Atalarımız Selçuklular Anadolu’ya geldiklerinde Anadolu’da Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Araplar vardı. Malazgirt savaşından sonra Anadolu’da fetihlerini sürdüren Türkler, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru 

I. Manuel Komnenos arasında, 1176 yılında Denizli Çivril Düzbel geçidi civarında  Miryokefalon'da yapılan savaşta galip gelerek Anadolu’ya tamamen hakim oldular.

Bugüne kadar, Anadolu’da kurulmuş tarihi bilinen 42. devlet Türkiye Cumhuriyetidir.

Tarihte “Uygarlıklar Beşiği” olarak bilinen Anadolu’da bin yıl yaşamış olan benim sevgili halkım nasıl bu kadar cahil kalmış bunu hiç anlayamıyorum.

Anadolu’da bizimle beraber bin yıl yaşamış diğer bütün uluslar dünya sahnesinde hatırı sayılır bir uygarlık düzeyine ulaştıkları halde bizlerin toplum olarak geride  kalmamızı bir türlü içime sindiremiyorum.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy milli cehaletimizi şöyle özetlemiş.

Felâketin başı hiç şüphe yok cehaletimiz,

Bu derde çare bulunmaz, ne olsa, mektepsiz,

Ne Kürd elifbeyi sökmüş ne Türk okur ne Arap,

Ne Çerkes’in, ne Laz’ın var bakın elinde kitap…

Pakistan’lı şair ve filozof Muhammet İkbal’in (1877-1938)

“BATI DÜNYAYI GÖRDÜ TANRI’YI UNUTTU,

DOĞU TANRI’YI GÖRDÜ DÜNYAYI UNUTTU” tespitini çok isabetli bulurum.

Batı okuyarak, yazarak, düşünerek, sorgulayarak Rönesans, Reform ve aydınlanma devrimi yaptı ve dünyaya egemen oldu.

Doğu okumayarak, yazmayarak, düşünmeyerek, sorgulamayarak ve çalışmayarak

Dünya egemeninin işçisi oldu.

Her gün ülkemizde yaşanan kadın cinayetleri yüreğimi yakıyor. Yıllardır, sabah akşam her televizyon kanalında gösterilen aptal dizilerde cinselliğin mağara dönemi sergileniyor.  Bu yüzden Türkiye’de seyirci rekoru kırarak izlenen “Recep İvedik” filmlerine hiç şaşırmıyorum.

Sadede gelelim. Hiç ama hiç okumuyoruz sevgili okurlar!

Okumadığımız için ne ülkemizi ne de dünyayı tanımıyoruz. Tanımadığımız için de;

Bir zamanlar ben de Süleyman idim, / Kurda, kuşa, dağa hükümran idim,

Sanmayın Sultan Süleyman idim,  / Tersaneden körükçü Süleyman idim…

Misâli, okumadan, yazmadan, sormadan, sorgulamadan yaşayıp duruyoruz.

21 Mart “Dünya Şiir “ gününde moralinizi bozdum ama kusura bakmayın.

Ara sıra bunları birilerinin yazması, hatırlatması ve sorgulaması gerekiyor.

Dünya şiir gününe Yunus Emre üstadın çok sevdiğim şu sözleriyle başlayalım. 

Biz dünyadan gider olduk , / Kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua , / Kılanlara selam olsun.

Derviş Yunus söyler sözü, / Yaş dolmuştur iki gözü,
Bilmeyenler bilsin bizi, / Bilenlere selam olsun…(Yunus Emre)

Ben de haddim olmayarak şu dörtlüğümle dünya şiir gününe katılıyorum.

Şiir Tanrı dilidir ibadettir insana, / Şiir sevgi selidir saadettir insana,

İlâhi bestedir şiir insan makamında, / Aşıktır, sevgilidir, zarafettir insana…

Mehmet Özata  

Üzülme; / Dert etme can, / Görebiliyorsan, / Dokunabiliyorsan,

Nefes alabiliyorsan, / Yürüyebiliyorsan, / Ne mutlu sana, / Elinde olmayanı,  Söyleme bana.. / Elinde olanlardan bahset… (Mevlana)

Dünya çapında ünlenmiş halk ozanımız Aşık Veysel’i de şu güzel dörtlüğüyle analım.

Aslıma karışıp toprak olunca, / Çiçek olup mezarımı süslerim,

Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar, / Gökyüzünde dalgalanır seslerim…

22 Mart 2017 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol