Ankara’da 1956-2007 yılları arasında tam 41 yıl yaşadım. “Tepeden aşağıya” bakmayı öğrenmiştim. Bir şeyler de biliyordum.

2007 yılında doğduğum köye dönüp yerleştim. Bu kez “tabandan yukarıya” bakmayı öğrendim. Tabanda bulunmanın bir hareket noktası var idi. “Ben” ve “Sen” sözcükleri başa güreşiyordu.

Bir kütüphanede “rehber öğretmen” olduğum için (Çampınar-Prof. Bahri Savcı Kütüphanesi) hemşehrilerimin sohbetlerde en çok BEN ve SEN sözcüklerinin tutsağı olduklarını gördüm. Bu kez, yerel gazeteler köşe yazılarıma bu iki sözcüğü aldım.

BEN hakkında bilgiler:

Ben sözcüğü, dilbilgisi açısından bir zamirdir. Tekil birinci kişi için kullanılır. Birazcık bencillik vardır, öne çıkmaya yer alır.

Felsefe açısından; bilinçli davranmayı bilen ve kendisini başkalarından ayırmaya çalışan sözcük oluverir.

SEN hakkında bilgiler:

Sen sözcüğü de bir zamirdir. Tekil ikinci kişiyi bildirir. Bir yerde, karşısındakini kendinden bir parça olarak kabul edememektir. Daha doğrusu kendine değer vermektir. Kendisini sevdiği gibi karşısındakini aynı düzeyde sevememektir.

İşte BEN-SEN sözcüğü; 2019 yılının 5 ve 6. aylarında toplumumuzda en çok geçen sözcükler arasına girmiştir. Kişiler yani bireyler bu iki sözcüğün nerede ise tutsağı olmaya başlamışlardır. Tutsaklık ise toplumlarda sevilmeyen bir sözcüktür. Sevilmeyen bu iki sözcüğü sevilir duruma getirmek de bizlerin elindedir. Nasıl?

-Biz ve söz gibi.

Yaşamınızda biz ve size çok yer verebilirseniz, sizi sevenler çoğalır da çoğalır!

Söylemesi bizden, denemesiz sizlerden olsun. Sevgilerimle!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol