1-ÇORUM’LU ŞAİRLER (ABDULLAR ERCAN)

Habbeza insanlığa âlemde bir kandır Çorum, (Habbeza= Ünlü, güzel)

Mevkii dilkeş ve rânâ yurd-ı insandır Çorum,(Dilkeş=Gönül çeken, rânâ=güzel)

Kâmil insan hem münevverâna olmuştur makar, (Makar=Başşehir, karargâh)

Tarihe baksan serâpa dar-ül irfandır Çorum…(Osmancık’lı şair Abdülkadir Uslu)

(Meşhur Osmancık’lı şair Aşık Kadriya, insanlık kaynağı, olgun ve aydın insanlar yurdu, ilim, irfan ocağı diye övüyor, ululuyor Çorum’u)

Rahmetli Abdullah Ercan bu kitapta 14.yüzyıldan bu yana Çorum’da yetişmiş ve Türk edebiyat tarihine damgasını vurmuş şairlerimizi ve şiirlerini bir araya getirmiş.

Yıllarca Çorum’da avukatlık yapan Abdullah Ercan, 1961 Anayasasını hazırlayan kurucu mecliste Çorum’u temsil etmiştir.

1977 yılında Çorum’dan Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçildi.

Abdullah Ercan kitabın önsözünde, “Çorum kültürünün önemli bir dalını içeren bu çalışmaya Belediye adına sahip çıkan, bizi yayına özendiren ve yayın işini üstlenen eski belediye başkanımız Turhan Kılıçcıoğlu’na teşekkür ederim.” diyor.

2-% 100 DÜŞÜNCE GÜCÜ (JACK ENSİNG ADDİNGTON)

Bu müthiş kitabı dört defa okudum ve en az 30 arkadaşıma hediye ettim.

Evrenin en büyük gücü düşünce gücümüzdür. Yaşamımızı yöneten şey aslında düşünce biçimimizdir. Düşünme biçimimiz bizi başarıdan başarıya ya da tam bir başarısızlığa götürebilir; size sevgi ve mutluluk ya da yalnızlık ve sefil bir yaşam verebilir.

İnsanın aklı Tanrı’nın ağzıdır. İnsan şans rüzgârlarıyla bir o yana bir bu yana savrulan bir kader mahkûmu olmak zorunda değildir. İnsanlar evrensel zekânın düzenli planı doğrultusunda hayatını düzenleyebilir.

Yazar, “İş hayatımda faal bir avukat olarak en azından yirmi bin sorunlu insanla görüştüm. Hepsi de kendi sorununun benzersiz olduğunu düşünüyordu ama, benim gözümde hepsinin derdi aynıydı.”

Her şey düşüncede başlar. Kişinin bilinçli olarak düşündüğü her şey bilinçaltını etkiler ve bu düşünce içerdiği arzu ve güce göre gerçekleşir.

3-YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN FELSEFE ( RICHARD OSBORNE)

Neden felsefe bazılarına baş ağrısı verir, bazılarının kafasını karıştırır ve bazılarına yıkıcı ve tehlikeli olarak görünür.

Kafanız karıştı değil mi? Peki nedir acaba felsefe?

Bertrand Russel, “ Felsefe bilim ile teoloji arasında olan ve her iki taraftan saldırıya uğrayan bir hiç kimsenin ülkesidir.” diyerek kafamızı daha da karıştırıyor.

Felsefeyi başlatma konusunda birini suçlamanız gerekiyorsa, “Dünyanın ilk maddesi sudur” diyen Thales’i seçebilirsiniz.

Antik dönemde Yunan’lıların sorduğu sorulardan, yola çıkan bu rehber kitap, hayatı sorgulayan sorulara çağlar boyunca verilen yanıtların izini sürerek Batı felsefesinin son 2500 yıl içindeki gelişimini özetliyor. Thales gibi, Yunan’lıları başkalarından ayıran şey, onların ilkin Tanrı’yı düşünmeksizin bilim ve büyüyü ayırmaya çalışmış olmaları ve dünya hakkında düşünmeye cesaret etmeleridir.

4-ŞEYH BEDRETTİN (MEHMET ALİ ŞENTÜRK)

Antalya lisesinde (1977) bir kız öğrencim, tarih dersinde, “Hocam bize Şeyh Bedrettin’den bahseder misiniz?” dedi. Ben de Şeyh Bedrettin’in meşhur “ Yarin yanağından gayri her şey ortaktır.” sözüyle dersi kaynatacaklar düşüncesiyle Şeyh Bedrettin hakkında fazla bir bilgim yok kızım” dedim. Öğrenci, “Bir tarih öğretmeni olarak bilmeniz gerekir ” deyince çok utanmıştım.

Ertesi gün Şeyh Bedrettin kitabını alarak bir günde okudum ve öğrencilerimi bilgilendirdim.

Bu kitapta, modern komünizmin temel dinamiklerini altı asır evvel belirleyen Şeyh Bedrettin ile Osmanlı İmparatorluğunu, Ankara savaşı yenilgisinden sonra yeniden cihan devleti kurma gayretindeki Sultan Çelebi Mehmet Han’ın destansı öyküsü anlatılır.

Çelebi’nin baş kadıaskeri olan Şeyh Bedrettin, Kuran’ı noksansız yazacak ve ondaki tek bir meseleyi dâhi karanlıkta bırakmadan tefsir edecek kadar büyük bir alimdi.

Kendisi resmen ilme vakfedilmiş bir ömrün ete kemiğe bürünmüş abidesiydi.

Çelebi Mehmet’e yardımcıları Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa ile beraber isyan etti ve yenildi. Devlet adamlarının kendisine, Çelebi Mehmet’den bağışlanması için af istemesi ricalarını geri çevirdi. Çelebi Mehmet böylesine ilim, irfan ve hikmet sahibi Şeyh Bedrettin’in asılmasına karşıydı ama kendisini çekemeyen Osmanlı ulemasının İdamına karar vermesi karşısında çaresiz kaldı.

Şeyh Bedrettin Serez çarşısında asılmaya giderken, Çelebi Mehmet üzüntüyle “Üstadım benziniz sararmış” sözüne “Güneş de batarken sararır Sultanım “diyerek cevap vermesi yürekleri sızlatmıştır.

14 Ağustos 2019

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol