25.05.2013, 00:23 230

BREZİLYA- ARJANTİN GEZİLERİM (23)

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Arjantin- Buenos Aires

(Tango gösterisi ve Tango)


Buenos Aires'teki diğer günümüzde sabah otelden çıkmak üzere iken ilginç bir olayla karşılaştık. Lobiden baktığımızda caddeyi Dikilitaş'a kadar gelen beyaz bir sis-bulut tabakası ortalığı kapladı. Ne olduğunu anlamaya çalıştık. Otel yetkililerine sorduğumuzda, liman tarafında bir konteynerde patlama olduğu, zehirli kimyasalların (cıva) bir bulut halinde kentin üstünü kapladığı söylendi. Erken saatte işine giden insanların ağzını burnunu kapattığını, bir kısmının da maske taktığını gördük. Odamıza döndük, havalandırıcıyı kapattık ve TV'den haberleri izlemeye başladık. Yetkililer bu bulut dağılıncaya kadar insanlara sokakta bulunmamalarını ve dışarı  çıkmamalarını öneriyordu. Devamlı olarak televizyondan gelişmeleri izledik. Dışarıda olmak istemediğimiz için o gece Tango gösterisine gitmeye karar verdik. Bu arada başlamış olan şiddetli yağmur havayı tümüyle değiştirdi ve toksik bulutlar dağıldı.Hava normale döndü.Bu arada da tango gösterisinin yapılacağı kulübe giderek o gece için biletimizi aldık.

Akşam yemeğini civardaki et lokantasında yedik . Arjantin etleri dünyaca meşhur . Biftekleri porsiyon olarak çok büyük. Bir porsiyon neredeyse iki kişilik .Önceden , bazı başlangıç yemekleri ile bizim puf böreği benzeri empanada denilen yarım ay şeklinde kıymalı ve soğanlı küçük börekler geldi.Bunun yanında peynirli , patatesli veya değişik malzemelerle de yapıldığını öğrendik. Bu lokantanın duvarlarının bir bölümü, sütunları fotoğrafta görüldüğü gibi Arjantin’in kırsal manzaraları ve çiftliklerini gösteren büyük panolar ile süslenmişti.

İçini dolaştığımızda, mutfağın ana giriş kısmının üzerinde çok büyük bir Güney Amerika ile Arjantin haritası ve diğer bölümlerde ise buraya yemek yemeğe gelen tanınmış kişilerin fotoğrafları vardı. Devlet başkanları, bakanlar, politikacılar, sporcular, artistler, yazarların fotoğraflarını gördük. Diğer bir duvarda ise Buenos Aires'den muhtelif manzaralar yer alıyordu. Lokantanın girişindeki özel bölümde, etler, ateşin etrafında ağır ağır dönerek ya da değişik şekillerde pişiriliyordu. Lokantada geçirdiğimiz süre zarfında, tüm masalar, yabancılar ağırlıklı olmak üzere tıklım tıklım doldu.

Yemek sonrası otelimize çok yakın bir Tango kulübüne gittik. Tango Porteno'da gösteri kesintisiz 1.5 saat sürdü. 13 kişilik orkestra eşliğinde gerek tek tek sanatçılar tango söyleyerek, gerekse gruplar, farklı tiyatro dekorları olan sahnede fotoğrafta görüldüğü gibi çok güzel gösteriler sundular.

Her bölüm için o dönemi yansıtan dekorlar hazırlanmıştı. Önce sahnede yer alan orkestra, gösterinin ilerleyen bölümlerinde sahnenin üst katına taşındı. Bu arada arka planda tangonun doğuşu, gelişmesi ve dünyaya yayılması orijinal filmler eşliğinde gösterildi. Dansçıların hızını ve özellikle müthiş bir uyumla sergiledikleri ayak hareketlerini takip etmekte zorlandık. Gösterinin bitiminde zamanın ne kadar hızlı aktığını hissettik ve çıkan herkes, bizim gibi  tekrar izleme arzusu içindeydi. Tango Porteno'nın önünde burayı hatırlamak için eşimin fotoğrafını çektim.

Bu kadar tangodan bahsedince sizi de tango hakkında aşağıda kısaca bilgilendirmeyi istiyorum.

Tango, Buenos Aires, Arjantin ve Montevideo, Uruguay kökenli bir dans ve müzik türüdür. Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır. Tango müziğinin temel çalgısı Alman icadı olan fakat ismini Arjantin Tango'su ile duyuran akordeonun akrabası bandoneon'dur. Tango sözcüğünün dilbilimde kesin bir kökeni yoktur. “TANGO” adının, Afrika tamtamlarının çıkardığı "tan-go" seslerinden, ya da Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" fiilinden türediği sanılmaktadır. Göç edenlerin,yabancı oldukları bir kıtada yaşanan, başta ekonomik ve sosyal sıkıntılar, beraberinde getirdiği hayal kırıklıkları, geleceğe ait büyük umutlar ve geçmişten getirilen kültürle, harmanlanarak Tango müziğini oluşturmaya başlamıştır. Tango, Buenos Aires’de, o dönem alt sınıf olarak adlandırılan, fakir ve en temel sosyal haklardan bile yararlanamayan, bu insanlar tarafından yaratılmıştır. Tango, alt kesime ait olması ve genelevlerde yayılması sebebiyle uzun süre ahlaka aykırı bulunmuştur.

Bu dönemden sonra, özellikle Paris’lilerin bu dansa olan ilgisi sayesinde Tango, Arjantin sosyetesinde de değer kazanmıştır. İlk kez 1917 yılında Carlos Gardel’in smokin giyerek, her türlü argo ve erotizmden uzak sözlerle tango söylemesi, müziğin üst kesimlerce değer kazanmasını hızlandırmıştır. Avrupa’nın ilk tango çılgınlığı Paris'ten sonra Londra, Berlin ve diğer başkentlere sıçradı. 1913'lerin sonlarına doğru, bu dans New York'u ve Finlandiya'yı da etkisi altına aldı.

Buenos Aires’te Tangonun üst kesimlerce de benimsenmesi ve dünyayı etkileyecek bir akım halini alması 1920 ile 1940 arasıdır. Bu dönem Tango’nun altın çağı olarak nitelendirilir. Artık Tango kendi içinde biraz daha yumuşayarak, Salon Tangosu halini almıştır.

Türkiye'de de Cumhuriyetin ilanı ile oluşan çok sesli müzik gelişimi ile, Tango sevilmiş ve yayılmıştır. Necip Celal, Fehmi Ege ve Necdet Koyutürk pek çok tango besteleyerek Tango'nun Türkiye'de sevilmesi ve yayılmasını sağlamışlardır.

Profesyonel dansçılardan oluşan Tango dans grupları da, çeşitli ülkelerde yaptıkları koreografik şovlarla Tango müziğini ve dansını daha fazla tanıtmış ve dünyaya yeniden sevdirmişlerdir.

Bir zamanların ayıplanan ve hor görülen dansı, artık günümüzde ışıltılı dans salonlarında uygulanan, nezih bir eğlence halini almıştır.

İstanbul, 24 Mayıs 2013

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@