Bu araya ilginç bir anımı sokuşturayım:
Bayram gecesi faytonla dönerken, Çorum’u selden korumak için açılmış büyük çevre kanalında faytonumuz devrildi. Faytonda ana, baba ve 4 çocuk vardık. Sayım yapıldı, 1 eksik var. Telaşla aramaya çıktıklarını ve 4-5 yaşında olan beni, faytonun altında yarasız beresiz bulduklarını hatırlıyorum.
Babam, Atatürkçü ve devrimci olmakla beraber dindarlığından hiç fedakarlık yapmamıştır. Namazlarını, oruçlarını hiç aksatmamış, annemle beraber hac farizesini de ifa etmiştir. Dinimizin yasakladıklarını, ahlaki ve insani değerler olarak algılamış, uygulamıştır.
Yaşam tarzına getirdiği yenilikçi hamleleri sıralamak istiyorum:
-Çorum’da elektrik bağlantısı ve tesisatı yapılan ilk evlerden biriydi evimiz (1935). Şehir elektrik enerjisi akşamları birkaç saat olabildiğinden, gaz lambaları senelerce kullanımda idi ayrıca.
-İçme suyu bağlanan ilk evlerden biriydi evimiz (1934). Su ihtiyacı, sokaktaki mahalle çeşmesinden ve bahçemizdeki kuyudan karşılanırdı.
-Çorum’da radyo giren ilk evlerden biriydi evimiz (1937). Radyo girdikten sonra, babamın bir kulağı daima onda idi, ömrünün sonuna kadar.. Yazları bağ evine çıktığımız zaman da ilk işimiz galenli kulak radyosu tesisini kurmaktı. 1940’da Hitler Almanyasının Rusya’ya hücuma geçtiği günü, babamın, bütün bağ komşularımıza karşı yaptığı tezahüratı hiç unutmam. Harbin ve uluslararası siyasetin en etkili yorumları, babamın etrafında toplanan komşular arasında yapılırdı.
-Çorum’da banyo odasına sahip ilk evlerden biri idi bizim ev. O zamanlarda her evde dolap gibi kapaklı, su dökünerek gusül aptesti alınabilen bir yer vardı muhakkak. Ama yıkanmak için ev dışı hamamlara gidilirdi. Babam, komşu evi satın alıp evimizi büyütürken araya bir banyo odacığı yaptırdığında sanırım yıl 1939 idi. Yakma ve odunla besleme kapağı koridorda olan koca bir sac soba ile ısıtılırdı. Soba üstünde bakırdan su kazanı vardı. Betondan yapılmış koca banyo küveti, bir türlü ısıtılamadığından acele bahçeye atıldı. Yıllarca bahçede su havuzu oldu. Aileden kim seyahatten dönerse, eve gelince ilk işi önceden hazırlanmış, ısıtılmış banyoya girmek olurdu. Babama göre yolculuğun tozu-toprağı ve yorgunluğu ancak böyle çıkarılırdı.
-Sofra kültüründe adeta bir devrim yapmıştı, babam. Yemek, yer sofrasında, oturularak, ortadaki tencere ve sahandan kaşıkla veya yufka ekmeği sokumları ile yenirdi. Bizim evde yemek, masada, sedir veya sandalyelerde oturarak yenirdi. Herkesin tabağı, bardağı, çatalı ayrı idi. Herkes yerini almadan, besmele çekilmeden başlanmazdı. Bitiminde de, aramızda bulunmayan aile fertlerini de anarak, şükür duası okunur, amin’lerle kalkılırdı.
-Çorum’da yazlık eve çıkmanın öncülerinden biri idi babam. Şehir dışındaki bağlarda “kelik” denen yazlık kulübe veya ev sayısı 3-4 tane idi sanırım, 1940’ta. Babam böyle bir bağ evine sahip olamadığı için, Ilıca bağlarının tepesinde “Hamdi’nin bağ evini” 3-4 yaz kiralamıştı. Tabiat ortamı içinde yaz geçirmekten mutlu oluyorduk. Ve her yaz mutlaka bir hayvancığımız olurdu: kuzu, oğlak ve buzağı...
-Babam, Çorum’da aslen mevcut olan bağcılığa yeni bir anlam kazandırdı. Amaç sadece üzüm olmamalı idi. Ilıca’daki bağını tamamen meyveliğe çevirdi. Bağımızda her türlü meyve olmalı ve hep en iyi cins olmalıydı. Bakımına, budanmasına, aşılanmasına tek hakimdi. Bizler de öğreniyorduk yanında. İki şeyden yakınıyordu ihtiyarlığında: 1-Evde hanımların kestirdiği büyük dut ağacı yerini tutacak dut ağacı yetiştirememişti. 2-Ceviz ağacı yetiştirememişti.
Ama bağcılık ona 90 yaşına ulaşan sağlıklı bir ihtiyarlık biz çocuklarına da doğada doğa ile içiçe yaşamak alışkanlığı kazandırmıştı.
-
Babam, 6 erkek çocuk yetiştirdi. Gültekin, Enver, Sungur, Vehbi, Mete ve Tezer.. Her birinin farklı konularda yüksek tahsil yapıp meslek sahibi olmalarını sağladı. Bu onun en büyük mutluluğu oldu.
Çorum’un eğitim, kültür ve sosyal hayatına bütün çabasını verdi. Çorum ve çocukları için ömrünü verdi, unutulmazlığa erişti.
13.3.2016



Derlemelerden Tarih’e…
Noter İhsan Sabuncuoğlu, Çorum’un sosyal ve kültürel hayatına pek çok katkılarda bulunmuş, aktif bir “aydın”dı. Bu doğrultuda yaptığı çalışmalarını da “Derlemelerim” adı altında kitaplarda toplardı.
Bu kitaplar, Çorum Belediyesi tarafından 2008 yılında topluca yeniden bastırıldı.
1970’li yıllarda, Mehmet Yolyapar’ın muhabiri, yazı işleri müdürü ve genel yayın müdürü olduğu Çorum Gazetesi’nin de köşe yazarı olan İhsan Sabuncuoğlu, “Çorum Tarihine Ait Derlemelerim” adını taşıyan kitaplarının ilkinde, “önsöz” olarak şunları yazıyor:
“Çorumumuzun derli toplu basılmış bir tarih kitabı ortada yoktur. Vakit vakit rastladığımız bilgileri, gördüğümüz belgeleri, duyduğumuz rivayetleri ve hatta ihtiyaçları Çorum’daki gazetelerde yazagelmiş ve bazılarını da toplamış bulunuyoruz. Parça parça olan bu yazılardan tarihçiye yarayacak olanlarının bir araya getirilmesinin iyi olacağına inanıyoruz. Ve zaten Tarih kitabı, bu gibi derlenenlerin ve derleneceklerin, zamanına göre seziliş, anlanış, saklanış ve naklediliş şekil ve mahiyetlerine göre büyütülüp küçültülmesi sureti ile erbabının tahlilinden ve takdirinden geçirilmesi neticesi ortaya konacak şey değil midir?
İşte biz de gücümüz yeterince bu (Derleme)mizi sunmuş bulunuyoruz.”
15 Aralık 1971

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155