuş etlerini ve beğendikleri meyveleri yiyecekler. Selamdan başka bir sözün söylenmediği cennette, yaptıklarına karşılık olarak bu nimetlerle beraber saklı inciler gibi iri gözlü hurilerden eşler de verilecektir. Sabikun da denilen bu zümreye verilen nimetler, sonsuza kadar devam edecektir, bitmeyecek ve tükenmeyecektir.
Şimdi, yukarıdan bu yana arz edilen ve daha nicesi Kur’an-ı Kerim’le haber verilen ilahi gerçekler çerçevesinde, Huda’dan lütfunu, ihsanını, ikramını, cennetini, hürlerini, gılmanlarını ve cennetin diğer sonsuz nimetlerini isteyenler, neleri nasıl yapmalıdırlar ki cenneti satın alıp, cennetteki bu nimetlere ve daha nice cennet nimetlerine erişebilsinler ve ebedi olan uhrevi hayatta rahat etsinler?
Mekke’de Akabe biatı sırasında, Medinelilerden (Ensardan) 70 kişi, Resulüllah’a biat etmişlerdi. Bunlardan birisi olan Abdullah b. Revaha Efendimize; “ Ya Resulallah! Rabbın ve senin için şartların nedir?” dedi. Efendimiz; “ Rabbim için şartlarım, O’na ibadet etmeniz ve O’na hiçbir eş tutmanızdır. Kendi hakkımdaki şartım ise; canlarınızı ve mallarınızı nasıl müdafaa ediyorsanız, beni de öyle savunmanızdır” buyurdu. Revaha tekrar sordu: “ Böyle yaparsak bize ne vardır? “ Efendimiz; “ Cennet vardır.” diye cevap verdi. O zaman oradakiler; “ Ne karlı alış veriş!, bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz” dediler. 
Bu hadise üzerine yüce Allah (c.c.) Tevbe Suresi’ndeki 111.ayeti gönderdi. Ayeti kerimede mealen; “ “Allah müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar; Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaattir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde Onunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolay sevinin. İşte bu gerçekten büyük kazançtır.” buyuruyordu yüce Allah. 
Konuyu bu ayetin ışığında manevi açıdan düşünecek olursak, demek ki yüce Allah (c.c.), müminler için yarattığı cennetini müminlere, Allah yolunda verdiği canlarının ve Allah rızası için harcadıkları mallarının karşılığında satmaktadır. O hal de mümin, nasıl ki dünyada almak istediği kıymetli bir şeyi dünya için çalışarak kazandığı parayı vererek satın alabiliyorsa, ebedi olan ahiret hayatında da mutlu ve bahtiyar olmak için almak istediği cenneti, yine dünya için çalışarak kazandığı malını Allah yolunda uygun yerlere sarf ederek veya her şeyden tatlı ve kıymetli olan canını, gerektiğine Allah yolunda verip şehit olarak ölmek suretiyle satın alabilir.
Yazımızın başlığına dönecek olursak mümin insan, kendisi için yaratılmış olan cenneti ve nimetlerini, salih amelleri ile Allah’ı kendisinden razı etmek suretiyle, sahibi olan Allahtan pek ala satın alabilir. Bu ayetten bir manada gerçek müminlerin Allah’la alış veriş yaptıklarını, bu alma verme işinde müminlerin mallarını ve canlarını, Allah (c.c.) rızasını kazanmak için Allah yolunda verdiklerini, karşılığında ise Allah’tan cenneti satın aldıklarını öğreniyoruz. Yani Allah Teâlâ hazretleri üç kutsal kitapta da, vaat ediyor ve buyuruyor ki, “Benim yolumda verin malınızı ve canınızı, alın benden cenneti ve nimetlerini.”
