27.08.2015, 01:22 674

BOSNA-HERSEK CUMHURİYETİ SARAYBOSNA ZİYARETİM

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Bosna- Hersek Cumhuriyeti ile ilgili seri yazılarımı takip eden bir hemşehrim telefonla beni aradı ve bana, “Hocam, bu yazıyı yazmanızın oraları ziyaret etmenizle bir ilişkisi var mı?” diye sordu.
Eski Yugoslavya ile ilişkim 1956 yıllarına geri gitmektedir. O yıllarda ilk defa yüksek tahsil için Almanya’ya giderken trenle Üsküp, Belgrad, Zagrep ve Lyublyana’dan geçtim. Tahsilim esnasında ve sonrasında 80'li yıllara kadar çok defa bu ülke topraklarından tren, otobüs ve özel arabamla geçtim.
Bu topraklardan geçerken Osmanlı İmparatorluğu döneminin izlerine rastladım. Yol boyunca bazı şehirlerin isimleri bana çok bildik geldi. Bunlardan Tuzla ismini halen hatırlıyorum. Yugoslavya’da seyahat ederken Türk kökenli olanlar yanında genellikle kendilerini Müslüman olarak tanıtan çok sayıda Boşnak ile tanıştım. Yugoslavya’da Müslüman olanların Türk olarak addedildiğini belirtmeyi de isterim. Tarihten gelen etkilerle Sırpların Türkleri ve Boşnakları pek sevmedikleri bilinmektedir.
En son defa Bosna-Hersek’e 16–17 Nisan 2008’de gerçekleştirilen 5. Dünya Su Forumu’nun bölgesel etkinlikleri çerçevesinde, “Turkey and Around” olarak tanımlanan bölge kapsamında, “İnsani ve Çevresel İhtiyaçların Karşılanması Amacıyla Su Kaynaklarının ve Su Temin Sistemlerinin Yönetimi ve Korunması” konulu 2. Bölgesel Hazırlık Toplantısı için gittim.
Bu toplantı, bana eski Yugoslavya’nın parçalanışı esnasındaki farklı etnik grupların birbirleriyle çarpışmalarını ve yeni oluşan cumhuriyetlerin durumlarını detaylı inceleme fırsatı verdi. O zamandan beri bu konuları siz okurlarımla paylaşmayı istedim.
Saraybosna sakin ve güzel bir şehir. Camilerle Kilise ve Sinagogların beraber yaşadığı bir medeniyetler kavşağı.
Osmanlı’nın Avrupa’da kurduğu ilk şehir olan Saraybosna’nın buram buram tarih kokan en önemli yeri Başçarşı.
Saraybosna’da Osmanlı döneminden kalan ve yapıları, yaşam tarzı ve yemekleri ile Anadolu’yu andıran yer fotoğrafta görülen ‘’Başçarşı ve sebil meydanı’’hakikaten görülmeye değer yerlerin başında gelmektedir.



Başçarşı özellikle 92 yılındaki Sırpların açtığı savaş sonrasında yok edilmek istenmiş ve yoğun Sırp ateşine maruz kalmış, ama yine de onca badireden sonra dimdik ayakta durmaktadır. Saraybosna'da özellikle bu bölgede herkes Türkçe konuşmakta ve etraf tarihi ve gezilmesi gereken Osmanlı mimarisi eserler ve camiler ile doludur. Çarşı içerisinde alışveriş yapılabilecek bir çok dükkan, cafe ve ünlü Boşnak böreği ve köftesini yiyebileceğiniz lokantalar bulunmaktadır. Burası adeta canlı bir tarih kokan mahalledir.
Saraybosna yeşillikler içinde bir şehir olup Miljacka nehri eteklerine kurulmuştur. Nehir boyunca iki yakayı birbirine bağlayan bir çok köprü bulunmakta ama en ünlüsü 1.dünya savaşının başlamasına neden olan fotoğrafta görülen Latin Köprüsü'dür. 1914 yılında Avusturya- Macaristan prensi Franz Ferdinand ve karısı Sophie tam bu köprü üzerinde Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmüş ve hemen akabinde 1. Dünya Savaşı başlamıştır.



Tito'nun ölümünden sonra Yugoslavya’nın birliği bozulduğundan Avrupa’nın en güçlü 4. ordusunun tüm teknik donanımına el koyan Sırplar, bölgede yaşayan diğer gruplara baskı uyguladılar. Irkçı Sırp lider Miloseviç ve yardımcısı Karadziç, bu baskıyı soykırıma kadar götürdüler. Miloseviç’in harp makinası ordusu Saraybosna’nın etrafını çeviren dağları abluka altına alarak, şehire kuş uçurtmadılar. Amaç şehri açlığa mahkum ederek teslim almaktı. Tek giriş yeri Saraybosna Havaalanı’nın öbür tarafındaki özgür Boşnak Bölgesi idi.Sırplar oraya geçişi sniper denilen keskin nişancılar kullanarak engelliyorlardı ve Havaalanına uçak indirmiyorlardı. Kısacası bir tarafta tam techizatlı ırkçı bir ordu, diğer tarafta sadece av tüfekleri olan, bir lokma ekmeğe hasret, hapsedilmiş bir şehir bulunuyordu. Şehre yardım gitmiyordu.
Şehir tam açlıktan düşmek üzereyken hemen havaalanının yanında bulunan Şida Kolar ailesinin evlerinin içinden başlayan bir tünel kazılarak havaalanın altından geçilmek suretiyle karşı taraftaki özgür Boşnak bölgesine geçilmesi sağlanıyor ve bu sayede Saraybosna’nın kaderi değişiyordu.
O yıllarda Saraybosna'ya giden Başbakan Tansu Çiller'in tehlike altında havaalanından bu tünelden geçerek özgür Boşnak bölgesine gidişi ile ilgili televizyon yayınını halen hatırlıyorum.
Bugün anlattığım ve fotoğrafta görülen “Tünel” bir müze olarak ziyaret edilebilmektedir.



Tüm bu acımasız çarpışmaların izleri fotoğrafta görülmektedir.



Bu gezimde Balkanlara ve bilhassa Boşnaklara yakın ilgi göstermemiz gerektiğini bir defa daha tespit ettim.
Eğer yolunuz Saraybosna’ya düşerse anlattıklarım dışında Gazi Hüsrev Bey Camisi’ni, Saat Kulesini, Katedrali, İzzet Aliyev Begoviç’in Türbesini ve 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olan suikastin yapıldığı yerdeki müzeyi görebilirsiniz.
İstanbul, 26 Ağustos 2015
Kaynaklar
- ww.halukuygur.com/pdf/geziyazilarim
- http://www.yaylalife.com/link/bosnahersek-saraybosna-gezilecek-yerler.htm

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@