14.08.2015, 00:59 2766

BEKARLARI EVLENDİRİN

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yazımızın başlığı yüce Allah’ın bir emridir. Nur suresinin 32. ayetinde, “ İçinizden bekar olanları, köle ve cariyelerinizden de durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah lütfü geniş olandır” buyrulmuştur. Onun için İslam dini, maddi ve manevi durumu evlenmeye elverişli olan bekarların, meşru nikahla evlenerek, aile olmalarına ve yuva kurmalarına büyük önem vermiştir.
Sevgili Peygamberimiz de gençlere hitaben; “ Ey gençler! Sizden evlenmeye gücü yetenler evlensinler. Çünkü evlilik; gözü harama bakmaktan, iffet ve namusu da harama düşmekten daha çok korur. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun, çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardır” buyurmuştur.
Evlenmek Allah’ın (c.c.) emri Peygamber’in tavsiyesi ve Enbiyanın sünnetidir. Onun için bir kıza dünür gidenler, yani kız istemeye gidenler, kızı babasından isterken; “ Allah’ın emri, Peygamberin kavli ve mezhep imamımızın da içtihadı ile kızınız falanı, oğlumuz falana istiyoruz” diyerek söze başlarlar. Evlenmek kişinin maddi ve manevi durumuna göre farz, vacip, veya sünnettir. Mümin bir kimse, eğer her türlü maddi imkanı var ve zina etme ihtimali de muhakkaksa, o zaman evlenmek o kişiye farz, eğer zina etme ihtimali varsa o zaman evlenmesi vacip, zina etme ihtimali yoksa o zaman da evlenmesi sünnettir.
Evinde veya emrinin altında olan gençlerin evlenmelerine yardımcı olmak, onların büyük günahlardan olan zina yollarına sapmalarını bir anlamda önlemek olduğu için, çok sevaptır. Bekarları evlendirmek, Allah’ın emrini tutmak, iyi ve hayırlı bir iş yapmış olmak ve hem de Allah’ın rızasını kazanarak, Onun koruması altına girmek demektir. O halde zamanı gelince gençleri evlendirmek, kızımızı veya evlendirmeye yetkili olduğumuz bir kadını bizden istedikleri zaman, dininden ve namusundan emin olduğumuz kimseye hemen vermek lazım. Yolu yokuşa sürmemek, işi zorlaştırmamak, bil hassa kolaylaştırarak gençlerin evlenmelerine yardımcı olmak gerekir.
Konu ile ilgili olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde; “ Size dininden ve namusundan emin olduğunuz birisi geldiği zaman, onunla emrinizde bulunan kızı veya kadını evlendirin. Bunu yapmadığınız takdirde yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur.” Buyurmuştur. Başka bir gadislerinde de , “Sadece Allah rızası için evlenen ve evlendiren, Allah’ın velayetine (yani korumasına) layık olur” demektedir.
Toplumda zina; neslin bozulmasına, eşlerin ayrılmasına, çocukların annesiz veya babasız kalmasına ve birçok öldürme olaylarına neden olmaktadır. Dini ifsat eden de insanın tenasül uzvu ve karnıdır. Yani bir anlamda bekarlık zina, zina da fitne, fesat, kargaşa ve huzursuzluk sebebidir. Nikah yani evlenmek ise, toplumda fitne, fesat, kargaşa ve huzursuzluk çıkmaması için teşvik edilmiştir.
Nikah, yani evlenmek Allah (c.c.) Teala hazretlerinin emri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in tavsiyesi ve Enbiyanın da sünnetidir dedik. Yüce Allah Nisa suresini 3. ayetinde temiz ve namuslu hanımlarla nikahlanmayı emretmiş, Rad suresinin 38. Ayetinde de Peygamberlere eş ve çocuklar verdiğini bildirmiştir. Peygamber (s.a.v.) de; “ Nikah benim sünnetimdir, kim ona itibar etmezse benden değildir”, “ Nikah benim sünnetimdir, kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz, çoğalınız, zira ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla, diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim” , “Fakirlik korkusundan evlenmeyi terk eden bizden değildir” ve “ Bekarın 82 rekat namazına, evlini iki rekat namazı denktir” buyurmuştur.
