29.04.2016, 00:29 235

CENNET Mİ? EVLAT MI ? -1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Saygı değer okuyucularım! Bu gün , “İbretli Fıkralar ve Hikayeleri” isimli kitabımdan, beğeneceğinizi umduğum bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Üç ayların değeri bir başkadır Anadolu insanı için. Müslümanlar Recep, Şaban ve Ramazan aylarına, üç aylar derler Anadolu da. Bu aylardaki kandil geceleri de, müminlerin hayatında, önemli zaman dilimleridirler. O gecelere ulaşınca Müslümanlar, tevbe, ibadet ve dua ile yönelirler Allah'a.
Gecelerin Sultanı Kadir Gecesidir. Kadir gecesi, Ramazan ayının yirmi yedisinde idrak edilir. O gecenin tan yeri ağarıncaya kadar sulh ve sükun gecesi olduğu bilinir. Anadolu da Müslümanlar Kadir Gecesinde bir an için göğün açıldığına, o anda Allah’ tan ne dilenirse onun verileceğine inanılır. Onun için Kadir Gecesi, sabaha kadar ibadet, tevbe ve dualar ile ihya edilir, buna da halk arasında “ Kadir gecesini beklemek” denir. O nedenle Anadolu'da insanlar; gece geç vakit olunca, “Kalkın kardeşim yatalım, Kadir Gecesi mi bekliyoruz ?” derler.
Çatalkaya Köyünde Kadir Gecesi yaşanıyordu. Camide ihya edilen Kadir Gecesi programına köyün kadın ve erkekleri, yeni buluğa ermiş kız ve erkek çocukları ile katılmışlardı.
Namazdan sonra topluca dua edilmiş, gecenin ihyası için yapılacaklar, hoca efendi tarafından bir bir anlatılmıştı cami cemaatine. Kur’ an okuyalım, geçmiş namaz kılalım, küsler barışsın, ibadet, tövbe ve dua edelim, yetim, dul ve muhtaçları görüp gözetelim, büyüklerin ellerini öpelim, çocukları sevindirelim demişti hoca efendi.
Çatalkayalı Kadir dayı can kulağı ile dinlemişti imam efendiyi. Eve gelince abdestini tazeledi. Köyün bakkalından aldığı şekerlerle sevindirdi oğullarını. Hasan daha ilköğretime başlamamış, Cemal altıncı sınıfa gidiyordu.
Biraz Kur’ an-ı kerim okudu. Geçmiş namaz kılmaya başladı büyük odada. Ev halkı uyumuştu. Her şey sakin ev sessizdi. Büyük odanın tavanında bir ışık penceresi vardı. Kadir dayı lambanın fitilini kısmış, oda loş bir ışık altında gizemli bir hal almıştı. Saatlerce namaz kıldı. Gece yarıyı çoktan geçmişti. Kadir dayı ibadete iyice konsantre olmuş, günahlarının af olunduğuna inanarak hafiflediğini hissediyordu. Saatlerce ibadetlerinin, tövbelerinin ve dualarının kabulünü Allah’ tan talep ediyor, illa da cennet ya Rabbiii diyordu.
Kadir Dayı bu mistik duygular içerisinde yarı dünya, yarı ukba karışımı manevi bir ortamda yaşıyordu sanki. Yukarıdan bir ses işitti fısıltı halinde. Sese kulak verdi. Sesin sahibi “Ey Kadir kulum! Tövbelerin kabul oldu. Günahların af oldu. İbadetlerin makbul, duaların müstecab oldu. Gök kapıları açıldı. Seni cennete çekeceğiz, bin zembile” diyordu. Kadir Dayı sesin geldiği tarafa yukarıya baktı. Yukarıda ki ışık penceresinden bir zembilin (büyükçe sepet) sarkıtıldığını gördü.
Kadir dayı içinden; “Ha!... Dualarım kabul oldu. Gök kapıları açıldı. Beni cennete çağırıyorlar” diye düşündü. Hemen aklına oğulları Hasan ile Cemal geldi. Evet, cennete gitmek güzeldi. Fakat Hasan ile Cemal henüz küçüklerdi. Onları kime bırakıp gidecekti. Bu arada. yukarıdaki ses tekrar duyuldu. Sesin sahibi “Ya Kadir Kulum! Tövbe, dua ve ibadetlerin kabul oldu. Seni cennete götürecek zembile bin ve cennetime gel” diyordu.
Kadir Dayı kafasını yukarıdan sallanan zembile doğru kaldırdı, ellerini açarak ağlamaklı bir sesle: “Yarabbi ben gidersem, Hasan ile Cemal ne yaparlar, ben onları kime bırakayım, çocuklar daha küçük, bensiz ne yaparlar” dedi.
Zembil yavaş yavaş yükselirken Kadir dayı çocuklarının yetim halini düşünerek ağlamaya başladı. Tekrar yukarı baktığında zembilin yok olduğunu, fırsatın elden kaçtığını anladı. Heyecanla çocuklarının odasına girdi. Uyuyan Hasan ile Cemal’ i öptü. Eğer zembile binse şimdi cennette olacaktı, fakat yanında Hasan ve Cemal’i olmayacaktı.
(SÜRECEK)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@