Rabbimiz ile alış veriş yapan müminlerin, tutum, davranış, vasıf, özellik ve güzellikleri de bellidir. Müminlerin bu meziyetlere sahip olmaya çalışmaları, cenneti satın almaya gayret etmeleri demektir. O halde, cennet satın alına bilir. Önemli olan cenneti satın almaya talip olmak için gerekli özelliklere,  meziyetlere ve şartlara sahip olmaktır. Bu özellikler ise aynı surenin 112. Ayetinde mealen şöyle anlatılmaktadır;  
“ ( Bu alış verişi yapanlar); tevbe edenler, ibadet edenler, hamt edenler, oruç tutanlar ( yani, cihat edenler ve yer yüzünde Allah’ın kudretini, güzel eserlerini ve ibret alınacak şeyleri görmek, bilgi kazanmak veya gönlünce ibadet ve taatını yapabilmek için seyahat edenler), rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!”
Mal ve canların Allah yolunda harcanması karşılığında, satın alınabilecek olan cennetin genişliği, yerler ve gökler kadardır. Bu cennet, iyiliği bir takım dünyevi amaçlar için değil de, sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yapmak demek olan takva sahipleri için hazırlanmıştır. Bu mübarek inanların özellikleri de Ali- İmran suresinin 133-136. ayetlerinde şu şekilde beyan edilmiştir;
“Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği yer ve gökler kadar olan cennete koşun! O takva sahipleri ki; bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar. Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah’ta güzel davranışta bulunanları sever. Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe- istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.”
Bu üç ayette İslam ahlakının bir özeti verilmiştir. Özette yer alan hususlar, takva sahibi insanların belirgin özellikleridir. Cennet bu meziyetleri şiar edinmiş müminler için hazırlanmıştır. Muttaki insanların sahip olduğu özellikler:
1-Günah işledikleri zaman hemen, tevbe ederek Allah’ın af ve bağışlamasına sığınmak,
2-Bollukta da, darlıkta da mallarını Allah yolunda harcamak,
3-Öfkelerini yutmak ve insanları affetmek,
4- Bir kötülük yaptıkları ya da nefislerine zulmettikleri vakit hemen Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı tevbe- istiğfar etmek,
5- İşledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmek,
6-Namaz kılar, zekât verir ve gabya inanmak,
7-Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat etmek,
8- Marufu emretmek ve münkerden nehyetmek ve
9- Allah’ın koyduğu hudutları korumak olarak kısaca özetlenebilir. 
Öyle ise Mahkeme-i Kübranın tek Hâkimi ve Din Günün yegâne Sahibinden cennetini almaya talip olanlar, önce bu şartlara, bu sıfat ve meziyetlere sahip olmalıdırlar. Hani benzetmekte hata olmasın, dünyada büyük bir ihaleye herkesin giremeyip de, sadece girmek için gerekli olan şartları taşıyanların girdiği gibi. İşte bu meziyet ve özelliklere sahip olan muttakiler için hazırlanmış,  genişliği yer ve gökler kadar olan, akla hale gelmeyen nimetlerin bulunduğu ahiret âleminin, bu erişilmesi çok güç olan ebedi saadet yurdu cennet, demek ki bu güzel meziyetlere sahip insanlar tarafından, salih amellerle satın alınabilir.
Sevgili Peygamberimiz, “ Dünya ahretin tarlasıdır, dünya ne iyi bir yerdir ki, ahiretin saadet ve mutluluğu da oradaki amellerle kazanılıyor” buyuruyor. O nedenle “ Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışarak” dünya ve ahret mutluluğuna kavuşmak müminin elindedir. İnsan için yalnız çalıştığının karşılığı olduğu, emeksiz yemenin olmadığı da unutulmamalıdır.
Allah bizleri kendisine gerçek kul, Habib’ine layık ümmetlerden eylesin. Allah cümle Ümmet-i Muhammed’i Allah’a ve Peygamberine gerçekten itaat eden ve cennette Allah’ın nimetlendirdiği; Peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle ve Salihlerle dost ve arkadaş eylesin.
Selam Saygı ve Dua İle.


Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@