“Sünnetimi ihya eden beni sevmiş olur”, “ Ümmetimin fesadı anında sünnetime uyana, Allah yüz şehit sevabı verir” buyuran Efendimizin sahabeleri, nikahın ehemmiyetini bildikleri için evlenip aile olmaya ve yuva kurmaya özen göstermişlerdir, evlenmek istemiş veya evlenmeyi tavsiye etmişlerdir.
Mesela; bu konuda İnbni Abbas (r.a.) yanında çalışanlarına “ Evlenmek istiyorsanız evlenin, çünkü kul zina ettiği zaman imanı çıkar gider”, İbni Mesut (r.a.) “ Sadece on gün ömrümün kaldığını bilsem yine evlenirim, huzura nikahsız olarak gitmek istemem” ve Muaz İbni Cebel (r.a.) ise kendisi vebalıydı, hanımları öldü, “ Beni evlendirin, huzura nikahsız çıkmak istemiyorum” demişlerdir.
Din, insanın dünya ve ahrette mutlu olması için gerekli İlahi emir ve yasakları koymuş, yeterli prensipleri vaz etmiştir. Önemli olan kişinin bu emirleri yerine getirmesi, yasaklardan sakınması ve bu prensiplere uygun yaşaması, yani dindar olmasıdır. Kişinin dini hayatını gerektiği gibi yaşamasına, evlenmenin büyük katkısı vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.), “ Evlenen bir kimse dininin yarısını korumuş olur. Artık dinin diğer yarısı için de Allah’tan korksun” buyurmuştur.
İnsanın fıtratı icabı; bir eşe, sıcak bir yuvaya ve çocuk sahibi olmaya ihtiyacı vardır. Yaratan bu ihtiyaçları karşılamak için; eşler yaratmış, kadınla erkeğin meşru nikahla evlenerek aile ve yuva kurmasını emretmiş ve neslin devamı için de çocuklar vermiştir. Bütün bunlar aynı zamanda Allah’ın varlığının delili olmuştur. Nitekim Kerim kitabımızda Yüce Mevla; “ Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (Erkekli dişili) iki eş yarattık.” (Zariyat, 51), “ Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir.” (Araf, 189), “ Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet vermesi de Onun ( Varlığının ve kudretinin) delillerindendir. ( Rum 21) buyurmaktadır.
Dinimiz İslam, ailenin sağlıklı bir şekilde kurulmasını ve mutlu bir şekilde yaşamasını temin etmek için, gerekli tedbirleri de almıştır.
Mesela; evlenmeyi teşvik etmiş, evlenmenin şeklini şartlarını ve maddi külfetini kolaylaştırmış, istikrarlı huzurlu ve mutlu bir aile hayatı için gerekli hukuki ve ahlaki tedbirleri almış, çocukların gelişim eğitim ve geleceğinden aileyi sorumlu tutmuştur.
Ayrıca; ailenin bir okul, bir ibadethane, sıcak ve nurlu bir yuva ve bir sosyal ilişkiler birimi olabilmesi için de, öncelikle eşler arasında karşılıklı, sevgi saygı şefkat ve merhamet duygularının bulunmasını istemiştir.
Cemiyet içindeki en küçük topluluk ailedir. Aile milletin çekirdeği, devletin de temelidir. Binada temel ne ise, devlette de aile odur. Temel sağlamsa binanın sağlam olacağı gibi, aile sağlamsa devlet de sağlam olur. Temeli sağlam olmayan binanın yıkılacağı gibi, sağlam bir aile yapısına sahip olmayan devlet de zamanla dağılır, yok olur gider.
