08.01.2015, 00:16 869

BERLİN’DE YARGIÇLAR VAR...

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Yıl 1750.
Alman Kralı II. Frederick’in yolu, Potsdam'a düşüyor.
Çok beğeniyor Potsdam’ı; “Bana buraya bir saray yapın, yeri de şura olsun!…" diyor.
* * *
Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar; Kral'ın beğendiği yerde bir değirmen var.
Kapıyı çalıyorlar, yaşlı bir değirmenci açıyor kapıyı.
-Buyurun?
-Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğenmiş, satın alacak. Kaç para?
“Satmıyorum ki” diyor köylü, “Ne parası?”
Adamlar şaşkın; “Saçmalama be adam!” diyorlar; “Beğenen kişi bir Kral, satın almak isteyen de…”
Köylü kendinden emin, umursamaz bir biçimde;”Kimse kim!” diyor. “Burası benim tapulu malım. Ben satmadıktan sonra kimse alamaz burayı.”
* * *
Adamlar çaresiz geriye dönüyor.
Kral'a diyorlar ki; “Efendim beğendiğiniz yerde bir değirmenci var. Adam zır deli. Satmıyorum diyor, başka bir şey demiyor.”
II. Frederick, alı al, moru mor; “Getirin bakalım şu adamı bana!” diyor.
Yaka paça, huzura çıkarılıyor Değirmenci.
II. Frederick; “Bayım siz yanlış anladınız herhalde; ben malınızı gasp etmiyorum, satın almak istiyorum. Kaç para?” diyor.
“Yoo yanlış anlamadım…” diyor ihtiyar değirmenci; “Adamların da aynen böyle söyledi. Satmıyorum!”
Kral, şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemeden bir süre ihtiyara bakıyor.
“İnat etme be adam!” diyor; “Ederi neyse, fazlasını vereceğim…”
İhtiyar değirmenci; “Sen koskoca bir kralsın, paran çok. Git Almanya'nın başka yerlerine saray yap. Benden önce babam işletiyordu o değirmeni. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!”
* * *
II. Frederick, hışımla ayağa fırlıyor; “Unutma ki ben Kralım!” diye kükrüyor.
İhtiyar değirmenci hâlâ kendinden emin, alaycı alaycı gülümsüyor.
Diyor ki, “ Asıl sen unutma ki, Berlin'de yargıçlar var! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar, kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Çıkarsa, orada oturamaz…”
… …
Sonra da ardına bakmadan vakur bir biçimde ayrılıyor Kral’ın huzurundan.
Ne mi oluyor sonunda?
Kral II. Frederick, krallığına rağmen, satın alamıyor Değirmencinin arazisini.
O arazinin yanı başındaki araziyi satın alıp, oraya yapıyor sarayını.
* * *
Bugün bütün gelişmiş ülkelerin hukuk fakültelerinde, "Berlin'de yargıçlar var!" başlığı altında, bu öykücük, ders olarak anlatılır.
O gün bugün, Potsdam'daki Sansosi Sarayı ile o değirmen yan yanadır.
Kral ve değirmenci, adaletle komşu olmuştur.
II. Frederick, sabahları arka bahçeye çıktığı zaman, değirmenci seslenir ona; “Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?”
* * *
Kral II. Frederick de bu olayı şöyle anlatır.
“Adalet, her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi…”
* * *
31 Aralık 1917.
Berlin'de bir otelde, yılbaşı kutlamaları yapılacak.
Osmanlı heyeti de var orada.
Aralarından biri, bu öykücüğü anlatıyor.
Diyor ki; “Potsdam buraya çok yakın. Hadi hep birlikte, adaletin simgesi olan o değirmeni ve sarayı görmeye gidelim…”
Kimse icabet etmiyor bu çağrıya.
Sadece bu öyküyü anlatan kişi, tek başına kalkıp gidiyor.
Herkes yılbaşı kutlarken, sadece o gidip, adaletin simgesini izliyor uzun uzun.
Kim mi o kişi?
Mustafa Kemal Atatürk...
* * *
Buradan şuraya geleceğim.
Dillerimize pelesenk oldu; yerli yersiz “hukuk olacak, hukukun üstünlüğü olacak…” deyip, duruyoruz ya; yanlış dillendiriyoruz, beyinlerimizin kıvrımlarında oluşan o düşünceyi.
Evet, doğru; hukuk olacak da hukuktan önce hukukçu olacak.
Adam gibi yargıç olacak…
Yoksa, hukuk mukuk hikaye…
Berlin’deki gibi yargıçlar olacak…
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
13°
açık
banner303
banner364
Namaz Vakti 23 Eylül 2020
İmsak 04:57
Güneş 06:22
Öğle 12:38
İkindi 16:02
Akşam 18:43
Yatsı 20:02

Gelişmelerden Haberdar Olun

@