21.10.2014, 00:00 409

CAMİLERDE KURALLARA AYKIRI HAREKETLER -3

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Bunları görünce her zaman aklıma Allah’ın bu ayeti gelmiştir. Her defasında, “ İşte İlahi ferman tahakkuk etti” demişimdir. Allah’ın emrine uymadın mı? müeyyideyi bekleyeceksin. Erinde geçinde tahakkuk eder. Ne demişler, “Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.”
Tabii ki, çoğunluğu saygı değer insanlar olan, sırf Allah rızası için çalışan, cami işlerini deruhte eden cami, cami derneği ve cami vakfı mensup ve görevlilerini tenzih ediyorum. Bu konuda camiye ait işleri Allah rızası için ve kurallara uygun yapanlardan Allah azı olsun diyor, buradan onlara saygı ve şükranlarımı sunuyorum.
Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde de, “ Camide yüksek sesle dünya kelamı konuşmak ve sohbet etmek koyunun otu yiyip tükettiği gibi hasenatı yer tüketir, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi hasenatı yakar tüketir” buyurmuştur.
Günümüzün camilerinde gürültü kirliliği de had safhadadır. Bir taraftan dışarıdan gelen dilenci ve satıcı sesleri, bir taraftan müzik sesleri, bir taraftan içerde ki cemaatin yüksek sesle konuşup sohbet etmeleri, bir taraftan da cep telefonları, Camilerdeki bu gürültü kirliliğine sebep olmaktadırlar. Telefonla ilgili hususu ve alınacak önlemleri yukarıda arz etmiştik.
Dışarıdan gelen satıcı ve dilenici seslerine engel olmak için Diyanet İşleri Başkanlığı cami- avlularında dilencilerin dilenmesini ve satıcıların alış veriş yapmasını yasaklamıştır. Ancak cami görevlileri bunlara engel olamamaktadır. Bunun için Müftlüklerin Belediyelerden zabıta yoluyla cami avlularındaki dilencilere ve satıcılara engel olunmasını talep edilmekte ise de istenilen netice alınamamaktadır.
Bu gün her yerde ve hemen her kurumda resmi veya özel güvenlik görevlileri bulundurulmaktadır. Diyorum ki, en azından şehirlerdeki “Selatin Camiler” de güvenlik görevlisi istihdam edilemez mi? Sanırım bu yolla camiler, dilenci ve satıcıların sebep olduğu gürültü kirliliğinin önüne geçilmiş olur.
Devletimiz güçlüdür, Allah zeval vermesin. Belediye Başkanları ve Emniyet Müdürleri isterler ve işi ciddi tutarlarsa, Müftülülerle işbirliği yaparak bu gürültü kirliliğini sonlandıra bilirler, hem de caminin yakın civarından gelen müzik seslerinin gürültü kirliliği ile beraber. Zaten, Diyanet İşleri Başkanlığının, İç İşleri Bakanlığı ile yapmış olduğu protokol de, bu konulardaki müşterek hizmetlere imkan vermektedir.
Yine bu gün birçok camimizde, maalesef camiye ibadet için gelmiş insanların, cami içinde yüksek sesle yaptıkları konuşma ve sohbetlerin de, gürültü kirliliğine sebep olduğu bilinen bir gerçektir. Bunu önlemek için cami cemaati, Vaizlerimiz ve İmam- Hatiplerimiz tarafından eğitilmeli ve uyarılmalıdır. Camiye ibadet için gelen herksin, cami cemaatinin insan kalabalığı olmadığı bilincine varması ve şuuruna ermesi sağlanmalıdır. Cami cemaatinin cami içinde veya avlusunda ki yüksek sesle konuşup sohbet etmeleri; namaz kılanların, tilavet edilen Kuranı, yapılan vaazı ve okunan hutbeyi dinleyenlerin huşu ve huzurunu bozmakta ve kendilerinin de ibadetle kazandıkları sevapları yok edip bitirmektedir.
Camide konuşmak, dışarıdaki konuşmaların özlemindendir. O halde kişi dışarıda kiminle ne konuşacaksa konuşmalı, dışarının işini orada bitirdikten sonra camiye gelmelidir. Unutmayalım ki cami cemaati halkın sigortasıdır. Bu hususta bir kutsi hadiste, “ Allah bir kavme bela vereceği zaman, cami cemaatine bakar, onlara merhamet ve ihsanla nazar eder. Eğer halk camiye girip çıkıyorsa Cenabı Hak, cami cemaatinin hatırı için o belayı kaldırır” buyurmuştur. (Müslim salat 132)
Camiler ibadet hane oldukları gibi, aynı zamanda eğitim ve öğretim yerleridir. Buralarda eğiticiler, Vaizlerimiz ve İmam- Hatiplerimizdir. Camilerde yapılan vaazlar ve okunan hutbeler Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetidir. Minarelerde okunan ezanlar; imana, tevhide, namaza, maddi ve manevi kurtuluşa çağrıdır. Ezan, Sünnet-i Hüda ve İslam’ın şiarıdır. Onun için Müslümanım diyen herkes, okunan Kuran’a da, ezana da, hutbeye de ve yapılan vaaz ve nasihate de saygı göstermeli ve hepsini de sükunetle, huşu ve huzur içinde gönül hoşnutluğu ile dinlemelidir.
Yüce Allah,“ Kuran okununca susun ve dinleyin” buyuruyor. Peygamber Efendimiz de, “ Ezanı duyunca susun, müezzinin söylediklerini söyleyin, o “Eşhedü enne Muhammeden Resulüllah” derken siz – şefaat senden ya Resülallah, kurreti ayni bike ya Resulallah” deyin, o “ Hayyealesselah ve Hayyealel felah” derken siz – “Lahavle vela kuvvete illa billahil aliyyil azım”- deyin, o sabah ezanlarında “ Essalatü hayrün minennevm” derken siz- “Sadakte ve berirte” deyin buyurmuştur. Ezana iştirak etme konusu fıkıh alimlerince değişik olarak yorumlanmıştır. Hanefi ve Malikilere göre emir “vücup” içindir, yani farzdır. Şafii, Hanbeli ve Malikilerden bazı bilginlere göre de sünnettir. Ezan okununca onu dinleyin ve müezzinin söylediklerini söyleyin Peygamberi emir ister farz, ister sünnet olsun, ezanı duyan her Müslüman eğer (namaz kılmak gibi) bir mazereti yoksa müezzine iştirak etmeli, ezanın sonunda da ezan duasını okumalıdır. BU nedenlerle ezan okunurken vaaz edilmemeli, Kuran okunmamalı, selamlaşmamalı, konuşmamalı, müzik çalınmamalı ve ezana kesinlikle saygı duyulmalıdır.
(SÜRECEK)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@