Aile yuvası nikah akdi ile başlar, evlikle fiilen meydana gelir. Aileye önem vermeyen milletler huzuru tadamaz ve mutlu olamazlar. Onun için evlenme işini türlü yollarla ve uzun merasimlerle, israf ve gösterişle, başlık parası, lüzumundan fazla altın ve aşırı ev eşyası ile zorlaştırmak doğru değildir
Durumu müsait olan gençleri evlendirmemek ve evlenmelerini çeşitli yollarla zorlaştırmak, Allah’ın emrine ve Peygamberin sünnetine uygun hareket etmemek demektir. Hem de evlenmeyi şu veya bu şekil de zorlaştırmak; toplumda müzmin bekarların çoğalmasına, boşanmalara, çocukların annesiz veya babasız kalmalarına, kız kaçırmalara, kız çocuklarının onurunun kırılmasına, ölmelere, öldürmelere, aile ve akrabaların ayrılık ve düşmanlıklarına sebep olmak demektir. Hakikaten bu da, büyük bir vebale ve günaha ortak olmaktır.
Meşru nikahla evlenip aile yuvası kurarken de; nişan, nikah ve düğün aşamalarında yapılacak her işin, Allah’ın(c.c.)) emrine ve Peygamberin (s.a.v.) de sünnetine uygun olarak yapılmasına özen gösterilmelidir. Düğünden önce nişanlanan gençlerin, güya birbirine yaklaşmalarının haramlığını önlemek için dini nikah kıyıldığına şahit oluyoruz. Dinen hiç bir kıymeti harbiyesi olmayan bu nikahın, nişanlıların ayrılmalarında bir takım olumsuzluklara sebep olduğu da görülüyor. Bazen de
bu nikaha istinaden düğünden önce evli hayatı yaşayarak, düğün yapmadan ayrılanlar oluyor. Bütün bunlar; kız ve erkek tarafının küsüşmelerine, ayrılmalarına, hatta düşmanlıklarına hatta ve hatta ölme ve öldürmelere neden olduğu da bilinen bir gerçektir..
Bazı düğünlerde ise; İslam’a ve Müslüman’a hiç yakışmayan birtakım gayri meşru işler sergilenmektedir. Kadınlarla erkeklerin beraberce Müslüman’a hiç yakışmayan oyundan öte çılgınlıklarla, İslami olmayan giyinmelerle, verilen gayri meşru görüntülerle, adabı muaşerete uymayan her türlü hareket ve davranışlarla, içkili masalar donatmakla, davetlilerin günah işlemelerine çanak tutmakla, haşa Allah’ı, Peygamberi ve ahrette hesaba çekilmeyi unutturucu diğer bir çok eylem ve tavırlarla Allah’a isyan edilmektedir. Bunları yapmak veya yapılmasına göz yumak ve yardımcı olmak, Allah’a en büyük isyandır. Ben Müslümanım diyen kişi; ne çocuğunun, ne dünürünün, ne misafirlerin, ne İslam’a uygun olmayan örf adet ve geleneğin hatırına, Allah’a isyan etmez, ettirmez ve edilmesine göz yummayarak engel olur. Zaten Allah’a itaat olanı emretmek, Allah’a isyan olana da, eliyle, diliyle veya gönlüyle engel olmak her Müslümanın başta gelen vazifesidir, görevidir.
Sonuç olarak; kişinin dini hayatını düzgünce yaşamasına, aile yuvasının sağlıklı bir şekilde kurulup, huzurlu bir şekilde yaşamasına ve toplumun huzur ve güvenine katkısı olan evlenme ve evlendirme olayına herkes elinden gelen katkıyı sağlamalıdır. Bekar olanların evlenip yuva kurmalarına katkıda bulunarak Allah’ın rızasına talip olunmalıdır. Haramdan sakınmak için evlene ve evlendirenin Allah’ın koruması altında olacağı da unutulmamalıdır. Allah cümlemizi kendi koruması altında olanlardan eylesin. AMİN.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@