Bugün Bayramın üçüncü günü. Bu değerli günle çakışan “ Babalar Günü”, WhatsApp’ıma gelen güzel temennilerin sayısını çok artırdı.

Bu gelen mesajlardan gördüğüm gibi herkesin babası kendisi için çok değerlidir ve babaları hakkında anlatacakları vardır.

Ben de bu köşemde zaman zaman Babamdan bahsediyorum. Bu Babalar Günü’nde de benim gelişmeme yön veren Babamı özlemle hatırladım.

Babam, anne ve babasını çok genç yaşta kaybettiği için bizim yuvamızın sıcak ve mutlu olması için her zaman elinden geleni yaptı. Annemle birlikte altı evladının iyi yetişmesi ve sağlam ayaklar üzerinde durmaları için ellerinden geleni yapmaya gayret ettiler.

Babamla ilgili olarak anlatacaklarım o kadar çok ki bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmayı istiyorum.

İlkokul üçten ayrılmış bir baba olarak kız kardeşime ve bana öğretmen Sadi beyden mandolin ve keman dersi aldırmıştı.

İstanbul Hadımköy’de askerlik yapacak ağabeyimin kıtaya teslimine beraber gitmişti. Dönüşünde seyahatlerini ve oradaki işlemleri bizlere anlatmıştı.

Genç yaşta evlenen ve hamile kalan ablamın gurbet ellerde yalnız kalmasını ve doğum yapmasını arzulamayan babam, o günün şartlarında Muğla’nın Fethiye kazasının Üzümlü nahiyesine giderek ablamı Çorum’a getirmişti.

Sepetçi Sokağı’ndaki evimizden Bahçelievler’deki evimize taşındığımızda aldığı ilk otomobili ile tüm aileyi Yukarı Ilıca’da Damatlar’dan satın aldığı bağa nasıl sayısız seferler yaparak taşıdığını ve bundan ne kadar zevk aldığını halen hatırlarım.

Benim aile işlerinde yer almamı isteyen babamın devlet dairelerinde ve belediyede işlerini takip ederken sekiz yaşımdan itibaren beni nasıl yanında götürdüğünü hatırlarım.

Lise tahsilim esnasında her Cumartesi günü ve Çarşamba akşamı hamamımızda kasada oturuyor ve işletilmesine yön veriyordum. Lise bitirme imtihanlarım esnasında Perşembe günü yapılacak astronomi dersine iyi hazırlanabilmek için hamama gitmemiştim. Bu tutumum babamı hiç memnun etmemiş. Bunun üzerine babamın yanında olan rahmetli teyzemin eşi öğretmen ağabeyim Osman Özkan, evimize gelerek durumu bana anlattı. Bunun üzerine kitabımı alarak hamama gittim ve o akşamki nöbetimi tuttum. O zaman babama çok kızmıştım, ama daha sonra yıllar içinde söz verilen işlerin ve görevlerin yerine getirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gördüm ve öğrendim.

Ekonomik imkânı iyi olmasına rağmen o dönemlerde meşhur olan İngiliz kumaşından kendisine elbise diktirmeyen babam, ben Almanya’ya tahsile giderken özel olarak Ankara’ya gitmiş ve bana paltoluk İngiliz kumaşı satın almıştı. Bizim Hamam Sokak’ta yer alan dükkanlarımızda terzilik yapan Mehmet Başıbüyük’ün diktiği bu paltoyu yıllarca babamı anarak giydim.

Anlatacaklarım o kadar çok ki... İnşallah bunlara yazmakta olduğum aile kitabında geniş bir şekilde yer vereceğim.

Ben babamı dayanabileceğim arkamda dağ gibi hissettim. Kendisini kaybedeli 60 yıl olmasına rağmen her an onun bana çizdiği yoldan çıkmamaya ve onun izinde yürümeye gayret ediyorum. Eminim ki babam da beni gökten izliyordur...

Her an dualarımla Allah’tan babamın mekânını cennet kılmasını diliyorum.

Değerli okuyucularım, evlatlarınızı hayırlı insanlar olarak yetiştirmeniz temennisi ile hepinizin Babalar Günü’nüzü kutluyorum.

Yazıma Can Yücel’e ait satırlarla son vermeyi istiyorum

Baban giderse,

Başı dumanlı dağın gider,

Atan gider, sırtın gider,

Çınar ağacın gider,

Yaslanacak yer bulamazsın...

Baban giderse,

Darda sana yetişen elin gider,

Aklın gider, canın gider,

Şu dağlanmış yüreğinde,

Çocuk kalan yanın gider,

Baban giderse,

Öpülecek elin gider.

İstanbul, 17 Haziran 2018

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155