11.10.2014, 00:29 392

BAKMAK ve GÖRMEK ÜZERİNE

Salim SAVCI

Salim SAVCI

İnsanoğlu doğar. Gözleri açılır. Yaşadığı ortamda gözleri bir şeye ya da bir konu üzerine çevrilir. İnsanoğlu o şeye bakmış olur. Kabaca yüzeysel bir şeyler görmüş olur. Bir süre sonra; beyinin sahip olduğu akıl, o insana ‘’GÖRMEK’’ mastarını öğretir.
Bakmakta yüzeysellik vardır. Görmek ise şu nitelikleri içerir:
-Görmek; bir şeyin varlığını göz ile algılamaktır.
- Görmek; bakılan şeyi anlamayı sağlar.
-Görmek işlevinde karşılaştırmaya girmek vardır.
-Gören kişi; o şeye tanık olur.
-Görmek işlevinde neler olabileceğini sezme vardır.
-Gören insan; yararlı olanı seçebilir.
-Gözetlemek de görmenin anlamlı bir türüdür.
Demek oluyor ki, bakmak eyleminde bakılan şey üzerine bir çevrilme vardır. Görmekte ise derinlemesine bir algılama mevcuttur.
Buraya kadar ‘’bakma- görmek’’ ikilisinin inceliklerini açıklamış olduk. Özel durumdan genel duruma geçmek istersek, tüm vatandaşlarımızı ilgilendiren bir konu aramaya giriştik karşımıza 10 Temmuz Pazar günü yapılan seçim çıktı. Ona ait bilgileri aktarıp yorumunu sizlere bırakıverdik.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ: Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti bir Kurtuluş Savaşı sonunda kuruldu. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerinin oylarıyla Cumhurbaşkanını seçti. 10 Temmuz 2014 ‘de kadar bu yöntemi uyguladı.
Bu kez, Türkiye Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanını halkın seçmesi istenildi. Yasası, meclisten geçti. 10 Temmuz 2014 Pazar günü seçim yapıldı. Seçime katılan üç aday eşit şartlarda çalışamadılar ama seçimlerin sonucu açıklandı. Birinci sırada seçime giren aday, %51,/ ile seçimi kazandı. Böylece, bundan sonra Türkiye Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanını meclis değil halk seçecektir.
* * *
Doğduğum Çorum- Osmancık- Çampınar köyünde sandıklar açıldı, birinci sırada seçime giren, %51,7 olan insanımıza ( kendinize çeki düzen veriniz) DÖRT(4), oy çıktı.
Bu sonucun nedenini öğrenmek isteyenler bir köşe yazarı olarak benden açıklama istediler. Ben de onlara; ‘’BAKMAK- GÖRMEK’’ açısından cevaplar verdim. Onları da okurlarımla paylaşmak istedim. Çampınar köyünün geçmişini şöylece dile getirdim:
-Çampınar köyü; (400) yıl önce bir dağ eteğinde kurulmuş bir kırsal Anadolu köyüdür.
-Çampınar köyünün eski adı SECİĞEN’dir. 17 göçmen aile tarafından kurulmuştur. Bu aileler göçmenlerin niteliklerine sahiptirler. Kadın- erkek ayrımı yapmazlar. Kimse kimsenin dini inancına karışmaz. Allah’a, aynı peygambere ve Din Kitabı Kur’an’a içtenlikle bağlıdırlar. Her olaya bakarlar ama onun inceliklerini görebilirler.
-Kurtuluş Savaşında Kuvai Milliye ruhu ile Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının arasında yer alırlar. Kurtuluş Savaşında 10 şehit verirler. 15 gazilerine sahip çıkarlar.
-Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile 1926 yılınsa üç sınıf bir öğretmen, 1929 yılınsa 4 – 5. sınıflara bir öğretmenle ilkokula kavuşurlar. Kız-erkek ayrımı yapmadan çocuklarını okuturlar.
-Çampınar köyü bir kırsal köy olduğu için çiftçilik ve hayvancılık karınlarını doyurmayınca okumayı ve bir işte çalışmayı amaç edinirler. En çok okuyanı olan köy diye anılırlar.
-Çampınar köyünün diğer köylere göre farklılıkları vardır:
•1984 yılında ilk köy gazetesi olan Çampıar’ı çıkarırlar.
•1999 yılına ilk olarak Çampınar Prof. Bahri Savcı Kütüphanesini kurarlar
Bu açıklamalardan sonra Çampınar’lı; bakmayı bilir. Görmeyi de anlamında yapar diyebilirsiniz. Verilen 4 oyu bu açıdan değerlendirebilirsiniz.
Bugün zorunlu eğitim 12 yıldır. Çok yakında da üniversite dahil 16 yıl oluverirse o zaman Türkiye’miz eşsiz bir Türkiye olacaktır. Bu da böyle biline!
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
açık
banner303
banner364
Namaz Vakti 28 Eylül 2020
İmsak 05:03
Güneş 06:27
Öğle 12:36
İkindi 15:56
Akşam 18:35
Yatsı 19:54

Gelişmelerden Haberdar Olun

@