Şunu iyi bilir ve sürekli söylerim.

‘Dil, bütün saçmalıkların ve kötülüklerin anasıdır.

Dil, kendinize dostlar edinebilmenin bir yolu iken binlerce düşman yaratmanızın da bir yoludur.

Diliniz ile anlattığınıza inandığınız birçok şeyi aslında anlatamadığınızın kanıtıdır dil.

Dil, bir alışkanlıklar bütünüdür. Alışkanlıklarınızın, duymak istediklerinizin berbat bir hikâyesidir.’

Sungurlu İlçe Özel İdare Müdürü Erol Erkoç’un kendi sosyal medya hesabından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP’lilere hakaret içerikli paylaşımlarda bulunması ve akabinde haberin yaygın basında yayınlamasıyla birlikte Erkoç’un paylaşımları ülke genelinde tepki gördü.

Elbette Erol Erkoç, tombaladan çıkmadı.

Bu ülke sadece Erol Erkoç gibilerin bürokraside, siyasette level düşürmesini, artık yadırgamıyor. Tersine siyasi ahlakın düşmesi birilerine iyi geliyor, prim yapıyor. Yapanlar da, yaptıklarıyla yüzleşmeyi bile reddediyor.

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felakettir bu.

Oysa insan yalnızca kendini temsil etmez; ait olduğu insan türünü, mensubu olduğu toplumu, inandığı dini, içine doğduğu ailesini temsil eder. Yani siz sadece kendiniz değilsiniz. Aslında bağınız olduğunuz her şeysiniz.

Türkiye’nin bu durumu parlayan atlara benziyor. Parlayan atların gözüne kapkara bir perde iner, hiçbir şey görmezler, şuursuzca koşarken, önlerine ne çıkarsa ezip geçerler. Şansları varsa, yüksek bir çepere veya bir taş yığınına çarpmazlar. Sonları ölüm veya sakatlanmadır.

Erol Erkoç’u anlayabiliyorum, elindeki baltaya sap olmak istiyor.

Lakin, Erkoçlar gibilerini koruyup kollayanların, onların doğup büyüdüğü toprağa gübre döken aktörlerin hiç mi dahli yok?

Ben dünyayı utanç duygusunun kurtaracağını düşünürdüm ama bilinçli olarak utanç duygusunu, vicdanı hayatından ayıklamış çok insan var. Kendilerine kazanç kaybettirdiğini fark ettikleri için yapmışlar bunu. Oysa insanı insan yapan vicdanı ve utanma duygusudur.

Hal böyleyken…

Problemi onu yaratanlarla çözemezsiniz"

Bunun için gerekli "Değişim"in önündeki en büyük engel ise; bu konudaki iyi niyetli bütün çabaları boşa çıkaracak kabullenmesi imkansız bir inatla ortaya konulan "Dediğim dedik, çaldığım düdük" anlayışıdır.

Neyse ki, bu anlayışı ortaya koyan "kafa" bile değişimi mevcut konjonktürden yararlanarak belki bir an için duraksatır ya da bir süre için geciktirir ama asla engelleyemez.

Nuh tufanı, kutsal kitaplara göre, yaradan kötü insanları yok etmek için tufan getirmeye karar verir. Ama önce iyi insanların ve hayvanların hayatta kalması için Nuh peygambere gemi yapmasını söyler.

Tufan sonrası kötü insanlar ölür, gemiye alınan iyi insanlar hayatta kalır.

Nuh tufanı nasıl bir tufandı bilemeyiz ama, Nuh’a haber salın gelsin bizdeki tufanı görsün.

Hissedilmiş olan neyse, yaşanmış olan da odur.

62 olan Tavşan, tekaüt olan Acem Aşiran…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol