Lokantacı ağlıyor,
Kuruyemişçi de öyle.
Konfeksiyoncu;
Giden yıldan kalanları satmama bağlı yeni yılda yeni malın gelmesi diyor.
Sarraf;
Zaten bir şey satamıyor eskisi gibi,
Satsa da-alsa da gözü sürekli değişen altın fiyatlarında… Ne aldığından keyfi var, ne sattığından.
Her taraf pastacı,
Börekçi,
Çiğköfteci,
Tatlıcı-mantıcı oldu.
Vergiden geçtik,
Evini geçindirebiliyorlarsa ne mutlu esnafa…
Berber-kuaför, güzellik salonları, internet kafeler,  lüzum hasıl olmadıkça ziyaret dışında tutulan yerler oldu artık
Birkaç yıl önce, yüz milyarlarca lira istenilen müteahhit evleri, her türlü reklama rağmen alıcı bulamıyor.
Dolayısıyla  emlakçılar da perişan, müteahhitler de…
Bakkal,
Ekmek satmasa dükkân açmaya bile gitmeyecek nerdeyse
Esnaf diyor ki,
Rüzgâr üfürse piyasaya,
Esnafa fırtına olarak temas eder,
Şu an fırtınayı geçtik resmen kasırga değiyor onlara kasırga!
Dememiz o ki,
İş yok piyasalarda ülkenin içinde bulunduğu durumdan ötürü
Esnaf;
Satsam alamıyorum, alsam satamıyorum diyor.
İşçi;
Alın terimin ederi değil kazandığım.
Memur;
Yükselen alım gücü ile birlikte geçen senelerden daha kötü durumdayım,
Taşeron işçisi;
Hani kölelik kalkmıştı diyor!
Köylü;
Tıpkı ben gibi “Kadıköylü” oldu, süper marketten yumurta satın alıyor!
Terör;
Kanıksadık artık!
Günde beş on şehidin gelmesine alıştık-alıştırıldık, rakam, tek haneli olursa duymazlıktan geliyormuşuz gibi yapıyoruz!
İktidarın dümen suyuna yelken açmışlar bile tuhaflaştı, öksürmeye korkuyorlar nerdeyse, bir yerlerden bir şekilde dün Feto’yu övdüğümüz kasetler piyasaya serilecek diye.
Ama önemli mi hükümet için?
Şükür,
Başkanlık sistemi geldiğinde hiç kimsenin hiçbir derdi kalmayacak, İsviçre’ye bile tepeden bakar olacağız!
Her gününüz güzel olsun.